Asikurtlar©

KİLİS’E ATILAN ROKETLERLE TÜRKİYE NEYE İKNA OLMAYA ZORLANIYOR?

KİLİS’E ATILAN ROKETLERLE TÜRKİYE NEYE İKNA OLMAYA ZORLANIYOR?
27 Nisan 2016 - 9:10 'de eklendi ve 4261 kez görüntülendi.

 

 

Uzun süredir Kilis’e, Suriye’den IŞİD’in fırlattığı roketler düşüyor.
Bu zamana dek benzer tarzda 30’un üzerinde saldırı düzenlendiği ifade ediliyor.
Sorunun her açıdan büyük.
Örneğin IŞİD’in düzenlediği saldırıları engellemenin başarılabildiğini söylemek güç.
Zira meselenin hali, neredeyse her gün Kilis şehir merkezine birbiri ardına düşen roketlerden de anlaşılabileceği gibi oldukça vahim.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin dün mecliste yaptığı grup toplantısında sorduğu “Değişen angajman kuralları çerçevesinde Suriye’den atılan füzelere top atışıyla misillemede bulunduğumuz doğrudur. Fakat bu istikrarsızlık döngüsü ne zaman bitecektir?” soru, bugünlerde başta Kilisliler olmak üzere Türk Milleti’nin aklındaki öncelikli meseledir.
AKP iktidarı ise çaresizce durumu izleyen bir görüntü vermekte, yaşananlara bakılırsa hadiseyi nasıl okuyacağını, nasıl bir tedbir geliştirebileceğini dahi görememektedir.
Derinlikli terör tehdidi ile iç içe yaşayan ülkemiz, şimdi bir terör örgütü için “lüks” olarak değerlendirilebilecek silahlarla hedef alınıyor.
Neresinden bakarsak bakalım, bu meseleyi doğru değerlendirip, Türkiye’ye yönelmiş olan tehdidi tümüyle ortadan kaldırmak mecburidir.
Katyuşa adı verilen roketli saldırı nedeniyle vatandaşlarımız hayatlarını kaybederken, sorunu izlemek yerine önleyici tedbir ve çabaların bir an evvel devreye alınması gerekiyor.
Evvela IŞİD’nin bu eylemi nereden ve nasıl yaptığı, hangi amacı taşıdığı ve Türkiye’den hangi tepkiyi görmek istediği sorularının üzerine gidilmelidir.
Bununla beraber son derece kozmopolit bir yapıda olan IŞİD içerisinde eli kolu olabilecek ülkelerin bulunma ihtimalinin ok yüksek olduğu dikkate alındığında Suriye denklemiyle ilgili hangi ülkelerin Türkiye’den ne talep ettiğini de göz ardı etmemek gerekiyor.
* * *
Şimdiki durumda Türkiye açısından en büyük sıkıntı, IŞİD’in attığı roketlerin (kendi özelliği itibarıyla) radarlar tarafından tespit edilememesi ve mobil platformlar üzerinden ateşlenmesidir.
Bu durumun IŞİD’e farklı noktalardan ve çabuk yer değiştirerek, saldırılarını düzenleme yeteneğini sağladığı açıktır.
Hal böyle olunca Kilis’e veyahut başka bir vatan toprağına Suriye’den yönelen “Katyuşa” roketleri kullanılarak düzenlenen saldırılarda, ateşlemenin yapıldığı yer tam olarak bilinemezse, belli ki hedeflerin imhası da aynı şekliyle pek mümkün olamıyor.
TSK bünyesinde Suriye sınırında aktif halde bulunan 40 km’den 120 km’ye kadar uzanan alanda, tespit edilen hedefleri noktasal hassasiyet kabiliyetiyle vuracak silah sistemleri varken, hedef tespiti tam olarak yapılamadığı için belli ki IŞİD’in saldırılarının ardı arkası ne yazık ki kesilemiyor.
Her ne kadar durumun tespiti ve önleyici harekatlar konusu askeri teknik bilgi gerektirdiğini gözler önüne serse de, mantık itibarıyla akıllarda oluşan ilk öneri, IŞİD’in bu roketleri ateşlediği muhtemel alanların sürekli gözlem altında tutulması ve hedeflerin böylelikle anlık olarak tespit edilmesidir.
Örneğin hava araçlarıyla bu alanların gözetim altında tutularak taranması, Türkiye’ye saldırıların önlenmesi konusunda büyük bir imkan sağlar.
Ancak bu durumun da Rusya ile yaşanan kriz sebebiyle Suriye hava sahasına girilemediği için mümkün olmadığı görüşü hakimdir.
Dolayısıyla bu mesele akıllarda bir şüphe uyandırmıyor değil.
Sorulması gereken soru, IŞİD’in bunca hesaplamayı yapacak bir askeri-stratejik akla sahip olup olmadığıdır.
* * *
Suriye’de “büyük küresel hesaplar” olduğu göz önünde tutulursa ve ayrıca bölgesel planlamalarda her ülkenin dikkatini bu alana çektiği dikkate alınırsa, işin içinde başka bir iş, oyun içinde oyun olma ihtimalinin yükseklik kazandığı da anlaşılıyor.
IŞİD’in saldırılarını düzenlediği alanlarla ilgili kim neyi hedefliyor, dahası “Türkiye neye ikna edilmeye çalışıyor?” konuları üzerinde kafa yorulmalıdır.
Şimdiki halde Türkiye, Suriye’de desteklediği muhalif güçleri kullanarak IŞİD’in Kilis’e roketler yağdırdığı bölgeyi temizleyemezse ardından bölgenin “farklı yollarla” IŞİD’den arındırılması işlemine geçilecektir.
İşte burada da ABD’nin hesapları başlıyor.
ABD yakın bir zaman öncesinde Türkiye’ye “sözde çözüm sürecine ger dönün, merak etmeyin biz PKK’lı teröristlerin tamamını sınır dışına (Irak ve Suriye) çıkarmaya ikna ederiz ama siz de onlara dokunmayacaksınız” teklifini ve baskısını yapmaya başlamıştı.
Öyle görünüyor ki olan bitenler bu teklifin koşullarını oluşturmak ve Türk kamuoyunun iknasına imkan kılmak üzere yapılan operasyonların ilk adımlarıdır.
Bu nedenle Türkiye’nin kendi imkanlarıyla, Suriye’den topraklarına yönelen tüm tehlikeleri olduğu yerde ve tümüyle imha etmesi, uzun vadeli düşünüldüğünde hayati derecede önem taşıyor.
Suriye’de yaşanan iç savaşın tüm sıkıntısını çekerken, provası 6-8 Ekim olaylarında yaşanan, öncü sarsıntıları 2015 yılının Temmuz ayında görülmeye başlanılan -Irak ve Suriye’nin ardından- Türkiye’nin de bölünmesi tehdidini tümüyle ortadan kaldırmak istiyorsak, Kurt misali kendi işimizi kendimiz görmemiz şart.
İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER