SON DAKİKA

Katar Krizinde Türkiye Ne Yapmalı

Bu haber 09 Haziran 2017 - 19:45 'de eklendi ve 19 kez görüntülendi.

1. Suudi Arabistan’ın öncülüğünde hareket eden Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Libya ve Yemen; Katar’ı karadan ve havadan ablukaya aldı. Katar’ın yiyecek ve su ithalatı, doğalgaz ve petrol ihracatı için elinde sadece deniz yolu kaldı.

2. Abluka için gösterilen gerekçe, Katar’ın bu ülkeleri tehdit eden İhvan ve Hamas örgütlerini desteklemesi, terörü finanse etmesi. Tabii, bir de Suudi’lere karşı, İran’la yakınlaşması var.

3. Suudi Arabistan’ın bu girişiminin arkasında ABD’nin rızası ve belki de planlaması olduğu anlaşılıyor. ABD, böylece, İran’ın ve Rusya’nın önünü kesmeyi amaçlıyor.

4. Türkiye Katar’la özellikle son iki yıldır çok sıkı bir ilişki ve işbirliği içinde. Katar, Türkiye’nin çok büyük şirketlerini satın alıyor.

5. Katar ve Türkiye’nin dış politikası da, İhvan ve Hamas konusunda çok benzeşiyor. Türkiye’de siyasi iktidar, yukarıda saydığımız ülkelerin de, özellikle Suudi Arabistan ile Mısır’ın can düşmanı gördüğü bu iki örgüte sıcak yaklaşıyor.

6. Türkiye, bir yandan da ABD ve Suudi Arabistan’la ilişkilerini geliştirmeye, en azından bozulmasını önlemeye çalışıyor.
7. Bu arada Tahran’da Meclis ve İmam Humeyni Türbesi basılıyor, insanlar öldürülüyor. İran, bu baskınlar nedeniyle Suudi Arabistan’ı suçluyor. Suudi Arabistan, savaşın kendi ülkelerine gelmesini beklemeden İran’a taşıyacaklarını söylüyor. İran da, Mekke ve Medine dışında Suudi’leri her yerde vuracakları tehdidini savuruyor.

8. Üst akılların Ortadoğu’da devam eden vekalet savaşı, yeni ve çok daha tehlikeli bir evreye girerken, Katar’a “eğitim ve müşterek tatbikat” amacıyla da olsa asker gönderilmesine dair uluslararası anlaşmayı TBMM gündeminde ön sıraya alıp onaylamış olmayı tehlikeli buluyorum. Kaldı ki, askerimizin uluslararası nitelikli bir sıcak çatışmanın tam ortasında kalması, kontrol dışı ve geri dönülmez sonuçlara neden olabilir. En azından bu yaklaşım, Türkiye’nin kendine biçtiği arabulucu rolüne zarar vermeye elverişlidir.

9. Bu çerçevede dilerim, Türkiye’de siyasi iktidar;

a) Büyük Ortadoğu Projesi’nin kendilerine vaktiyle “yeni Osmanlıcılık” olarak pazarlanmış olduğunu,

b) Türkiye’nin federasyon şeklinde topraklarını ve ekonomik – siyasi olarak da etki sahasını büyüteceği vaadinin, aslında başka küresel projelerin önünü açmak amaçlı bir havuç olduğunu,

c) Esad’ı deviremeyeceğini gören üst aklın plan değiştirirken, mezhepçi ve Osmanlı’nın son döneminden haberi bile olmayan bir dış politika sığlığı nedeniyle olan biteni kavramakta geç kaldığını,

d) Yanlışta ısrar edilmesi sebebiyle, Ortadoğu’daki vekalet savaşının ülkemize terör şeklinde sıçradığını,

e) “Aynı gemideyiz, yapmayın, en azından dinleyin” diye Devleti yıllardır uyarmaya çalışan vatanseverleri düşman bellemenin yanlışlığını görür.

10. Bizim gördüğümüz ise şu: Üst akıllar, kendi milli siyasetlerini sürdürüp, kendi milli menfaatlerini korumak için planlar yapıp, bunları uyguluyor. Aklı tutulanlar ise; akıl, bilimsel bilgi ve tecrübelerin yolunda yürümek yerine, hamasi nutuklarla, içi boş sloganlarla, tehditlerle, daha ziyade iç politikada kendi tabanlarını sıkılamak hedefli dış politika söylemleriyle üst akılların değirmenlerine su taşıyor.

11. Atatürk’ün Türk dış politikasına ilişkin bugün de yol gösterici niteliğini koruyan, bizim de sık sık atıf yaptığımız talimatlarını hatırlamakla işe başlamalıyız. “Yurtta barış, dünyada barış” kuruluş ilkesini tamamlayan bu talimatlar, kelimesi kelimesine olmasa da mealen şöyle: Arap Devletlerini izle ama işlerine karışma. Dünya gücü olan devletlerle işbirliği yap ama onların dümen suyuna kapılma. Ruslarla kapışma.

12. Neticede; hep söylediklerimizi bir kez daha söyleyelim: Her yanımız ateş çemberine alınmışken, ülkemiz içinde birliği ve beraberliği sağlamak için, adalet dağıttığına güvenebileceğimiz bir yargı sistemini kurmalıyız. Düşünce ve basın özgürlüğünü tehlikeli görmemeli, demokrasi için vazgeçilmez olduğunu anlamalıyız. Akla ve bilimsel tecrübeye uygun, milli ve barışçı bir dış politika izlemeli, aksine hiçbir algı doğmasına asla izin vermemeliyiz. Böylece, toplumumuzun modern dünya ile daha sıkı kucaklaşmasını sağlamalıyız. Gençlerimizi dünyada rekabet gücüyle donatacak eğitimi nasıl vereceğimizi de bir an önce partiler üstü bir mesele olarak ele almalıyız.

Metin Feyzioğlu

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.