Asikurtlar©

Konjonktüre Zar Atmak!

Konjonktüre Zar Atmak!
01 Nisan 2016 - 9:33 'de eklendi ve 4054 kez görüntülendi.

 

 

Özgüven iyidir ve gereklidir ama aşırı özgüven zararlıdır, insanı hedef koyma noktasında yanıltır.
Siyasette hedefi bir boy büyük tutmak gerekli ve yararlıdır ama esas olan, gerçekle barışık olmaktır.

Vaatler ve öngörüler hep beklenenden bir boy büyük olmak zorundadır. Ama kişi daima kendi gerçek bedeninin farkında olmalıdır.
Vaatlerin ve hedeflerin büyüsüne kendilerini kaptıranlar, ortaya çıkan gerçek karşısında hüsrana uğramaktan kurtulamazlar.
MHP’nin elde ettiği seçim sonuçlarını da vaatlere ve hedeflere göre değil, gerçeklere göre sorgulamalıyız.

Siyaset bir hukuk nizamı içinde, önceden belirlenmiş ilkeler ve kurallar içinde yapılır.
Devrimlerin, sivil darbelerin ve terörizmin ise belli bir ilkesi, kuralı, meşruiyet çabası yoktur.
Bir dönem yasalarla arasına silahlı düşman girmiş bir hareketi, yeniden meşru zeminin vazgeçilmez müdavimi yapmak kolay bir iş değildir.
O yüzden de kimsenin MHP’nin son 30 yılda aldığı mesafeyi küçümsemeye, 1987’deki tek otomobilli
Şentepe mitingini unutmaya hakkı yoktur.
1987 seçimlerinde MÇP’nin aldığı 701.538 oydan daha fazlasını, bugün sadece iki ilimizden, Adana’yla Mersin’den alıyoruz. (2014’te: 410.293 + 324.127 = 734.420)
30 yılda MHP’nin oylarını, seçmen sayısı bakımından 10 katına, oran olarak 5,5 katına çıkarmışız. Bunları övgü, savunma veya teselli olsun diye söylemiyoruz.
Şurası bir hakikat ki; söylemlerimizdeki tarihi uyarılara uygun çalışmalar yapmıyoruz.
Tabii ki daha çok çalışmalı, bunu da ikiye üçe katlamalıyız.
Peki biz sahada şimdiye kadar ne yaptık, şimdi ne yapıyoruz? İki mitinge, dört esnaf gezisine katılıyor, sonra da “çok çalıştık olmadı” diyoruz.
Kendimi ayırt etmeden söylüyorum! Her seçimden sonra yeniden duaya duruyor, çekiliş bekleyen talihli gibi seçim gününü bekliyoruz.

Bu heyecan katsayısı ve bu çalışma temposuyla başarıya koşamayız.
Sağımızda ve solumuzda “ithal çivili ayakkabı”yla koşan “dopingli sprinterler” varken, biz bu yarışı iskarpinle, dümdüz koşarak kazanamayız!
AKP ve HDP bu ülkede siyaset yapmıyor; illegali okşayan, derin heyecanlardan güç alan bir devrim hırsıyla saldırıyor…
Halkı kazanmak için birinin elinde devlet imkânları var. Diğerinde illegal silahlı güç ve kara para… İkisi de derinden derine bunları kullanıyor.
Biri devlete, hazineye, orduya el koymak için elinden geleni yapıyor. Diğeri kendi devletini, hazinesini, ordusunu kurma aşkıyla bir düşmana yanaşıyor, bir dosta saldırıyor.
Biz ise bunları ve bunlara karşı mücadele usullerini masaya yatırıp, seçtiğimiz yöntemlerle karşı hamle başlatmak yerine birbirimize saldırıyoruz.

Bizi şahlandıracak bir heyecana ihtiyacımız var; bu bir gerçek ama maceraya atılmak gibi bir lüksümüz de yok!
Uzun bir seçim maratonundan hüsranla çıkmışız. Uzatmalarda gol yemiş takım gibiyiz; üzüntülü ve yorgunuz…
Seçimden seçime MHP’li, tırnak içinde Ülkücü olanlar zaten gitmiş, herkesin kendince haklı bir sebebi var; birbirimize kırgınız!
Camianın beylik laflara karnı tok, bunun da farkındayız. Bence biz hala, vakfedilmiş hayatların, takdir görmemiş mesailerin öcünü alırcasına birbirimize hava atmakla meşgulüz.

Siyaset, bir bakıma görücüye çıkar gibi süslenerek halkın karşısına çıkma ve iktidara talip olma sanatıdır.
Oysa bence, biz hala fazla erkeğiz ve “beğenmeyen kızını vermesin” sadedindeyiz!
Tabiatıyla, evin oğlu başka yerde, kızı başka yerde, halılar balkonda, süpürge orta yerdeyken kimseye kendimizi beğendiremeyiz!

Bu durumda aile reisinin “toplanın, toparlanın” çağrısına hep birlikte kulak vermeliyiz.
İletişim çağındayız, siyaset, artık seçim zamanı yapılan şok kampanyalarla yürütülmüyor. Dünya küçüldü, vitrin büyüdü, her yer ortak bahçe, her yer misafir odası…
Siyasi partiler, gelişen iletişim imkânlarının da etkisiyle halkın sürekli gözünün önünde!..
Anlık interaktif yalanlarla, karalanmalar da cabası…

Bütün evlerin birbirine fiber kablolarla bağlandığı bir dünyada dağınık bir görüntü vermeye, kavga manzarası çizmeye kimsenin hakkı yok.
MHP, elbette siyasi çalışma taktiklerini hızla değişen çağın gereklerine göre sorgulamalı ve kendini geliştirmelidir.

Ancak sağda ve solda atılan dopingli deparlar karşısında geçen yüzyıldan kalma geleneksel kitle partisi siyasetine yönelmenin hiç kimseye bir faydası yoktur.
Bu seçim maratonu yorgunluğu, Ülkücülere hata yaptırmamalıdır.
Ülkücüler “konjonktüre zar atmak”tan kaçınmalı, şehitlerin emanetiyle kumar oynamamalıdır.
Büyük ikramiyenin bir sonraki çekilişe devretmesiyle avunmamalıdır!

Milliyetçi Hareketin, sınav vermiş, bedel ödemiş şerefli mensupları, hareketin emektar liderine saygıyı elden bırakmamalı; çıkış yolunu muhabbet ve dayanışma içinde, hep birlikte aramalıdır.
Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER