Asikurtlar©

KİMLER NEDEN İHANET MASASI’NI YENİDEN KURMAYA ÇALIŞIYOR?

KİMLER NEDEN İHANET MASASI’NI YENİDEN KURMAYA ÇALIŞIYOR?
20 Nisan 2016 - 19:27 'de eklendi ve 4144 kez görüntülendi.

 

 

AKP iktidarının yeniden sözde çözüm sürecine dönme arayışında olduğuna dair bilgiler günden güne yaygınlık kazanmaya başladı.
Özellikle Erdoğan’ın, ABD ziyareti öncesi ve sonrasında AKP iktidarının PKK-PYD konusunda birbiriyle çelişen ifadeler kullanması, bu görüşü destekleyen önemli bir etken oldu.
ABD’nin 24 Temmuz 2015 tarihinden, yani PKK’ya yönelik askeri operasyonların başladığı günden bu yana AKP iktidarına “bir an evvel çözüme geri dönün” çağrısı yaptığı, üstelik bunu Dışişleri Sözcüsü’nden, ABD Başkanı’na kadar uzanan geniş bir yelpazede açıkça ifade ettiği biliniyordu.
ABD’nin temel ölçüsü Suriye’de IŞİD’e karşı verilen (sözde) mücadelede PKK-PYD’nin “saha partneri” olarak kullanılması olduğundan, yine PKK-PYD’nin gücü ve dikkatinin başka alanlara kaymasını istememesi, aynı şekilde Türkiye’nin PKK-PYD’nin gücünü sarsmak ve yok etmek çabasına engel olunmasıdır.
Türkiye’ye yapılan ve sürekli hale gelen “müzakere masası yeniden kurulsun” çağrısının, okyanus ötesinde taşıdığı anlam budur.
PKK’nın da ihanet masasının yeniden kurulmasını istemesi son derece normaldir. Bunun ilk nedeni Suriye’deki kazanımlarını garanti altına almak, ikincisi ise aynı koşulu Türkiye toprakları üzerinde sürdürmektir. Hepsiyle bağlantılı olarak elbette, güvenlik güçlerinin kendisi üzerinde oluşturduğu yoğun baskıdan kurtulabilmeyi de arzu ediyor.
ABD’nin, AKP’ye yaptığı çağrıyı PKK’ya da yaptığı makul bir değerlendirme olacaktır. Kaldı ki PKK’nın üst düzey isimlerinden bazılarının “ABD, Türkiye ve bizim aramızda arabulucu/hakem/gözlemci olsun” açıklamasını yapmaları, ortada PKK’nın kendi aklından öteye uzanan bir derinlik olduğunu açığa çıkarıyor.
Buna paralel olarak AKP iktidarı da hiçbir zaman sözde çözüm sürecinin bittiğini söylememiş “buzdolabına alındı” tabirini kullanarak, kendince uygun iklimi yakaladığında yeniden Türkiye’nin milli birlik ve bütünlüğüne doğrudan zarar verdiği şimdiki hali ile ortada olan “teröristle müzakere” masasına dönebileceğini gözler önüne sermişti.
***
Bugün dahi AKP iktidarı aynı konumunu korumakta, “süreç buzdolabında” sözünü söylemeye devam etmektedir.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun, ABD’de söylediği “PYD yüzünden ABD’ye küsecek değiliz” sözleri, terörle mücadelenin en ateşli günlerinde, üstelik sınırımız boyunca uzanan alanda “PKK koridoru kurma” gayretlerinin, bahse konu olan bölgede sözde federasyon ilan etmesinin ardından gelmesi AKP’nin, ABD’ye verdiği “ince bir mesaj” olma özelliğini taşıyor.
Beyaz Saray’da Erdoğan ve Obama görüşmesinde PYD konusunda Türkiye’nin “daha esnek davranabileceği” sonucunun ortaya çıkışı, aynı görüşmeden sonra sınır ötesinde bulunan PYD hedeflerinin “vurulmamaya” başlaması, diğer ayağı itibarıyla “sözde çözüm süreci” bahsini yeniden canlandırma gayretlerine dair bir tarafta beklenti, diğer yanda şüphe ve endişe doğurdu.
Bu noktada beklenti taşıyan çevrelerin kimler olduğu malumken, şüphe ve endişe taşıyan tarafın ise terörle mücadelede cansiperane şekilde vazifesini kararlılıkla icra eden güvenlik güçleri ve kendisinden büyük destek gördüğü millet olduğunun altını çizmek gerekir.
Herkesin aklında AKP iktidarının ne yapacağı sorusu oluşmaya başlamışken, Başbakan Davutoğlu’nun “2013 Mayıs’ına dönülür, PKK sınır dışına çıkarsa yeniden çözüm süreci başlar” mealindeki sözleri söylemesi, AKP’nin gönlünde olanın ilanı oldu.
Böylesi bir gündemde yakın zamana kadar AKP iktidarına yakın olan Yeni Şafak gazetesinde köşe yazarlığı yapan ve akabinde Hürriyet gazetesine geçen Abdulkadir Selvi’nin “AKP’nin yeniden sözde çözüm sürecine dönmeyi hesap ettiğini” geride bıraktığımız gün yazması, bir yerlerde bir şeylerin pişirilmeye çalışıldığını ortaya çıkarmıştır.
***
Pazartesi günü yapılan Bakanlar Kurulu Toplantısı’nın ardından, Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş’un, bu iddiayı yalanlaması ise “söz ve eylem arasındaki çelişkinin” gizlenmesine olanak sağlamadı.
AKP’nin aklının Şubat 2015’te Dolmabahçe’de, terörist başının 10 maddelik metninin HDP’lilerle beraber okunmasında kaldığı artık aşikârdır.
Nitekim HDP’lilerin dokunulmazlığının kaldırılması konusunda, MHP’nin oluşturduğu etkin politika ve bunun kamuoyunda önem arz eden öncelikli beklenti haline gelmesi durumu oluşmamış olsaydı, açıkçası AKP’nin bu yönde adım atacak hali yoktu.
Şimdi dahi meseleyi farklı yönlere çekerek, aleni bir şekilde PKK propagandası yapan HDP’lileri yargı önüne çıkarmak ve devletin terörle mücadeledeki kararlılığını göstermek yerine, mecliste fezlekesi bulunan tüm milletvekillerinin dokunulmazlığını kaldırma teklifini sunması, aslına bakarsanız “doğrudan HDP’lileri hedef almadık” anlayışını sergileme çabasının bir ürünüdür.
Dolayısıyla terörle mücadele alanında AKP’nin verilen bunca şehide rağmen kendisinden beklenilen kararlılığı ve iradeyi gerçek manasıyla ortaya koymadığı, koyamadığı açıktır.
Terörle mücadelenin güvenlik ayağında gösterilen kararlılık, siyasi kanatta gösterilemediğinden ve dahası sözde çözüm sürecine yeniden dönme bahsinin yüksek sesle konuşulmaya başlamasından ötürü baştan sona sorun vaat eden koşulların Türkiye’nin karşısında bulunduğunu belirtmek gerekir.
Bunca şehit boşuna verilmemiştir, bunca emek yok yere sarf edilmemiştir. Şayet güvenlik güçlerinin “dağdan şehir merkezlerine kadar sözde çözüm süreci nedeniyle inmiş olan teröre” karşı elde ettiği kazanımlar, siyasi iktidar tarafından tam netice alınıncaya ve terörün kökü kazınıncaya kadar desteklenmezse, Türkiye çok daha büyük ve derinlikli bir terör riski ile karşı karşıya kalır.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER