SON DAKİKA

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

Gündem Yazıları

Kerkük Ankara’dır

Bu haber 06 Nisan 2017 - 23:18 'de eklendi ve 13 kez görüntülendi.

Peşmergebaşı Barzani’nin Kerkük’de oynadığı oyun referandum kararıyla yeni bir boyut kazandı. En son söyleyeceğimizi, başta söyleyelim: Kuzey Irak’da bağımsız bir Kürt devleti kurulmasına izin vermek Türkiye’nin felaketi olur. Böyle bir ihanet 4 parçalı büyük Kürdistan hayalinin ilk adımı olacaktır ve diğer ayaklar için de emsal oluşturacaktır. O ayaklardan birisinin de Türk topraklarında kurulmasının hedeflendiği asla unutulmamalıdır. PKK bunun için üretilmiş, meydana sürülmüş ve arkasında durulmuştur.

BÜYÜK KÜRDİSTAN HAYALİ
Büyük Kürdistan, Barzani ve PKK’lı hainlerin hayali değil ABD’nin planıdır. Enerji hatlarını kontrole almak, Ortadoğu bölgesini yeniden yapılandırmak ve özellikle İsrail’in güvenliğini sağlamayı hedeflemektedir. Zaten Barzani’de Yahudi kökenlidir ve bütün maksadı İsrail’i memnun edebilmektir. Bu kanlı planın hedefinde olan Kerkük her yönüyle bir sembol şehirdir. Binlerce yıllık Türk yurdudur. Irak petrollerinin yüzde 40’ı bu bölgededir. Bu özellikleriyle son yüz yılda hep hedef olmuştur. Kahpe bir İngiliz planıyla elimizden alınmış ve bu alçak oyunu bozmak için yapılan bütün hamleler içimizdeki kalleşlerin çıkardığı isyanlarla boşa çıkarılmıştır. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gözünü arkada bırakan hazin bir geçmişe sahiptir.

ÖZBE ÖZ TÜRK ŞEHRİ
Kerkük özbe öz bir Türk şehridir. Tarih boyunca nüfusun ezici kısmını Türkmen kardeşlerimiz oluşturmuştur. Arap, Kürt ve Süryaniler’de bu şehirde yüzlerce yıl hiçbir sorun yaşamadan varlıklarını sürdürmüşlerdir. Irak’ta Baas Partisi’nin 1968 yılında askeri darbe ile hükümeti ele geçirmesinden ve Saddam’ın başa geçmesinden sonra Kerkük’te yoğun şekilde “Araplaştırma” politikaları uygulandı. O zaman da Türkmen kardeşlerimiz büyük kıyama uğradı. Yıldırma ve yok etme gayretlerinin yanı sıra toplu katliamlar yapıldı. Hatta, Baas rejimi 1972 yılında kentin ismini “Temim” olarak değiştirdi. Ardından Irak Petrol Şirketi’nde çalışan Türkmen ve Kürtler görevlerinden uzaklaştırılıp yerlerine dışarıdan getirilen Araplar yerleştirildi.

ŞEYTANIN İKİ OĞLU
Irak’ın 2003 yılında ABD tarafından işgalinin ardından Kerkük yine hedef şehir oldu. Bu işgalin asıl sebebine uygun olarak yine Türkmenler yok sayılırken, ortaya çıkan boşluktan da faydalanan Peşmergebaşı Barzani’nin kontrolündeki Kürtler, Kerkük’e yoğun şekilde akın ettiler. Şeytanın diğer oğlu Talabani’de bu kanlı oyunda yer almakta gecikmedi ve şehrin demografik yapısını değiştirmek için alçak planlar yapılıp hayata geçirildi. Sahipsiz kalan ve Türkmen kardeşlerimizin bu kalleşlik karşısındaki feryadını duyan olmadı. ABD işgali öncesi 850 bin kişinin yaşadığı Kerkük’ün nüfusu, 2003 sonrası KYB ve KDP’nin yaptırdığı gayrimeşru göçle neredeyse ikiye katlandı. Türkmenler yine sistemli bir şekilde soykırıma tabi tutulurken, şehrin mahalle, cadde ve sokak isimleri dahi değiştirildi.

ABD’NİN KANLI OYUNU
ABD’nin kanlı planının son aşaması ise IŞİD üzerinden gerçekleşti. Bu kanlı örgütü piyasaya salan ABD, sonra da mücadele maskesiyle Barzani ve Talabani’ye her türlü imkan ve destek vermenin yolunu açtı. Kerkük’de yaşananlar ABD’nin en son oyunudur. Nitekim, ABD Genelkurmay Başkanı Orgeneral Joseph Dunford, Kerkük’de Barzani’ye ziyaret etmekte bir sakınca görmediği gibi, bu Peşmergebaşı’nın bu cüreti nereden bulduğunu da göstermiştir. Barzani ile de yetinmedi aynı gerekçeyle Suriye’yi de parçalayıp hain planının ikinci ayağını PYD üzerinden hayata geçirmek için zemin oluşturdu. Kuzey Irak’da yaşananlar aynıyla bugün Kuzey Suriye’de yaşanıyor.

BARZANİ’DEN POST OLUR
Tablo budur. Türkiye bu hazin ve hain gidişi daha fazla seyredemez. Mutlaka harekete geçilmeli ve bu kanlı tezgah bozulmalıdır. Bu konuda ilk itiraz eden, Türk milletini bilgilendiren ve yol gösteren lider Sayın Devlet Bahçeli olmuştur. Sakarya mitinginde çok önemli değerlendirmelerde bulunmuş ve şöyle demiştir: “Kerkük şu anda baskı ve dayatmayla kültürel haklarından kopartılmak istenmektedir. Türkmen kardeşlerimiz peşmergenin taciz ve tahrikiyle boğuşmaktadır. Kerkük’ün Türk kimliğini silmek, Türkçe’yi tasfiye etmek için küstah bir rekabet sahnelenmektedir. Sakarya’dan söylüyorum, muhataplarını uyarıyor, herkesin kendisine çeki düzen vermesini bekliyorum: Kerkük pırıl pırıl bir Türk şehridir. Bu hakikat Allah’ın izniyle değişmeyecektir. Türkmeneli namusumuza, Misak-ı Milli’nin hiç unutmadığımız çağrı ve sınırlarına emanettir. Kerkük dün Türk’tü, mutlaka, ne pahasına, bedeli ne kadar ağır olsa da bugün Türk’tür, yarın da Türk kalacaktır. Dalgalanan Gökbayrak inmeyecek, Türkmenlerin hakkını hiçbir terörist, hiçbir gaddar ve şiddet yanlısı gasp edemeyecektir. Kerkük Sakarya’dır, Musul Kocaeli’dir, Telafer Bolu’dur, Tuzhurmatu Düzce’dir. Türkmenlerin hakları alacağımız, varlıkları yeminimizdir. Barzani’den asla dost olmayacak, olsa olsa yalnızca üzerine basıp geçeceğimiz post olacaktır.”

Sayın Bahçeli Kerkük’de oynanan oyunun arkasında kimlerin olduğunu da tarihi bir belgeyle hatırlattı: “ABD eski başkan yardımcısı Biden bir defasında Barzani’ye demişti ki: ‘Müsterih olun, sizin de benim de ömrüm bağımsız bir Kürdistan kurulmasını görmeye yetecek.’ Kimin ömrünün neye yetip yetmeyeceğini, yaşadığı müddetçe neyi görüp görmeyeceğini sadece Cenab-ı Allah bilecektir. Fakat bizim bildiğimiz, inandığımız bir şey vardır. Türk milleti aziz şehitlerimizin emsalsiz kahramanlığının ve tarihe yön vermiş şerefli mücadelesinin eseridir. Bağımsız Kürdistan demek yıkım demektir. Bağımsız Kürdistan demek Türkiye’nin kırım ve kopuşu anlamına gelecektir. Değil Biden ve Barzani’nin ömrü; gelecekteki torunlarının hayatı bile böylesi bir zehir ve zillete şahitlik edemeyecektir. Türk milleti Kürdistan’a izin vermeyecektir. Türkiye Cumhuriyeti, evinin önünde kurulması planlanan ruhsatsız bölücülük ve düşmanlık kampına müsaade etmeyecektir.”

PAÇAVRALAR İNDİRİLMELİ
Sayın Bahçeli’nin “Kerkük giderse sıra Ankara’ya gelir.” Uyarısı hükümette nihayet karşılık bulmuştur. Sayın Cumhurbaşkanının Zonguldak’ta söyledikleri çok önemlidir ve yerindedir. O paçavralar Kerkük semalarından indirilmeli, referandum kararının tanınmadığı ve buna müsaade edilmeyeceği dünyaya ilan edilmelidir. Türkiye bu konuda söz söyleme ve gereğini yapma hakkına sahiptir. Bu hakkı tarihten gelen bağlarımız verdiği gibi, Ankara Antlaşması da elimizi güçlendiriyor.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.