SON DAKİKA

Plastik Top Gibi

Gündem Yazıları

Karanlık

Bu haber 16 Aralık 2013 - 10:58 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

AKP ile geçen 12 yılı bir tek kelime ile özetlemek mümkündür: “Karanlık.” Ülke istisnasız her alanda derin bir karanlığa itilmiş ve takati kesilmiştir. Gelinen noktada yalan, talan ve ihanet yetmemiş Türkiye, 1970’lerde yaşadığımız ve çoktan unuttuğumuz elektik kesintilerine yeniden mahkum edilmiştir. Bu kesintiler aslında AKP’nin 11 yılının özetidir. Bu milletin nasıl aldatıldığının, oyalandığının ve istismar edildiğinin bizzat herkesin ödemek zorunda kaldığı ağır faturasıdır.

Başka hükümet olsaydı

Enerji Bakanı bu durumu trafo arızalarına bağlayarak geçiştirmeye çalışıyor. Bakan beyin söylediklerini dikkate alırsanız, Türkiye’nin her tarafında trafoların aynı anda ve peryodik olarak patladığını zannederseniz. Oysa zerre kadar aklı olan herkes çok iyi bilir ki, trafo arızası lokaldir ve bir defaya mahsus olur. Tipik AKP zihniyeti. Yetersizliği, yanlışı, talanı kesin ve net şekilde karşılarına koysanız da, ya susup unutturmaya çalışırlar, ya inkar ederler veya milattan önce yaşanmışları bahane ederek, haklı çıkmaya uğraşırlar. Tam bu noktada, özellikle AKP’ye oy veren ve hala kaldıysa bu zihniyetten hayırlı ve faydalı bir şey bekleyenlerin vicdanlarına, yine çok basit bir soru soracağım. Bu ağır kış şartlarında bu elektirik kesintileri bir başka iktidar döneminde yaşanmış olsaydı, ne söyler, hangi tepkiyi verirdiniz? Gökkubbeyi çoktan yeri indirmiş olur muydunuz, olmaz mıydınız?

Çöküşün resmi sonucu

Türkiye’nin 21. yüzyılda mahkum edildiği bu karanlık AKP’nin bu ülkeye ve bu millete neye mal olduğunun yeni ve tokat gibi patlayan bir göstergesidir. Artık ne yapsalar, ne kadar uğraşsalar saklayamıyorlar. Ülke her tarafından dökülüyor. İçeride dökülüyor, dışarıda dökülüyor, ekonomide dökülüyor, dış politikada dökülüyor, yargıda dökülüyor, üniversitelerde, sivil topum örgütlenmelerinde, sporda, sanatta ve sosyal hayatta dökülüyor. Millet ümitsiz ve gergin. Devletin ortaya koyduğu rakamlar toplumsal çöküşün hangi boyutlara ulaştığını acı biçimde ortaya koyuyor. Gazetemizin manşet haberinde de okuyacaksınız, vesika almaya çalışan hayat katını sayısında tam bir patlama yaşanıyor. Bir taraftan din istismarı yapıp bu milletin maneviyatı üzerinden siyaset yapacaksınız, diğer taraftan ne imana, ne vicdana, ne insafa, ne insanlığa sığmayacak sonuçlara, bu milleti mahkum edeceksiniz. Bir taraftan kahramanlık masalları anlatacak, nasıl geliştiğimizi, uçtuğumuzu, büyüdüğümüzü söyleyeceksiniz, diğer tarafta borç, cinayet, mafya, kapkaç, hırsızlık rekor üzerine rekor kıracak. Bunları milletten gizleyebilmek için basına yasak koyup, bütün istatistikleri gizleyerek karartma yapacaksınız.

Hırsızlık yapmak suç değil mi?

Bu yaşadıklarımızın her hangi biri başka dönemlerde hükümetlerin yıkılmasına fazlasıyla yetti. Ama gelin görün ki, bütün karartma, korkutma ve yıldırmalara rağmen belgeli, imzalı hırsızlıklar ortalığa saçılıyor. Rezillikler, talanlar, soygunlar tefrika ediliyor. Demokrasinin zerresinin olduğu ülkelerde bunun bir karşılığı olur. En azından ilgili bakan istifa eder. Ülkenin yargısı harekete geçer ve hesabını sorar. Ama hiçbir şey olmamış gibi aynen devam ediyorlar. Bu da yetmiyor hırsızlık yapanı korumaya alırken, “hırsızlık yaptın” diyeni hedefe koyuyor ve susturmaya çalışıyorlar.

Meclisin durumu

Bütün bunlara bir de bölücü ihanetin geldiği seviyeyi ekleyin. TBMM Genel Kurulu’nda bütçe görüşmeleri yapılıyor. Seviyesizliğin, ihanetin hiç bu kadar ileri gitti bir dönem yaşanmadı ve AKP sonrasında da yaşanmayacak. PKK uzantıları kalleşliğin, ihanetin her türünü sergilerken, susan ve böylece bu rezilliklerin daha da ileri gitmesine yol veren AKP grubu, kendilerine dokunan bir şey olunca top yekün saldırıya geçiyor. Bırakın meclisi insan olan hiç kimsenin kabul edemeyeceği ağır küfürler AKP milletvekillerinin ağzında sıradan bir hal alıyor. Kendilerine cevap verilmesi karşısında çoğunluklarına güvenerek kaba kuvvete başvuruyor, yıldırmaya ve susturmaya çalışıyorlar. Parti ve grup yöneticileri bu duruma engel olmak yerine, dikkatleri dağıtarak, suçu başkalarına atarak geçiştiriyor, sonra da dışarı çıkıp ahlak dersi veriyorlar.

Daha kötüsü ne olabilir?

Bu böyle devam edemez. Devamında ısrar etmek, artık bir siyasi tercih olmanın, özel hesaplara dayanmanın çok ötesine geçmiştir. Büyük ve derin karanlıklar yaşıyoruz. Siyasetin seviyesi hiç bu kadar düşmemişti. Ülkenin saygınlığı, itibarı, ciddiyeti hiç bu kadar yerlerde olmamıştı. Türkiye Cumhuriyeti gibi bir devlet peşmerge Barzani’nin insafına kalmış durumdadır. Bundan daha ağır, daha acı, daha kabul edilemez bir şey olabilir mi? Bunları bu millete yaşatmaya kimin ne hakkı var?

Herkes tarafını belirlemeli

Neresinden bakarsanız, neresinden tutarsanız hep aynı yere varıyorsunuz. Bu zihniyet, bu anlayışta ısrar, daha derin karanlıklar, daha büyük yalnızlıklar, daha ağır kayıplar demektir. Asla ümitsiz değiliz. Çok iyi biliyoruz ki, karanlığın en derin olduğu zaman, aydınlığın en yakın olduğu saattir. 30 Mart mahalli seçimleri bir yönetici belirlemenin çok ötesine geçmiştir. Ülkenin varlığı ve yokluğu oylanacaktır. Haliyle Cumhuriyet tarihinin en önemli seçimleri olacaktır. Herkes tarafını belirlemek ve bu karanlığın devamına mı, sonlandırılmasına mı karar verilecek bu seçimde, tercihini ona göre yapmak zorundadır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.