Asikurtlar©

Kimliğimizi de çaldılar

Kimliğimizi de çaldılar
07 Nisan 2016 - 11:17 'de eklendi ve 4053 kez görüntülendi.

 

 

Türk milleti tarihimizde ender görülen zor ve sıkıntılı bir süreci yaşamaya mahkum edilmiş durumdadır. Bu hazin tablo orta yerde dururken, ülkenin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve Anamuhelefet partisi liderinin birbirleri hakkında akla gelebilecek bütün ölçüleri çok aşan değerlendirmelerde bulunmalarını ibretle izliyoruz. Kendi varlıklarını ve siyasetlerini ülkenin ve milletin varlığının önüne nasıl geçirdiklerini, günlük siyaset uğruna neleri göze aldıklarını ve seviyeyi içimiz sızlayarak izliyoruz.

TÜRKİYE KAVRULUYOR
Türkiye kavruluyor. Terör gün geçtikçe ağırlaşıyor ve canımızı yakıyor. Ne acıdır ki, ülkemiz cenaze evine döndü. İhanet aldı başını gidiyor ve ülkemizin varlığını ve geleceğini ciddi biçimde tehdit ediyor. Tarihin en büyük yolsuzluk ve rüşvet skandalları patlıyor ve bunların hesabı sorulamıyor. Ahlaksızlık, fuhuş, uyuşturucu, kadın cinayetleri, tahammülsüzlük ve çürüme habis bir ur gibi her yeri sardı. Etrafımız amansız bir şekilde ateş çemberine alındı ve sınırlarımızdan bela yağıyor. Ülke itibarımızın, saygınlığımızın nasıl yerlerde süründüğünü acı sonuçlarıyla birlikte hep birlikte yaşıyoruz. Sayın Bahçeli’nin deyimiyle Türk vatanı darboğazda, Türk milleti dar ve şiddetli bir terör koridorundadır. Ülkemizin temelleri çatırdamakta, altındaki sağlam zemin kaymaktadır. Vatandaşlarımızın neşesi yoktur. Türk milletinin yaşama sevincine gölge düşmüştür. Milli güvenlik lekelenmiş, sınırlarımız laçkaya dönmüştür.

BAŞIMIZA NE GELECEK?
Bu kadarla da kalmıyor. Her gün yeni ve can yakan bir olumsuzlukla, yetersizlikle, yanlışla ve bunların doğal sonucu olarak kayıpla karşılaşıyoruz. 50 milyon vatandaşın kimlik bilgilerinin dünya ölçeğinde ortalığa saçılması, AKP’nin ülkeyi her türlü tehdit ve tehlikeye nasıl açık hale getirdiğinin yeni ve hayret veren bir belgesi olmuştur. Bu öyle sıradan bir yetersizlik değildir. Hepimizi birinci derecede ilgilendiriyor ve yarın kimin başına neyin geleceğini hiç kimse kestiremez. Her vatandaşımız, her an hiç ummadığı, aklına dahi gelmeyen bir sonuçla karşılaşabilir. Kelimenin tam anlamıyla Allah’a emanet yaşıyoruz.

ÜMİT VEREN HİÇBİR ŞEY YOK
Elle tutulur, ayakta kalan, ümit ve heyecan veren hiçbir şey kalmamıştır. Nereye dönsek aynı şeyle karşılaşıyoruz. Devleti devlet, milleti millet yapan bütün kurumlar, bütün değerler 14 yıldır sürdürülen bilinçli ve kasıtlı politikalarla yerle bir edilmiştir. Emin olunuz, bu ülkeyi yıkmak, bu milleti bölmek için dışarıdan özel bir görevlendirme yapılsa ve ellerine de iktidar imkanları verilseydi, bu kadarını yapamazlardı. Ama ne acıdır ki, AKP yaptı ve yapmaya da devam ediyor. Hiçbir ümit ışığı göremiyoruz. Sadece duruma göre vaziyet alıyor, bu vaziyete uygun laf üretiyor ve kurdukları düzeni ayakta tutmaya çalışıyorlar. Eğer aksi olsaydı, zerre kadar samimiyetleri bulunsaydı, hiç olmazsa ülkenin bu hali karşısında ortaya ciddi ve tutarlı bir şeyler koyar ve yanlışlarından dönerlerdi.

NEYİ BEKLİYORSUNUZ?
Sayın Cumhurbaşkanı, “devletine, milletine ihanet eden kimseyi sırtımızda taşımak zorunda değiliz. Terör örgütünün yandaşlarını devre dışı bırakmak için vatandaşlıktan çıkartma dahil, gereken tüm önlemleri almakta kararlı olmalıyız. Bunlar bizim vatandaşlarımız dahi olamazlar.” Diyor. Millete ihanet edenlerle daha önce hangi masaların kurulduğunu, bu ihanet güruhunun şehirleri bomba ve silah deposu haline getirilirken nasıl görmezden gelindiklerini ve bu konudaki itirafları bir kenara bırakıyorum. Eğer söylenen son sözler samimi düşünceleri ise neyi bekliyor, neden harekete geçmiyorlar? Hükümet kontrolünüzde, meclis çoğunluğu elinizde, bürokrasi emrinizde bu söylediklerinizi kim hayata geçirecek?

BAHANE ÜRETİYORLAR
Aynı durumu dokunulmazlık meselesinde de yaşamıyor muyuz? Her fırsatta bu ihanet güruhunun siyasi uzantılarının dokunulmazlıklarının kaldırılacağını söylüyorlar. Ancak, hiçbir girişimde bulunmadıkları gibi, bahane üretiyor ve ipe un seriyorlar. MHP’nin açık ve net çağrılarını duymazdan gelip millete masal anlatıyor ve CHP ile tahterevalli oynuyorlar. Eğer zerre kadar samimiyetleri olsa, bu mesele meclis için birkaç saatlik iştir. Biz bu filmi daha önce de görmüştük. Bugün söylediklerine benzer şeyleri, dağdaki silahlı teröristlerle kucaklaşan milletvekilleri için de ilan etmişlerdi. Bırakın dokunulmazlık kaldırmayı, Dolmabahçe’de biraraya geldiler ve törenle Sevr anlaşması imzaladılar.

SİYASİ UZANTILARIN TELAŞI
MHP, terörle mücadele ve ülkenin ve milletin selameti konusunda yapılacak her şeye açık destek vermekle kalmamış, yol göstermiş ve teklif getirmiştir. Daha iki gün önce grup konuşmasında terörün bitirilmesi için net ve kesin tekliflerde bulundu. Bu tekliflerin terör örgütünü ve siyasi uzantılarını nasıl ürküttüğünü ve telaşlandırdığını bütün dünya ibretle izledi. Daha önce Sayın Bahçeli Olağanüstü Hal veya sıkıyönetim ilanı isterken, bunu başka yere çekmeye çalışıp sulandırmak isteyenler, bugün örtülü biçimde bu uygulamaları hayata geçirmeye çabalıyorlar. Ancak, bir kurum olarak değerlendiremedikleri için istenen sonuç alınamıyor. Aklı başında herkes tutarlı, devamlı ve eksiksiz bir mücadele verilebilmesi için Olağanüstü Hal uygulamasına derhal geçilmesi gerektiğini ısrarla söylüyor.
Her ne olursa olsun, bu ülke bizim. Birileri, Okyanus ötesinde villalar satın alıp çocuklarını vatandaş yaparak şimdiden kaçma tedbirlerini almış olabilirler, ama bizim gidecek başka yerimiz yok ve asla da olmayacak. Sayın Bahçeli’nin işaret ettiği gibi ne olursa olsun karamsar olmayacağız, çözülme ve parçalanma şartlarını ihtiva eden teslim senedine olur vermeyeceğiz. Ancak ülkenin yaşadığı acı gerçekleri çok açık şekilde gösterip hakikate sözcülük yapmaktan da geri durmayacağız.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER