SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

KİLİT TAŞI MHP NEREDE DURUYOR

Bu haber 15 Mart 2017 - 20:11 'de eklendi ve 47 kez görüntülendi.

“Devlet-i Ebed Müddet” kavramından referansla biz Türklerin “devlete” bakış açısı, devletten beklentileri ve devlete olan bağlılıkları, diğer insan topluluklarından farklıdır. Kutsal ve tarihi metinlerimizde, devlet kurma tecrübelerimizde ve devlet felsefemizde bununla ilgili birçok kaynak bulabiliriz. Mitolojimiz dahi bu merkez etrafından örülmüştür.
Bu noktada, yani Türk Devlet Felsefesinin varlık bulmasında üç temel esas ortaya çıkar;
1) Türk Devleti tek bir gaye ile Allah’tandır.
2) Türk Devleti’nin temel amili Adalet’tir. Adalet de aynı zamanda Tanrı’nın ism-i sıfatıdır.
3) Türk Devleti Millete dayanır.
Tarihte kurulan bütün Türk Devletleri bu temeller üzerine oturur. Bu üçünden birinin kurumsallaşamadığı veya devamlı kılınmadığı Türk Devletleri, “Tarih Tezimize” göre yıkılmış ve yerini bir başkası almıştır.
Hiç şüphesiz Türkiye Cumhuriyeti de “Anadolu Türk Devleti”nin son halkası olarak bu prensipleri bünyesinde taşımak üzere kurulmuştur.
Fakat bilhassa “Cumhuriyet’in yeni olması ve Atatürk’ten sonra “gaye, amil ve dayanak” hususunda gereken tekâmül safhasının sıhhatle aşılamaması, bir takım sonuçlar doğurmuştur. İşte yeni idare modeliyle varlık mücadelesi veren ve gelişme dönemine adım atan Türkiye Cumhuriyeti için farklı bir olgunlaşma dönemi böyle başlamıştır.
Bu olgunlaşma dönemi Cumhuriyet Dönemimizin çok partili sisteme geçmesiyle start alır diyebiliriz… Elbette, “bu nasıl olgunlaşmadır, kaç defa kesintiye uğradı ve kaç defa yerli olmayan sızmalarla devlete müdahale edildi?” diye sorulabilir…
Unutulmamalıdır ki Cenab-ı Allah hiçbir sonucu direk yaratmaz. Sebeplere bağlar… Her türlü olgu,”Kaza ve Kader gibi İlahi hükümlere” tabidir. Bu da biz insanlara “ilim vasıtasıyla” zahir olur… Olgunlaşma,yani “Kemalât”da zorlu şartlara göre gösterilen mukavemetle kuvvetlenir ve kendisini böyle gösterir.Gayret, emek ve dua ile de vârolur.
İşte, geçtiğimiz yüzyılın ve içinde yaşadığımız yeni yüzyılın henüz 17 yıllık süresinde defalarca zorlu şartlarla baş başa kalan; birkaç defa uçurumun kenarına gelen ve bu tehlikeli durumlardan yaralı kurtulan Türkiye Cumhuriyetiböyle bir seyr-ü sülûkun içindedir.
Şimdi gelelim MHP’ne, dışarıdan ve çıplak gözle herkesin anlayamayacağı “inanç hareketine”…
Varlığı, kurumları, idealleriyle ve mücadelesiyle Türk Siyasetinin en önemli kurumu olan Milliyetçi Hareket Partisi’ni, tam olarak ifade edecek olan tarif “Kilit Taşı” benzetmesidir.

 
MHP Devletin Kilit Taşı
Evet, bugün MHP’nin tam ve açık olarak bulunduğu yer; DEVLET KÖPRÜSÜNÜN KİLİT TAŞI olmasıdır. Bu konumlandırmada da başka izaha gerek kalmadan İlahi Takdirdir.
Kilit Taşı dememizin sebebi, MHP’nin Türk Milleti Adına savunduğu değerler, öne sürdüğü politikalar ve kadroları Devlet içinde olmazsa olmaz, devleti tutan ve diğer bütün taşlar üzerinde etkisini her zaman göstermesidir.Devlet Köprüsünü Türk Milleti İçin Ayakta Tutmasıdır!
Kısa Cumhuriyet Tarihimize baktığımızda Türk Milliyetçilerinin Atatürk liderliğinde devleti kuran iradeyi temsil etmeleri, daha sonraki dönemlerde de tarihten gelen devleti yaşatma “ebed müddet” iradesini ortaya koydukları zaten çok açıktır.

 
Kilit İrade; Bahçeli
Başbuğ Türkeş’den sonra “yıkılır, dağılır veya kabuğuna çekilir” diye beklenen MHP, Türkeş’ten farksız çok güçlü bir iradeye sahip olan Lider Devlet Bahçeli tarafından yönetilmektedir. Bu dönemde de MHP’nin konumu ve mücadelesi değişmemiştir. Kilit Taşı olarak gösterilen sarsılmaz irade de Lider Bahçeli’nin ortaya koyduğu iradedir.
Evet, Milliyetçi Hareket Partisi, mücadelesiyle, şehitleriyle ve üzerindeki dualarla “Devlet-i Ebed Müddet” fikir-imanının zahirde görünen iki tarafı da keskin kılıcıdır. Türk Devleti varoldukça da konumunu koruyacaktır.Milliyetçi Hareket Partisi’nin durduğu yer işte tam burasıdır!

Cumhur BULUT

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.