SON DAKİKA

Karanlıktan aydınlığa geçişin rotası..

Bu haber 01 Ocak 2017 - 15:46 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Bombalı katliamlar, pusular, kumpaslar, tuzaklar, şehitlerimizin baba ocaklarına, ana yüreklerine düşen acıları ile iz bırakan karanlık bir yılı geride bıraktık.
İktidar partisi, genel başkanını, dolayısıyla Türkiye de Başbakanını değiştirmek zorunda kaldı.
MHP, Genel Başkanı seviyesinde hedef alındı. 15 Mayıs tarla operasyonu ile ilk siyasi kalkışma hareketi MHP’ye yönelik olarak yapıldı.
Bu hareketin arkasından, Türkiye’nin hedef alınacağı bir kalkışmanın deneneceğini öngörmek için kâhin olmaya gerek yoktu!
Nitekim; hemen iki ay sonra, 15 Temmuz gecesi başlayan kanlı darbe teşebbüsü ile karşı karşıya geldik.
MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin 2009 yılından itibaren sürekli olarak uyardığı FETÖ tehlikesini bir türlü görmek istemeyen iktidar mensupları; o gece FETÖ’ nün hakiki yüzü ile tanışıp yüzleştiklerinde TBMM, FETÖ mensubu asker kılıklı teröristlerce bombardıman altındaydı.
15 Temmuz gecesinin, darbe teşebbüsüne karşı ilk gür ve kararlı sesi yine MHP Lideri Sayın Devlet Bahçeli’den geldi.
O ses millette umut, hükümette cesaret, devletin zirvesinde kararlılık ve güven haline dönüştü..
15 Temmuz’dan hemen sonra, her kurum ve kesimde, sinsice yuvalanmış, hücre oluşturmuş FETÖ mensuplarına yönelik operasyonlar başladı.
Asker, emniyet, bürokrasi ve ekonomi alanlarında başlayıp devam eden operasyonların, bir türlü işin siyaset ayağına dokunmaması veya dokunamaması milletin itirazına yol açtı.
Özellikle, kurunun yanında yaşın yanması ikrar ve itirafları yetkililerden gelmeye başlayınca..!
Bu kahpe kalkışmada Rusya’nın, Türkiye’nin yanında yer alması; ama ABD, Almanya, Fransa gibi batılı ülkelerin, kalkışmayı neredeyse meşru göstermeye varan tutumları da işin başka bir boyutu oldu.
Oysa terör, 2016 da Fransa ve ABD’den sonra, Almanya’da da cani yüzünü gösterdi.
Türkiye sınır güvenliğini ve sınıra yakın yerleşim bölgelerindeki vatandaşlarının selametini sağlamak için Fırat Kalkanı operasyonunu başlattı.
ABD, PKK’nın Suriye’deki kolu PYD/YPG yapılanmasına, silah yardımı desteğini devam ettirirken, Türkiye’yi, teröre karşı mücadelesinde yalnız bıraktı.
Türkiye, FETÖ, PKK ve IŞİD’in yanı sıra bölgede ne kadar terör örgütü varsa, tamamına karşı tavizsiz ve acımasız mücadelesine şehitleri pahasına devam etti.
1991 yılında ilk adımını birinci körfez krizi ile attığı, 2003 yılında da tamamen işgal ettiği Irak topraklarından sonra, Suriye’de de istediğini bulamayan ABD; BOP projesinin iflası noktasına geldiği hakikatini gördüğünde, atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmişti!
Yani, Ortadoğu’da kaybeden ABD yönetimi, tabi olarak başkanlık seçimlerini de kaybederek, Trump’un zaferini kabul etmek zorunda kaldı!
Bu yenilgiyi hazmedemeyen Obama, giderayak ülkesindeki seçimleri Putin’in ABD’deki Rus ajanlarının siber saldırı ile etkilediğini ileri sürerek, 35 Rus diplomatı sınır dışı etme kararı aldı.
Bush, Clinton ve Obama yönetim ekseninin son acziyeti de Rusya’ya karşı gerçekleşmiş oldu.
Elbette bir NATO üyesi olan Türkiye’nin neden ABD, Almanya, Fransa ve NATO tarafından dışlanmak istendiği üzerinde durulması gereken mühim bir konudur.
15 Temmuz’dan sonra ülkemize yönelik ekonomik darbe teşebbüslerinden, daha da vahim olanı ise bir NATO darbesinden bahsedilmesidir ki, bu durum dikkatlerden kaçmamalıdır.
Keza, AB’nin Türkiye’ye karşı olumsuz tavrı bu dönemde en uç ve saçma seviyelere çıkmıştır.
Bu durum tabi olarak, uçak krizinden aylar sonra Türkiye- Rusya yakınlaşmasını hızlandırdı. Bir adım daha ileri giderek Türkiye-Rusya-İran üçlüsünden bahsedilmeye başlandı.
Cumhurbaşkanımız Şanghay Beşlisini gündeme getirdi. Bu tez üzerinden AB’ye rest çekmekle kalmadı, ABD’yi ve batıyı, teröre destek vermekle aleni olarak itham etti!
Beşiktaş ve Kayseri’de patlatılan iki bombanın da el yapımı olmayıp, NATO envanterinde olduğu iddiası da işin başka yönünü göstermeye yetti.
Yani: 2016 yılının sonu, ABD’nin mevcut yönetimi ile birlikte, bu yönetim ekseninin Ortadoğu ve Asya macerasının da sonu oldu.
Müslüman ülkelerin diktatör liderlerini devirerek o bölgeye, Model Ülke dedikleri Türkiye tipi demokrasi ve ılımlı İslam getireceklerini iddia eden ABD, Irak işgali, Arap Baharı ve Suriye bataklığı ile Ortadoğu’ya işgal, katliam, tecavüz, kan, gözyaşı ve terör getirdi..
Vahşi kapitalizmin acımasızlığı, haçlı ruhuyla birlikte, sadece Ortadoğu’nun değil, neredeyse dünyanın da son on beş yılını cehenneme çevirdi..
“Bir musibet, bin nasihatten evladır” sözü gözden kaçmamalı. Türk ve İslam âlemi, yaşadıklarından mutlaka ders çıkarmalıdır.
Siyasi İslam ve mezhepçilik gibi politik kabuller en büyük kötülüğü İslam’a yapmaktadır.
Devlet yönetiminde laiklik prensibinin neden önemli olduğunun üzerinde ön şartsız ve samimi olarak kafa yorulmalı, bu ilkeden taviz verilmemelidir.
Ne ABD, ne AB ne de Şanghay Beşlisi oluşumları, Türklüğü, İslam dünyasını ve dünya insanlığını barışa ve huzura taşıyacak teşebbüs ve teşekküller değildir.
BOP’ la birlikte ABD, ABD ile birlikte Kapitalizm de büyük zafiyet göstermiş, itibar kaybetmiştir.
Gerek Ortadoğu, gerekse Batı ve Kuzey Asya, yani Türk-İslam coğrafyasının barış, huzur, adalet ve selamete ermesi ancak ve ancak “Büyük Türk Birliği”nin gerçekleşmesi ile mümkün olabilir.
Büyük düşünür, merhum Seyyit Ahmet Arvasi’nin “Kesin olarak iman etmişimdir ki, Müslüman Türk milleti ve O’nun devleti güçlüyse, İslam Dünyası da güçlüdür” sözü, dünyanın geldiği noktadaki açmaz ve çıkmazdan nasıl kurtulacağına da işaret etmektedir.
Yıllar önce söylenmiş bu söz, son bin yıllık tarihimizin özeti, Sultan Alparslan’ın, Fatih Sultan Mehmet Han’ın, Kanuni Sultan Süleyman’ın, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türk’ün son Başbuğ’u Alparslan Türkeş’in vasiyeti mahiyetindedir.
Bu vasiyet aynı zamanda Türklüğün misyonu olup; Sayın Devlet Bahçeli’nin liderliğinde, MHP ve Milliyetçi- Ülkücü hareket mensuplarının da adına DAVA dedikleri, kutsal emanet olarak kabul ettikleri BÜYÜK ÜLKÜ’dür.
Dünyanın barışa, huzura ve selamete ermesinin başka yolu kalmamıştır.
Büyük dirilişe vesile olması temennilerimle yeni yılınızı kutluyorum.

Mazhar Gündoğ

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.