SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

TÜRKİYE NEREYE GİDİYOR?

Gündem Yazıları

Kentlere Hakim Olan, Cihana Hakim Olur!

Bu haber 11 Eylül 2014 - 10:31 'de eklendi ve 33 kez görüntülendi.

SÜKRÜ ALNIACIK

Siyasetin temelinde, ister liderden başlayın ister seçmeni merkeze alın “insan” vardır. Vizyon, program, ekonomik yeterlilik, propaganda ve halk desteği ise ondan sonra gelir.

İdeoloji partilerinde, kitle partilerinde, milli sağda veya evrensel solda, seçim kazanmanın zorluğu birbirinden farklı olsa da zafere ulaşmak için ihtiyaç duyulan insan tipi ve mesaisi aşağı yukarı aynıdır.

İyi ve yerinde konuşacaksınız, sevecen ve dürüst olacaksınız çok çalışacaksınız, doğru ve zamanında hamleler yapacaksınız, vücut, dili, algı yönetimi, şeytan tüyü vs.

Ayrıca vitrindeki hatipler kadar cephe gerisinde fikirleri, söylemleri, programları planlayan organize eden kadrolar da bir takım meziyetlere sahip olmak zorundadır.

Çünkü vatandaş hem oy vereceği insan “kendisine yakın olsun” istiyor, hem de vekâlet vereceği adamdan “kentli” bir temsil kabiliyeti bekliyor.

Mademki insanların karşısına, onları yönetecek vasıfta “insanlar” sunarak çıkacağız; “insan unsurumuz ne alemde?..” Önce bu konuya iyice odaklanmalıyız.

Bir vatan savunması, sokak hâkimiyeti, okul düşürme ve hatta ihtilal için yeterli olan meziyetler acaba günümüzün siyasi zaferleri için yeterli midir?

Kararı ben verecek olsam, her Ocak başkanı çok rahat bakanlık yapabilir. Ancak o koltuğa gelene kadar önce vatandaşın kanaat testinden geçmesi gerekiyor. Ben de zaten buna göre konuşuyorum.

Bunu da bir yana bırakalım. Siyasi faaliyetin her aşaması, ahlakçı bir duruş, medeni bir disiplin ve iletişimsel bir kalite gerektiriyor. Afiş slogan estetiğiniz olacak. Müzik marş kaliteniz olacak. İnsanların karşısına telaşsız bir şekilde çıkacaksınız ve mikrofonunuz “ciiğğğğğğtttt” etmeyecek.

Gönüllere girmesini bileceksiniz. Geldiklerine değecek kadar konuşacaksınız ama geldiklerine pişman da etmeyeceksiniz. Kürsüden konuşmayı sevmeyen de bî zahmet siyasete girmeyecek.

Anayasaya saygılı, dürüst ve Ülkücü bir siyasetçinin işi, “camiden geliyorum şimdi hocamla görüştüm o da duayı bitirip gelecek” diyerek, kitleye coşku salabilen ve “hülooog” diye alkışlanan bir din istismarcısına göre her zaman daha zordur.

Aynı zorluk, kendi yeterince modern olmasa da “uygar adam”ı televizyonda set ışıklarıyla birlikte görüp, tanımış Türk insanının karşısına “uygarlık iddiasıyla çıkan” bütün siyasetçiler için geçerlidir.

Türkiye’de siyaset, bundan sonra iyi kötü bir “kentli mücadelesi” olarak sürecektir. Türk Milliyetçileri için bu bir handikap değildir.

Milliyetçilik zaten teoride ve pratikte, tefekkür ve aydınlanma gerektiren bir kentli ideolojisidir. Ancak, günümüzün kent hayatında milli duygulardan ve yüksek statik meziyetlerden ziyade, hayatın hızına uygun dinamik ve çözümcü davranışlar daha çok itibar görmektedir.

Benim şahsen gözlemlediğim, bu konudaki en yüksek imkânlara ve ekip performansına sahip kurum Genel Merkezdir. Ayrıca 30 Kasım 2014 Adana ve Manisa zaferlerinde adaylarımızın kentli eylem ve operasyon kabiliyetleri belirleyici olmuştur. Seçim kazandığımız her kentimizde buna benzer başarı öyküleri yaşandığından eminim.

Ben buna “Kent-baskın siyaset” bunu başarmaya da “Kent-baskın Ülkücülük” diyorum. Böyle sıfatlara gerek olmasa da “konu akılda kalsın” diye farz edelim ki “romancı hilesi” yapıyorum.

İntikal, tebessüm, sebat, istikrar, pekiştirme, dakik olma, sözünde durma, aktif seçim koordinasyonu, teknik altyapı, doğru iletişim; sosyal medyayı anında bilgilendirme, vs. vs.

Bunlar kentte, özellikle de büyük metropollerde başarılı siyaset yapmanın vazgeçilmezleri… Öyleyse “üç büyük” kentle “51 Anadolu kenti” arasındaki başarı farkımızı buna göre sorgulamalıyız.

Ülkücü ahlak, temiz ve asil karakterli bir zemindir. Bu zemin, Anadolu askerlik kültüründen, içinde yeterince iman ve ahlak ögeleri de bulunan Kuva’y-ı Milliye ruhundan beslenir.

Biz bunun üzerine kentin, hatta modern dünyanın ihtiyacı olan vitrin ve eylem performansını ekleyebilirsek, bizim karşımızda başarısını, birkaç eğitimli “metro-dindar”ın konjonktürel kafakollarına borçlu olan bu harami çetesi duramaz!..

“Hep merkezle, liderle uğraşmayalım; günümüz siyasetinin ihtiyaçlarına göre kendimizi toparlayalım” derken işte bunları anlatmaya çalışıyorum.

Günümüzde demokrasi, Barbaros Hayrettin Paşa döneminden bir hayli ilerde ve artık orduları, donanmaları sakallı vezirler değil, kolejli milyarderler yönetiyor.

Yine herkes biliyor ki; Türkiye’nin üçte biri de sadece “üç büyük şehirde” yaşıyor…

İşte ben de bu yüzden, “Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi” Ülkücülerine…

“Kentlere hâkim olan cihana hâkim olur!” diyorum.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.