Asikurtlar©

Karambol, Artistik ve Bilgelik

Karambol, Artistik ve Bilgelik
09 Mart 2016 - 16:58 'de eklendi ve 4060 kez görüntülendi.

Dilimize Fransızcadan giren ve çarpışmak, kaza yapmak gibi kötü olayları hatırlatan “karambol” aynı zamanda bir salon oyunudur.
Bilardoda üç topun birbirine rastgele çarpmasına karambol denir.
Futbolda ise hazırlık yapılmadan, aniden atılan sürpriz gollere karambolden gelen gol denir. Kaza kurşunu gibi bir şeydir.
Karambol bilardo zamanla ustalar için sıkıcı olmaya başlamış. “Üç Bant” denilen, daha bilimsel ve profesyonel bir spor türü ortaya çıkmıştır.
Fiziksel bilinç ve hesap gerektiren bu aşama, bilardoyu kahveden alıp olimpik spor salonlarına doğru taşımıştır.
Üç Bant bilardoda başarılı olmak için basit karamboller yetmez. Hesap ve kitap gerekir.
Artistik stil ise, estetik yönü ağır basan sıra dışı gösteri hareketleridir.
Aslında hayatın üç halini hatırlatmak için sportif değil bilimsel terimler kullanmak isterdim. Ancak bizim üniversitelerimiz, Türkçe terim üretme konusunda ne yazık ki biraz tembeldir.
Pedagojik formasyon dersinde, kendine dair hiçbir fikri olmayan genç bir akademisyen “Bloom aşağı – Fromm yukarı” konuşurken, ona “Yusuf Has Hacip’i tanıyıp tanımadığını” sormuştum.
Biraz da kızmış olacak ki: “tanımıyorum, tanımaya da hiç niyetim yok” diye cevap vermişti.
Tarihimiz ve Coğrafyamız zengin olduğundan olsa gerek dünya çağında Tarihçiler, Jeoloji hocaları yetiştirmişizdir.
Ancak Psikoloji, Eğitim Sosyolojisi gibi alanlar için aynı şeyi söyleyemeyiz.
Biz Ülkücüler, idealizmin mayasından olsa gerek kırk yıldır hayatı biraz sanatlı yaşıyoruz.
Basit, düz hareketler, karambolden kazanılmış sayılar bizi tatmin etmiyor. Adınız Ülkücüyse hayatı kahramanca, yaşamanız gerekiyor. Başkası için “harika” olan işler bize basit karambol sayıları gibi gelebiliyor.
Bu yüzden de başkasının yalancısı, yalakası, maskarası, makaracısı, memlekette bakan olurken, bizim kendisine canlar emanet edilmiş gençlerimiz, eski zaman şehzadeleri gibi yay kirişiyle boğulabiliyor.
Ülkücünün değeri, bu yüzden genellikle öldükten sonra, kendisini yıpratacak bir faaliyeti kalmadığı zaman anlaşılıyor.
Devlet Bey, Ülkücülerin yaşarken katledilmesine “Değerler Mezarlığı” diyor. Ülkücüyü eksik bilgiyle fikir serdetmekten, eylem koymaktan korumaya çalışıyor.
Düşünüyorum da… Muhsin Başkan yaşamış MHP’de kalmış ve birikimine uygun görevler ifa etmiş olsaydı, bugün en az Şefkat başkan kadar yıpranmış olurdu.
Peki ya şehitlerimiz?.. Yaşayıp da Facebook’ta lider tercihleri yüzünden saldırıya uğradıklarını düşünebiliyor musunuz?
İşte Taş Medreseliler… Konu neredeyse “bizim için mi yattınız?” noktasına gelecek!..
Ben bugün buradan bir şey önereceğim.
Artık “karambolü” de “artistiği” de bırakalım, “üç bant”a yönelelim!..
Bilimsel olan yaşam tarzı, başarı ve beka sistematiği budur çünkü…
İlmi, hukuksal ve kitabi olacaksınız. Malzemenin fiziğini, insan metafiziğini, zamanın ruhunu, mekânın matematiğini bilmek zorundasınız!
Mesela TCK 299: “1 yıldan 4 yıla kadar” diyorsa, savunmayı ona göre vuracaksınız. Bu işin karambole, artistiğe gelir tarafı olmadığını anlayacaksınız.
Artistik vuracağım diye sayıyı kaçırmayacaksınız.
Matematiği sevseniz de sevmeseniz de önce mevzuata uyacaksınız. “Cumhurbaşkanı tarafsız davranmıyor, öyleyse yırtarız” gibi “arabesk” bir tavır içinde olmayacaksınız.
“Millet vuruşu görse yeter” diye tribüne oynamayacaksınız.
Bunları önce kendime söylüyorum tabii. Geçen Pazartesi “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasına karşı ilk savunmamızı verdik. Biraz artistik oldu; ama çok şükür, boyun eğmedik.
Sağlam bir savunması olmayan takımın, röveşatayla gol atmasının şampiyonluğa giden yolda bir değeri yoktur.
Karambolden atılmış gollerle yürüyen bir takım, şampiyon olamaz. Olsa da büyük takım olamaz.
Her şey ilmi ve hukuksal olmalıdır.
Türk Milliyetçiliğinin, bir türlü anlaşılamayan, kolay anlatılamayan kurumsallaşması da burada başlamaktadır.
Devlet Bey liderliği “Karambolcüler” için biraz zordur. “Artistik” meraklıları ise onu hep fazla sakin bulmuştur.
Oysa Devlet Bey, siyasetin teorisini ve pratiğini bilen, kitabi bir “Üç Bant” sporcusudur.
Onun, savunmayı riske eden karambollerden, tribünleri ayağa kaldıran artistik hareketlerden uzak durması, genç Ülkücülere örnek olmalıdır.
Başbuğ’un, sokak sanatını bilen ak tolgalı gençlik beyleri dururken, Devlet Bey’de bulduğu özellik de budur.
Ülkücü hareketin, soğuk savaştan sonra “konjonktürel bir reaksiyon” olarak eriyip gitmemesi, MHP’nin kurumsallaşması sayesinde olmuştur.
Devlet bey, oyunu siyaset biliminin kurallarına göre oynamış; hareketi, şansa, hayale, ütopyaya, fala, büyüye bırakmamıştır.
Ayağını yere sağlam basmış; gönül çelmek için “artistik hareketler” yapmamıştır.
Ucuz popülizme kaçmamış, tribüne mavi boncuk dağıtmamıştır.
Ülkücülerin O’na, “Bilge Lider” demesi de zaten bundandır!

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER