SON DAKİKA

Kendimize Güvenelim!

Bu haber 24 Ocak 2014 - 9:48 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

SUKRU ALNIACIK
Günlük yazarken, AKP’yi, PKK’yı anlatırken, hep doğruları yazarken ve her seferinde haklı çıkarken insan günden güne biraz daha “sert” yazmak istiyor. Günler böyle geçiyor ve gün geliyor; bu adamlara düzgün kelimelerle hitap etmek artık bizi kesmez oluyor.

Bu durum, bazen de amacını aşan ifadelere yol açıyor. Gerginlik bazen fazla rasyonel olmayan sert başlıklarda kendini gösteriyor. Bu müşkülün çözümü de memleketi gezip görmekten, MHP’ye yönelen sevgiyi yerinde görmekten, dostlarla kardeşlerle bir arada olmaktan geçiyor.

Dün Diyarbakır Ergani’de tanıştığım bir kardeşimiz aradı… “Burada adayların durumu şöyle şöyle, böyle böyle…” dedikten sonra…

“Ölsek de davamızdan dönmeyiz. Bu Allahsız kitapsızlara memleketimizi vermeyiz. Din tarafına ağırlık verin. AKP’den aday olamayanlar BDP’ye geçiyor. Bunlar sonunda Ad ve Semud kavimleri gibi helâk olacak!..” diyor. Kardeşimizin ihale kanunundaki tarafgir değişikliklere kadar her şeyi bir Bozkurt gibi takip ettiğini sevinerek müşahede ediyorum.

“2015’te Diyarbakır’da vekil bile çıkarırız. Yalnız Ergani’de partimiz faal değil, ilçede tabelamız yokken kime neyi anlatacağız. Bir de gazetemiz gelmiyor. Ergani’ye Aydınlık bile geliyor; Ortadoğu gelmiyor!” diye ekliyor.

Bence biz kendimize güvenir ve durumumuzu hızla düzeltirsek düşmana sövmek zorunda kalmayız. Düşmanı en çok rahatsız edecek olan küfür değil, Diyarbakır’da oyları ikiye katlamak ve yurt çapında 100 Bin satan bir Ortadoğu’ya ulaşmaktır.

AKP, “MHP gelirse iç savaş çıkar” diyebilmek için PKK’yı iç savaş pozisyonuna getiriyor. Bu pis oyunu bozmalıyız.

Mesut Yılmaz, bir tarihte “AB’ye giden yol Diyarbakır’dan geçiyor” demişti ve bu söz, biraz bölücülüğü şımartması, biraz da AB gibi afaki bir meseleyle ilgili olması nedeniyle bizi rahatsız etmişti. Ben şimdi farklı bir şey söylüyorum. Gelinen bu noktada, doğuda Diyarbakır’ı çözmeden batıda oy patlaması sağlanamaz. Yani iktidar olunamaz.

Milletimize, MHP iktidarının kaos ve istikrarsızlık anlamına gelmediğini anlatmak için Fırat’ın doğusunda yeni bir şeyler yapmamız lazım. Uzaktan kardeşlik cümleleri kurmak da güzel ama yetmiyor. Yol ne kadar zor ve uzun olsa da MHP iktidarına giden yol, Diyarbakır’dan geçiyor.

Ülkücülerin haklı olması, fikirlerimizin berraklığı, liderimizin dürüstlüğü bunlar elimizdeki önemli değerler ama yetmiyor. Hem çalışıp kendimizi yormalı, araştırmalı, konuşmalı, anlatmalı, gezmeli, görmeliyiz; hem de medya imkânlarını daha fazla kullanmanın yollarını aramalıyız.

Ben Diyarbakır’da denedim. 4 Ekim’de Bengütürk TV’de, Ziya Gökalp’in kırılan büstünün başında “Ülkücü yemini” yapacağız dedim ve biz 4 Aralık’ta sözümüzü tuttuk.

Sağ olsun, Teyar Başkan da alana yavrukurtları getirmişti. Yemin ve temaslarımız kadar Diyarbakır havaalanında okunan “andımız” da flaş haber oldu. Küçük bütçelerle yapılmış ruhu büyük eylemlerin boyundan büyük işler yapabildiğini gördük. Önümüzdeki günlerde yine Diyarbakır’a, Urfa’ya, Birecik’e gideceğiz. Bunu da Siirt, Mardin, Batman, Şırnak konferansları takip edecek.

MHP, aday belirleme sürecinde en titiz ve dikkatli çalışan partiydi. Bu durum, diğer partiler aynı aşamaya gelince başlayan toplu istifalarla kendini net bir şekilde gösterdi. Çok adaylı işlerde kırgınlıkları önlemek mümkün değildir. Harekette bereket vardır. Allah, bizi böyle çekişmelerden mahrum bırakmasın.

Gerçekten de başta Sâdir Durmaz bey olmak üzere adaylar konusunda emeği geçen herkese teşekkür borçluyuz. Hata yok mudur? Elbette vardır; ancak bunlar da olsa olsa fazla ihtirastan kaynaklanan sübjektif yanıltmaların eseridir.

Siyaset, bir sorgulama müessesesidir. Adamlarını sorgulatmayan başbakanın tepki görmesinin nedeni de budur. Ben kazanılabilecek yerleri kazanamayan adayları, nasılsa kazanılmayacak diye başka partiye çalışanları, kazandıktan sonra Ülküsünden kaçanları sorgulayacağımı ve bununla da kalmayacağımı peşinen belirtmiştim.

Mademki MHP, 3600 şehidin kurumsal temsilcisi olan bir partidir. Öyleyse hiç kimse partiden ve taşıdığı emanetten üstün değildir.

Şimdi çalışma zamanıdır. Soruyu – sorguyu zamana bırakalım. Şuuru eksik olan varsa ondan Anadolu kadar sıcak bir tebessümü, Türk’ün mertliğini ve Allah’ın cennet kokulu selamını esirgemeyelim. Doğuda da batıda da insanlar bizi için için seviyor. Bu iş olacak!..

Yeter ki önce Allah’a sonra kendimize güvenelim!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.