SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

Miras

KÖŞE YAZILARI

Talihsiz Tarihsizlik

KÖŞE YAZILARI

KONU VATANDIR, KONU DEVLETTİR, KONU MİLLETTİR

Bu haber 01 Nisan 2018 - 21:11 'de eklendi ve 3.090 kez görüntülendi.

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, “İstiklalimize saldırılırken, istikbalimizle ilgili oyunlar tezgahlanırken cumhurun emanetini daha fazla sahiplenmeliyiz, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini yüksek bir şuurla müdafaa etmeliyiz. Bir olmazsak, bizi ayıracaklar. Birlikte durmazsak, dalga dalga üzerimize gelecekler. Aynı gemideyiz, aynı siperdeyiz, aynı mevzideyiz; Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi varlık haklarını korkusuzca savunuyoruz. Konu vatandır. Konu devlettir. Konu millettir. İç çekişmelerle, sanal tartışmalarla, yapay anlaşmazlıklarla geçireceğimiz vakit yoktur, kalmamıştır” dedi.

MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman, içerden ve dışardan kuşatılan, her cepheden küresel saldırı altında olan Türkiye, çok ciddi bir beka mücadelesi vermektedir. Tarihi varlığımıza kast etmek isteyen karanlık saldırıları def etmenin yolu, milli birliğimizi korumaktan, iç ve dış tehditlere karşı yekvücut olup milli bir duruş sergilemekten geçmektedir ” dedi.

Partisinin Bursa İnegöl ilçe teşkilatının ev sahipliğinde gerçekleştirilen divan toplantısı ve üye katılım töreninde konuşan MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman şunları söyledi:
” Milliyetçi Hareket Partisinin siyaset oluşturma ve uygulama tarzı etkileşimli bir yapı içerisinde gerçekleşmektedir. Yani, Türk-İslam medeniyetinin ve devlet geleneğinin temelini oluşturan, en eşsiz yönetim biçimi olan istişareye dayalı bir modeldir. Bunun için bugün bir aradayız.

18 Mart 2018 tarihinde 12’inci Olağan Büyük Kurultayı’mızı muazzam bir katılım, eşsiz bir heyecan atmosferi içinde gerçekleştirdik.

Çok şükür ki Büyük Kurultayımız milli gönüllere ümit aşılamış, millet düşmanlarının, milliyet yoksunlarının uykularını kaçırmıştır. Büyük Kurultayımız milliyetçiliğin şöleni ve gövde gösterisi olduğu kadar demokrasi ve kardeşlik kültürünün mümtaz bir numunesi olmuştur. Malumlarınız olacağı üzere, 18 Mart 2018 tarihine gelesiye kadar, nice engelleri aştık. Nice oyunları bozduk. Nice tezviratları, nice fitne fesadı bozguna uğrattık.

Büyük Kurultayımız bir bakıma Türkiye’nin durduğu yere, Türk milletinin vicdanında duyup iddia ve ideallerinde bayraklaştırdığı ruha sahne olmuştur.

Biliyoruz ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin istikbali milli duruşun istikrar içinde devamına bağlıdır.

Duruşumuz Türkiye’dir, duruşumuz Türklüktür, duruşumuz Müslüman Türk milletinin ta kendisidir.

BEKA; VAR OLUŞUMUZDUR

Vefa ise duruşa manevi öz katan, vicdani mükellefiyet yükleyen, mana ve muhteva kazandıran insani haslet, imani asalettir.

Milliyetçi Hareket Partisi demek, Milli Duruş demektir.

Milliyetçi Hareket Partisi demek, Şühedaya Vefa demektir.

Milliyetçi Hareket Partisi demek, Millete Beka demektir.

Beka; var oluşumuzdur, payidarlığımızdır, sonsuzluk ırmağına akışımızın ana yatağıdır. Dünümüz halin kefili, atinin keyfiyetidir.

İçerden ve dışardan kuşatılan, her cepheden küresel saldırı altında olan Türkiye, çok ciddi bir beka mücadelesi vermektedir.
Türk milliyetçileri Türkiye’nin bekasına sahip çıkmak için şuurla ayağa kalkmışlardır.
Milliyetçi Hareket Partisi, Türk siyasetinin yarım asırlık ulu çınarıdır.

DURUŞUMUZ MİLLİDİR

Türk – İslam ülküsünden feyzini alan ilkeleri, ülküleri ve inançlarıyla on yıllardır siyaset alanındadır.

Zulümler, saldırılar, baskılar, haksızlıklar, siyasi suikastlar, zindanlar, işkenceler, tezgahlar, komplolar ve kumpaslara rağmen bugün de korkusuzca ayaktadır.Bu kutlu dava; karşılıksız ve sonsuz bir vatan ve millet sevgisinden kaynaklanan bir ruh, gönül ve iman hareketidir.

Bundan sonra takip edeceğimiz hedefler bellidir. Duruşumuz millidir. Vefamız şühedayadır. Millete beka irademiz, isteğimizdir.

Tarihi varlığımıza kast etmek isteyen karanlık saldırıları def etmenin yolu, milli birliğimizi korumaktan, iç ve dış tehditlere karşı yekvücut olup milli bir duruş sergilemekten geçmektedir. Bu itibarla Milli Duruş aynı zamanda Türkiye’nin duruşudur, böyle de olmalıdır. Türkiye’nin bekasının, milli birlik ve bölünmez bütünlüğünün korunması, Cumhuriyetimizin temel değerlerinin ebediyen yaşatılması bizim için yemindir.

Milli Duruş; Türkiye’nin ortak değerlerinin, milli güvenliğinin arkasında durmaktır. Siyasi hesapları bir kenara bırakıp, ülkenin geleceğine sahip çıkmaktır. Milli onura uzanan elleri kırmak için ayağa kalkmaktır.

Teröre, etnik fitne ve tahriklere karşı açık ve kararlı bir tavır almak ve bunlarla sonuna kadar mücadele etmektir.Ve millet için, vatan için, bayrak için, istiklal için her fedakarlığı yapmaktır.

Milli beka söz konusu olduğunda siyasi plan yapılmaz, yapılmamalıdır. Türkiye bugün Cumhuriyet tarihimizin en zor, en nazik döneminden geçmektedir. Milli bekamız, milli güvenliğimiz, milli haklarımız, milli birliğimiz çok ciddi tehdit ve tehlikelerle karşı karşıyadır.

Karşımızdaki hain terör ve hıyanet cephesi, milli varlığımızı ve geleceğimizi karartma ve perdeleme hedefindedir.

18 MART’TA ÇANAKKALE RUHU AFRİN’E MÜHRÜNÜ VURMUŞTUR

Türkiye, bu terör cephesine karşı içerde ve dışarda amansız bir mücadele içindedir. Türk Silahlı Kuvvetleri, PYD/YPG’li teröristlere karşı temizlik harekatını Afrin’den başlatmış ve Allah’a çok şükür Zeytin Dalı Harekatı’ndan alnının akıyla çıkmıştır.
Afrin’in kontrolü, hareketin 58’inci gününde sağlanmıştır. 18 Mart’ta Çanakkale ruhu Afrin’e mührünü vurmuştur.
Güney sınırlarımız boyunca hainlerin barınmasına, yuvalanmasına, Türkiye’yi tehdit etmelerine kesinlikle izin verilmemelidir.
Suriye’yle olan 911 km’lik sınırımız, Irak’la olan 350 km’lik sınır hattımız mutlaka emniyete alınmalı, güvenlik mutlaka temin edilmelidir.
Bu seferberlikte Milliyetçi Hareket Partisi milli sorumluluğunun idrakiyle gereken her desteği, gereken her katkıyı verecek, sonu ne olursa olsun milletinin yanında sapasağlam duruş gösterecektir.

Bu bizim Milli Duruşumuzun gereğidir. Bu bizim Şühedaya Vefamızın gereğidir. Bu bizim Millete Beka irademizin sonuç ve gereğidir.

TÜRKİYE BİR HUKUK DEVLETİDİR

Terörle mücadelenin yanı sıra, önümüzdeki önemli meselelerden biri adalet ve ahlaki alanda yapılması gereken kalıcı ve kapsayıcı düzenlemeler olmalıdır. Türkiye bir hukuk devletidir. Üstünlerin değil, hukukun üstünlüğü esas ve bağlayıcıdır. Hiçbir şart altında hukuk dairesinden çıkmamak, ahlak ilkelerinden ayrılmamak devlet olmanın gerek ve kaçınılmaz sonucudur. Şu anda Türkiye zahmetli, bedeli yüksek ve maliyeti oldukça ağır terörle mücadele sürecindedir. Buna rağmen adalet ve hukuktan taviz verilmemesi en başta tarihimize ve ecdadımıza karşı manevi borcumuzdur.

TERÖR ÖRGÜTLERİNİN İYİSİ KÖTÜSÜ YOKTUR

Terörizm yalnızca bizim değil, bütün ülke ve toplumların yeg‰ne ve ortak düşmanı olmalıdır. Terör örgütlerinin iyisi kötüsü olmayacaktır. Teröristin makulü, makbulü ve masumu da görülemeyecektir.

Bir yanda FETÖ, diğer yanda PKK-PYD-YPG ve IŞİD Türkiye’nin başını ezmesi gereken, haklarından öyle ya da böyle gelmesi kaçınılmaz olan zehirli yılanlardır.

15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası Türk devleti doğaldır ki savunma refleksine geçmiş, her alana yuvalanan hainleri temizlemeye koyulmuştur. Hakkı teslim etmek adına diyebiliriz ki, bu konuda epey mesafe alınmıştır.

Fakat FETÖ’yle sürdürülen mücadelenin yeterli, doyurucu, tatmin edici seviyelere ulaşamadığı son gelişmelerden anlaşılmaktadır. FETÖ virüsü her yere bulaşmıştır. Bu hain terör örgütü devlet ve toplum hayatının hücrelerine kadar sızmış, sirayet etmiştir.

KİM FETÖ’YE YARDIM VE YATAKLIK YAPMIŞSA GEREĞİ YAPILSIN

Bu hassas süreçte hükümet gittikçe ağırlaşan, yaygınlaşan ve herkesi vurmaya başlayan FETÖ’yle mücadele sürecinde, hukukun temel ilkelerinden ayrılmamalıdır.

Bu itibarla hukuk herkese eşit uygulanmalı, aynı ölçü ve dozajda etkisini göstermelidir. Hukukun üstünlüğüne bağlıysak başka türlüsünü düşünmek zaten imk‰nsızdır.Bir terör örgütüyle mücadelede hatırlı ve iktidara yakın olmak hiç kimseye avantaj sağlamamalı, korumaya almamalıdır.

Kimin Bylock’u varsa deşifre edilsin, kim FETÖ’ye yardım ve yataklık yapmışsa gereği eksiksiz ve sonuna kadar yapılsın.
Adalet yerini bulmadan, hak ve hukuka saygı duyulmadan Türkiye’nin güvencede olması, mill” güvenliğini tesis etmesi düşünülemeyecektir.

TÜRKİYE; AVRUPA BİRLİĞİNE MECBUR DEĞİLDİR

AB Konseyi’nin, ülkemizin Akdeniz ve Ege Denizi’ndeki faaliyetlerini kınayan açıklaması bir skandaldır, iflah olmaz bir Haçlı kafasıdır.
Türkiye, Avrupa Birliği’nin yörüngesinde kalacak, egemenliğini devredecek uydu ve uyduruk bir devlet değildir.
Türkiye; Avrupa Birliğine mecbur değildir, muhtaç değildir, mahkum değildir. Ya onurlu, eşit ve saygın bir üyeliğin yolu açılır, ya da evli evine, köylü köyüne gider, Ankara tam bağımsızlığın pusulasıyla geleceğini kurar ve kurgular.
AB’nin nazını, kaprisini, sinir bozucu kararlarını çekecek, buna katlanacak ne sabrımız, ne de tahammülümüz kalmıştır. Türkiye’ye hasta adam muamelesi yapanlar rezilliklerinde boğulacaklardır. Bitecekse biter, bu da dünyanın sonu değildir, olmayacaktır.

HER İNSANIMIZA MUTLAK SURETTE ULAŞACAĞIZ

MHP, Türkiye’nin yakın, orta ve uzak geleceğine ilişkin stratejik görüş ve hedeflerini ortaya koymuş, hazırlıklarını tamamlamıştır.
12’inci Olağan Büyük Kurultayımızın sonucunda, yenilenmiş kadrolarımızla, gelişmeleri ve gerçekleşmesini öngördüğümüz hadiseleri milliyetçilik, demokrasi ve milli duruşla yorumlayıp vatanımızın her köşesine, her insanımıza mutlak surette ulaşacağız.

İNEGÖL İL OLMAK İSTİYOR

2023, Cumhuriyet’in yüzüncü yıldönümüdür. Büyükşehirleri kapsayacak şekilde yüz il, bin ilçeden oluşan bir idari sistemle, ekonomide yerli ve milli diriliş sayesinde, siyasette birlik ve dayanışma ruhunun ayağa kalkışıyla Türkiye bölgesinde süper güç, küresel düzeyde de sözü dinlenen bir ülke seviyesine çıkmalıdır, inanıyoruz ki mutlaka çıkacaktır.
Bu çerçevede İnegöl il olmayı hak eden ilçelerimizden birisidir. Bu bağlamda 09/03/2011 ve 27/04/2012 tarihlerinde TBMM’de “Beş İlçe ve İnegöl Adıyla Yeni Bir İl Kurulmasına İlişkin Kanun Teklifi” verdik. İnegöl il olmak istiyor, MHP bunun takipçisidir.

YENİ SİSTEMDE KUTUPLAŞMA İHTİMALİ EN AZA İNDİRİLMİŞTİR

Ülkemiz, 16 Nisan Halk oylamasıyla beraber yönetimde istikrarın tesis, temsilde adaletin temin edileceği bir yönetim sistemine kavuşmuştur.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi yasama, yürütme ve yargı organlarının güçlendiği; siyasi ve toplumsal uzlaşmanın ön plana çıktığı, milli iradenin doğrudan tecelli ettiği bir yönetim yapısıdır.
Cumhur, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne onay vermiş, geleceğini bu sistemin ruhuna göre planlamış ve tayin etmiştir.
Çok partili siyaset hayatımızda bu haliyle 16 Nisan Halkoylaması bir milat, hatta demokratik bir misak olmuştur.
Yeni sistemde kutuplaşma ihtimali en aza indirilmiştir.
Barajın fiilen yüzde 50+1’e çıktığı göz önüne alındığında siyasi partilerin uzlaşmaktan, ahlaki bir ittifak kurmaktan başka seçeneği de kalmamıştır.

TÜRK MİLLETİ ORTAK PAYDASINDA BULUŞMALIYIZ

Türkiye’nin beka düzeyinde tehditlerle boğuştuğu bir dönemde, siyasetin kavgaya sapmasını doğru göremeyiz, makul karşılayamayız.
İstiklalimize saldırılırken, istikbalimizle ilgili oyunlar tezgahlanırken cumhurun emanetini daha fazla sahiplenmeliyiz, Cumhuriyet’in kuruluş felsefesini yüksek bir şuurla müdafaa etmeliyiz.
Elbette bir olmalıyız, Türk milleti ortak paydasında buluşmalıyız.
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, cumhurun bizzat kendi mimarisi, bizzat kendi eseridir.

Yeni sistemin doğasına muvafık şekilde siyasi partiler arasında ittifak kurabilmenin kanuni alt yapısı muvaffakiyetle hazırlanmıştır.
Türkiye’mizin bir yıkıma sürüklenmesini önlemek, hepimiz için tarihi ve milli bir görevdir. Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatları, bizlere gönül veren vatandaşlarımız bunun farkında ve bilincindedir. Özellikle milli varlığımızın ağır tehlikelere maruz kaldığı son yıllarda böylesi bir karara ve kararlılığa olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır.

VATANIMIZI NE PAHASINA OLURSA OLSUN KORUMAK MECBURİYETİNDEYİZ

Bu nedenle bekamıza hep birlikte omuz vermeli, dayanışma ve kardeşlik ruhunu canlı tutmalıyız.
Bir olmazsak, bizi ayıracaklar. Birlikte durmazsak, dalga dalga üzerimize gelecekler.
Aynı gemideyiz, aynı siperdeyiz, aynı mevzideyiz; Türk milletinin, Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi varlık haklarını korkusuzca savunuyoruz.
Konu vatandır. Konu devlettir. Konu millettir.
İç çekişmelerle, sanal tartışmalarla, yapay anlaşmazlıklarla geçireceğimiz vakit yoktur, kalmamıştır.
Bizim için önce ülkem ve milletim, sonra partim ve ben ilkesi geçerlidir.
Aziz vatanımızı ne pahasına olursa olsun korumak mecburiyetindeyiz.

HİÇBİR SİYASİ DÜŞÜK CUMHUR İTTİFAKINI ÇATLATAMAYACAKTIR

Böylesi bir dönem içerisinde birbirimize kenetlenerek gerek siyasi gerekse toplumsal düzeyde bir ve beraber hareket etme faziletini göstermemiz zaruridir. Bunun için Cumhur ittifakı çok mühimdir. Milletin geleceği adına önemlidir.
Cumhur İttifakı, Türkiye Cumhuriyeti’ni kuruluş felsefesine müzahir biçimde geleceğe taşıyacaktır. Hiçbir odak, hiçbir mahfil, hiçbir güruh, hiçbir siyasi düşük Cumhur İttifakını çatlatamayacaktır.
Yeni hükümet sisteminin mimarı bizzat Türk milletidir. Yeni hükümet sistemi husumet ve hıyanete karşı güvencedir, güvenlik kilididir, milli bekanın sigortası, güvenli siperidir. Cumhur İttifakı, Cumhuriyet’in iradesidir. Cumhur İttifakı, Türk milletinin tarihi uzlaşmasıdır. Cumhur İttifakı, istiklal ve istikbalimizin teminatıdır.
Allah’tan niyazımız milletimizi ve devletimizi her türlü saldırı ve musibetlerden korumasıdır.Bizim başarımız, Türkiye’nin başarısı, Türklüğün ve Türk-İslam Ülküsünün zaferi olacaktır.

MAZLUMLARIN GÜR SEDASIYIZ

Kerkük, Musul, Telafer, Tuzhurmatu, Kaşgar, Akmescit, Bosna; özetle Türk-İslam’ın nabzının attığı her yer için varız.
Ankara için ayaktayız. Bursa için seferdeyiz. Mazlumların gür sedasıyız.
Gariplerin sesi, mağdurların nefesi, muhtaçların eli, Türk-İslam ülküsünün sevdalısı, dökülen masum kanların alacaklısıyız.
Dün Malazgirt’te, Çanakkale’de, Kocatepe’de nasıl varlığımızdan ve bağımsızlığımızdan taviz vermeyip zafere ulaştıysak, bugün de aynısını yapacağız, mutlaka başaracağız.

HER BİR VATANDAŞIMIZI MHP ÇATISINA DAVET EDİYORUZ

Türk milletinin tarih yolculuğunda Türklüğü yaşatmak ve yüceltmek uğruna can veren ecdadımıza,Milli Mücadele’nin lideri ve Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve kurucu kahramanlara,Dünyanın en büyük şehitliği olan Çanakkale’den bu dönemin beka mücadelesine sahne olan Afrin’e kadar; vatan savunmasında, terörle mücadelede, bir hilal uğrunda toprağa düşen aziz şehitlerimize,Partimizin kurucu Genel Başkanı Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’e,İnegöllü ülkü şehidimiz Yusuf İmamoğlu’na ve Hakk’a yürümüş bütün dava şehitlerimize, dava arkadaşlarımıza Cenab-ı Allah’tan rahmetler diliyorum.

Sözlerime burada son verirken vatan ve millet sevgisi ve Türkiye’nin onurlu ve huzurlu geleceği ortak paydasında aynı duyguları, hassasiyetleri ve endişeleri paylaştığımız her bir vatandaşımızı liderimiz Sayın Devlet Bahçeli önderliğinde MHP çatısına davet ediyoruz.

Bu duygu ve düşüncelerle hepinize bir kez daha sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Hepiniz Cenab-ı Allah’a emanet olun.
Sağ olun, var olun.
Ne Mutlu Türküm Diyene.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.