Asikurtlar©

Koalisyon Penceresinden Görünenler

Koalisyon Penceresinden Görünenler
14 Temmuz 2015 - 18:45 'de eklendi ve 3988 kez görüntülendi.

Hükümet kurma turlarının başlaması ile birlikte akıllardaki, “bir koalisyon mu oluşacak, seçime mi gidilecek?” sorusu daha da öne çıktı. Bu sorunun cevabını ülkenin şartları değil, başta Erdoğan olmak üzere AKP’nin menfaatleri ve bu menfaatlerin neyi gerektirdiği oluşturuyor.

MİLLET HESABI BOZDU

Erdoğan bütün hesabını AKP’nin tek başına iktidarına, hatta Anayasa değiştirecek bir çoğunluk elde etmesi üzerine yapmıştı. Zaten seçim meydanlarında bunu açık açık söyledi. Başbakanın ve parti yönetiminin ne düşündüğüne, ne istediğine bakmadan bir başkanlık sistemi dayatmasıyla meydanlara indi ve her şeyi göze aldı. Ancak, evdeki hesap çarşıya uymadı ve millet bu hesabı bozdu. Bırakın anayasa değiştirmeyi, tek başına iktidarı bile kaybettiler. Doğal olarak bütün planlar değişti. AKP büyük bir belirsizlik ve telaş içine düşmüşlerdi ki, CHP imdada yetişti. Kılıçdaroğlu’nun peşin teslim olması, hem Erdoğan’ı, hem Davutoğlu’nu çok ama çok rahatlattı. Hatta bu durumu avantaja çevirip bir psikolojik üstünlükle şartlarını da dikte ettirmeye başladılar.

CHP’DEN TEMİNAT

Daha net anlaşılması için CHP’nin AKP’ye nasıl teslim olduğunu bir defa daha hatırlatalım: CHP, seçim öncesinden bir koalisyon ortaklığına hazır olduğunun mesajlarını verdi. Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu, AKP ile biraraya gelebilmek için kapıları ardına kadar açtı. AKP ile CHP’yi ortaklık kurmada zorlayacak tek şey, 17-25 Aralık süreciyle ilgili yaşananlardır. Onun dışında zaten birbirlerinden fazla bir farkları yoktur. Kılıçdaroğlu seçim meydanlarında, “devri sabık oluşturmayacağız” diyerek, AKP’nin kabusu olan 17-25 Aralık konusunda peşin bir teminat verdi.Seçim sonrasında koalisyon masasına önyargısız oturacaklarını ve rövanşist olmayacaklarını söyleyerek bu güvencesini daha da pekiştirdi. Bu teminat sadece 13 yılın yanlışlarını CHP’ye onaylatmak için bir fırsat olmakla kalmıyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Anayasa tanımazlığının bir sistem haline gelmesini de sağlıyor.

MHP’YE SALDIRILAR KASITLI

AKP-CHP ortaklığının önünde hiçbir engel bulunmamaktadır. Erdoğan ve Baykal ikilisi zaten zemini hazırlamış ve koalisyonun adını koymuşlardı. Kılıçdaroğlu 14 ilke açıklamış, ancak bunların ortaklık şartı olmadığını üstüne basa basa tekrarlamıştır. Dikkatlerden kaçmaması gereken bir nokta da her iki partinin birden olur olmaz şeylerle MHP’ye saldırmasıdır. Tamamen tribünlere oynamak ve güya MHP’ye olmadığını gösterebilmek için sudan bahaneler üretilmiştir ki, bunun böyle olacağını zaten ilk günden söylemiştik. Şu garabete bakınız ki, AKP sözcüleri MHP’nin haklı, makul, gerçekçi, açık, net, kesin tavırla HDP’ye biraraya gelmemesini eleştiriyorlar. Aynı eleştiriyi en sert şekilde CHP’de yapıyor. Ancak, daha önce ihanet ortaklığı kurup Dolmabahçe’de mutabakat imzalamış olmalarına rağmen, AKP, HDP’ye hükümet kurmaya teklifi götürmeye dahi cesaret edemiyor. Ve CHP’nin, bu konuda AKP’ye tek bir söz söylediğini duyan olmadı. Sadece bu kadarı bile nasıl kirli bir oyun oynandığını ve MHP’ye saldırıların ne kadar mesnetsiz olduğunu belgelemeye fazlasıyla yeterlidir.

Millet dürüstlük bekliyor

Millet dirayetli, kararlı, dürüst, güven veren ve itibarlı bir hükümet bekliyor. Nitekim, MHP’de bu beklentiyi her şeyin önüne geçiren bir tavır ortaya koymuştur. AKP’yle ortaklık için ileri sürdüğü şartlar tamamen bu beklentinin karşılanması içindir. Ancak, hükümetin oluşmasını Türk milletinin bu ihtiyacı değil de, BOP yolunda gidenlerin, Erdoğan’ın sözünü ettiği üst aklın, havuzcuların, 17-25 Aralık sakinlerinin ve çözülme ortaklarının hesaplarının belirleyeceği ortaya çıkmıştır.

MHP BİR FIRSAT SUNDU

Akıl ve izan sahibi olan herkes biliyor ki, MHP, Türk milletinin istek ve beklentilerini öne almış, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bekasını temel şart olarak ortaya koymuştur. Çözüm denen ihanet süreci bu ülkenin başının belasıdır ve ne tür sonuçlar doğurduğunu daha dün yaşanan kalleşliklerle bir defa daha gördük. 17-25 Aralık yüzyılın ayıbıdır ve mutlaka yargı yoluyla bu rezillik temizlenmelidir. Cumhurbaşkanının Anayasal sınırlar içinde kalması, sistemin işlemesinin, kurumlara güvenin oluşmasının, demokrasi ve hukukun yeniden ayağa kalkmasının temel şartıdır. MHP, Davutoğlu’na bütün yüklerinden kurtulacağı, devletin yeniden işlerlik kazanacağı, toplumsal huzur ve güvenin tesis edileceği bir imkanı; AKP’ye gerçek anlamda genel başkan ve Başbakan olmasını sağlayacak bir fırsatı, altın tepsi içinde sunmuştur.

YALAN, TALAN VE İHANET DÜZENİ

Bugünkü görüşmede de çok yüksek ihtimalle bu durum kendilerine hatırlatılacaktır. Eğer, samimiyet ve ilkeleri varsa, MHP’nin şartlarına hiçbir itiraz yapılmazlar. Ancak, böyle bir ihtimal bulunmadığını Davutoğlu Saraybosna dönüşü uçağındaki seçilmiş gazetelere yaptığı açıklama ile bir defa daha göstermiştir. Hem Türk milletinin, hem Cumhuriyetin, hukukun, demokrasinin kazanacağı, hem de Davutoğlu’nun kendini ispat edebileceği bu imkan, özel hesaplar uğruna heba dilmektedir. Bunun yerine PKK’nın dayattığı, BOP’un uygun bulduğu, haram havuzlarına para akıtan güruhun alkışladığı, 13 yıllık yalan, talan ve ihanet düzenine benzer bir yapının oluşacağı CHP’ye ortaklık öne çıkıyor.

İKLİM
Koalisyon görüşmeleri böyle bir iklimde yapılıyor. Daha önce defalarca belirttiğimiz gibi, Davutoğlu turlara CHP cebinde olarak çıkıyor. Son anda bir pişmanlık gösterilir, bu yanlıştan dönülür mü bilmem. Ancak her şey Türk milletinin gözleri önünde cereyan ediyor. AKP-CHP ortaklığı neredeyse kesinleşmiş gibidir. Böyle bir yapının uzun ömürlü olası çok kolay görünmüyor. Eninde sonunda mutlaka millete gidilecektir ve bu hesap bir defa daha görülecektir.

ORHAN KARATAŞ

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER