SON DAKİKA

Kerbela Böyle Çarpar

Bu haber 12 Kasım 2014 - 11:00 'de eklendi ve 17 kez görüntülendi.

MHP grup toplantısında Sayın Devlet Bahçeli, yine ufuk açan, yol gösteren, yanlışı, haramı, talanı ortaya koyan veciz bir konuşma yaptı. Sonrasında AKP grubunda Kerbela’yı Dersim’le bir tutmak gibi bir vahamete imza atan sayın Başbakan Ahmet Davutoğlu’nu dinledik. Nasıl çaresiz kaldığını, çırpındıkça battığını ibretle izledik. Polemik oluşturmaya, kafa karıştırmaya, dikkatleri başka yere çekmeye uğraşıp, Türkiye’nin perişan halini, millet malının kaçak saraylarda çarçur edilmesini ve kırdığı potları unutturmaya ve örtmeye çabaladı. Konuşmasını dinlerken, “Kerbela insanı böyle çarpar” diye düşündüm.

Meselenin daha iyi anlaşılması ve Türk milletinin doğruları öğrenmesi için, tamamı haber sayfalarımızda yer alan Sayın Bahçeli’nin grup konuşmasının bazı bölümlerini bir defa daha hatırlatmanın isabetli olacağı kanaatindeyim.

Ekonominin durumu

Başbakan Davutoğlu’nun açıkladığı “Ekonomide Yeni Eylem Programı” ise bir bakıma iktidarın 12 yıllık utanç ve tembellik beyanatıdır. Türkiye’yi köşe bucak ithalata bağımlı hale getiren sorumlu ve suçluyu arıyorsa önce aynaya, sonra da Kara Saray’da sefa süren 17-25 Erdoğan’a odaklanmalıdır. Açık yüreklilikle söylemeliyim ki, mali egemenlik olmadan milli egemenlik asla sağlanamayacaktır. Vatandaş bir torba kömür, bir paket makarna, bir çuval unla uyuşturulup uyutulurken, saray bahanesiyle millet hazinesi hortumlanmaktadır. Allah için söyleyiniz, bu millet yatacak kalkacak Erdoğan’ın kibri, müsrifliği, azgınca yaptığı harcamalar için mi çalışacaktır? Bu devran nereye kadar sürecek, bu teslimiyet, bu hüsran nereye kadar gidecektir? Türk milleti nerededir, AKP’ye oy veren kardeşlerim bu haksız, hukuksuz, uğursuz, haram ve ahlaksız düzene nereye kadar suskun kalacaktır?

Çavuşesku’da saray yaptırdı

Sayın Erdoğan, bina yaparak ecdada layık olunmaz, haram yiyerek ecdada layık olunmaz, teröristlerle müzakere ederek ecdada asla hürmet gösterilmez. Ya senin ecdat anlayışında bir maraz vardır, ya da ecdad olarak bildiklerin ve bellediklerin başkadır. Çavuşesku’da saray yaptırmış, nice despot ve tiran da saraylara girmiş; ama hayrını görememişlerdir. Erdoğan ve Davutoğlu Türkiye’nin sürekli mevzi kaybettiği, iç ve dış politikada tel tel döküldüğü bir dönemde, saraylara doluşarak dünyaya yön vereceklerini mi zannetmektedir? Başbakanlık tarafından geçtiğimiz hafta yapılan bir açıklamada; ‘saray ve uçakların milletimizin ve devletimizin itibarını temsil ettiği, bu imkanların gerçek sahibinin sadece millet olduğu’ söylenmiştir. Bu ne sorumsuzluk, bu ne pişkinlik, bu ne maskaralıktır? Ne yani, kaçak ve karanlık saray bir de Erdoğan’ın üzerine mi geçirilecekti? İma edilen, örtülü şekilde dillendirilen bu mudur? Fildişi kulelerini mesken tutan gayri meşru siyaset ekolünü kul affetse Allah affetmeyecektir.

Bizans’tan da af dileyecek misiniz?

Biz sözde Dersim katliamına modern bir Kerbela dediği için eleştirdik, bunun için özür bekledik.Davutoğlu zilletin, rezaletin ne demek olduğunu, neyi çağrıştırdığını, neye benzediğini merak ediyorsa PKK’yla yürütülen kanlı pazarlıklara, süreç ihanetiyle Türkiye’nin bölünme arayışına bakmalı, titreyip kendine gelmelidir. Sözde Dersim katliamı korosuna katılıp terörist Rıza’yı Hz. Hüseyinle eşdeğer tutanlar, açık açık söylüyorum ki, iblis tarafından aklı çelinmiş cehennem taifesidir. Ve katliamla isyanı bilerek karıştırmak, hainleri Ehl-i Beyt’in aziz büyükleriyle bir görmek, Türk milletini Yezid’in safında göstermek namertliktir. Sayın Davutoğlu sorarım sana; 1812 yılından itibaren Osmanlı döneminde tam 14 defa baş gösteren bölücü ve yıkıcı Kürtçü ayaklanmaları da sahiplenecek, isyankârlardan özürler dileyecek misin? İşi Anadolu’nun fethine kadar götürüp Bizans’tan af dilenecek, Sultan Alparslan’ı suçlayacak mısın? Çünkü sizden her şey beklenecektir.

Dersim kin belasıdır

Başbakan Davutoğlu’nun terörist Rıza’ya hayranlığı, terörist Öcalan’dan ve PKK’yla düşe kalka sürdürdüğü ihanet müzakerelerinden kaynaklanmaktadır. Dersim İsyanı devrin PKK’ların bir hıyanet teşebbüsüdür ki, Alevi İslam inancına mensup kardeşlerimizin bu olayla uzaktan yakından alakaları yoktur. Kaldı ki Ehl-i Beyt sevdalısı, Allah’ın aslanı Hz. Ali aşığı, Efendimiz Resullullah ümmeti hiç kimse devletine, milletine, vatanına, kardeşlerine kıymayacak, sırt dönmeyecektir. Sayın Davutoğlu Dersim isyanı Kerbela değil, kin belasıdır. Hz.Hüseyin bir idrak deryası, bir gönül ve kardeşlik şelalesidir. Bu derya herkesi bağrına basacak, bu şelale herkese yetecektir. Öyle ki, Kerbela’yı karanlığa boğanlar, tıpkı Dersimdekiler gibi, bedduanın tarafında; tertemiz kanları toprakla bulaşanlar muhabbetin ve kardeşliğin yanındadır. Gerçek manada, küfür Kerbela’da nasıl lanetlenmişse, Dersim ayaklanmasında da aynı şekilde tepelenmiş, yılanın başı koparılmıştır.

Aynı yerden besleniyorlar

3 Mayıs 1944’de 23 Türkçü’yü tabuta sokup işkencelerden geçirenlerle milliyetçiliği çiğneyip karşıma Türklükle gelmeyin diyenler birinci derece ideolojik akraba ve zihni hısımlık içindedir. Dün tabutlukların kapaklarını aralayanlarla, bugün milliyetçiliği ve Türklüğü silmek için yarışanlar aynı çirkin ideolojik zeminden beslenmektedir. Davutoğlu ‘milliyetçikle hesaplaşılması gerekir’ derken nedense 3 Mayıs 1944’ü hiç aklına getirmemiştir. Dönemin Sıkıyönetim Savcısı Kazım Alöç’ün en büyük zulmü, en büyük hakareti 23 kahramanı vatana ihanetle suçlamasıdır. Bugün, hamd olsun Alöç’ü hatırlayan yoktur, ama 23 millet sevdalısı milliyetçi gönüllerde kor gibi yatmaktadır. 3 Mayıs’ın simge isimleri; “biz 1944 yılında bir suç işlediğimiz, suçlu olduğumuz için değil; Türk olduğumuz, Türkçü olduğumuz için büyük zulümler gördük” diyorlardı. Bugün de benzeri bir durum yok mudur?Sayın Davutoğlu, bilmiyorsan öğren, 3 Mayıs, sizin topluca saldırdığınız Türkçülüğün nirengi noktasıdır. Şayet bundan sonraki istismarlarını Türkçü olarak sürdüreceksen sana başarılar dileriz. Fakat önce teröristle tutuşan elini temizlemen, sonra Milliyetçi-Ülkücü Hareket’e öfke kusan üslubunu düzeltmen, arkasından da kaçak ve karanlık sarayda oturan şahısla irtibatını kesmen şarttır.

ORHAN KARATAŞ

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.