Asikurtlar©

Kan ve gözyaşı Müslümana, petrol Coni’ye

Kan ve gözyaşı Müslümana, petrol Coni’ye
17 Ekim 2016 - 9:15 'de eklendi ve 4029 kez görüntülendi.

Misakı milli sınırlarımız içinde olmasına rağmen, içimizdeki hainlerin kullanıldığı kalleş bir İngiliz oyunu ile ayrı düştüğümüz Kerkük ve Musul, bugün bir defa daha yüreğimizi sızlatıyor. Bu iki güzide şehir, sahip oldukları doğal zenginliğin bedelini, yeni bir emperyalist planla ihanet, kan ve gözyaşı olarak ödüyor.

PKK VE IŞİD’IN KANLI OYUNDAKİ YERİ

PKK’nın Türkiye’nin başına bela edilmesi, BOP’lu yolun ilk kilometre taşı, Ortadoğu’yu kan gölüne çevirme planının ilk adımıdır. Önce bu kanlı örgütü piyasaya sürerek, işe başladılar. Önlerinde en büyük engel olarak gördükleri, bölgede belirleyici imkanlara sahip Türkiye’yi, bu belayla meşgul edip, sahayı kontrole aldılar. Musul ve Kerkük üzerinde söz söyleme ve hak iddia etme imkanı olan, Ortadoğu ülkelerine örnek teşkil eden tek ülke durumundaki Türkiye, PKK eliyle angaje tutulmuş ve belli ölçüde devre dışı bırakılmıştır. PKK yetmemiştir, buna bir de PYD-YPG’yi eklemiş ve kuşatmayı genişletmişlerdir. Irak ve Suriye’nin iç direncini kırabilmek için de IŞİD’i peydahladılar. IŞİD’in ne olduğu, nereden çıktığı, kısa zamanda bu kadar gücü nasıl eriştiği, bugün yapılanlara bakılınca çok daha iyi anlaşılıyor. IŞİD’ın, BOP’un b planı olduğunu yıllar önce söyledik. Önce Kerkük’ü koparıp Barzani’ye teslim ettiler ve o sayfayı kapattılar. Şimdi de, IŞİD bahanesiyle Musul’u zimmetlerine geçiriyorlar. Böylece dünyanın en büyük ve en kaliteli petrolleri tamamen kontrole alınmış olacak. Kan ve gözyaşı Müslümana, petrol Coni’ye kalacak.

BARZANİ EMSAL OLDU

Bu genel tespitin biraz daha ayrıntısına girelim: Kerkük Barzani’ye teslim edilirken, ne yazık ki sadece seyrettik. Daha da vahim olanı, Barzani ile işbirliği yaparak, parti kurultaylarında ağırlayıp kendisiyle gurur duyulduğunu haykırarak bu hazin durumu pekiştirip perçinledik. PKK’nın neden azıp bu kadar ileri gidebildiğini, PKK uzantısı PYD’nin nasıl palazlanıp tehdit ve tehlikeyi sınırlarımızın ötesine taşıdığını anlayabilmek için buralara bakmak lazım. Barzani, PKK ve PYD için hem imkan, hem emsal oluştur. Barzani’ye yol verenler PKK ve PYD’nin de aynı yolu kullanması için seferberlik başlatmışlardır. ABD boşuna PYD’ye her türlü yardımı yapıp, silahlandırmıyor. Bir taraftan Suriye ve Irak’ı kontrolde tutuyor, diğer taraftan Türkiye’yi dengeleyip, kendi işine bakıyor. İşte size bunun en yeni, en net, en çarpıcı örneği. Kerkük Barzani eliyle sağlama alınmıştır. Şimdi Musul’u da PKK-PYD eliyle garantiye bağlıyorlar. Kimse uyanmasın, bu kirli plan tıkır tıkır işlesin diye de, yeni tedbirler alıyor, mezhep faylarını derinleştirip, yeni bir içsavaşın fitilini ateşliyorlar. Musul’u Merkezi Irak hükümeti ve PYD ile işbirliği yaparak IŞİD’in elinden kurtarmaya kalkışmanın başka hiçbir anlamı ve izahı yoktur.

ABD DÜŞMANLIK İÇİNDE

Bağdat’da hükümet mi var ki, işbirliği olsun? ABD oraya bir kukla yerleştirdi, şimdi de duruma göre konuşturup, şekil veriyor. Türkiye’ye yapılan tehditlerin asıl sahibi herkesin malumudur ve ne yazık ki, güya müttefikimiz ve stratejik ortağımız olan ABD, bir süredir açık ve aleni bir düşmanlık içindedir. Bu öyle bir düşmanlık ki, bir taraftan terör örgütlerini destekleyip, Türkiye’de akan kanı körüklüyorlar, diğer taraftan etrafımızı kuşatıp, nefes borumuzu sıkmaya uğraşıyorlar. PKK uzantısı PYD’nin sadece Musul’da değil, Suriye’de de ABD tarafından karşımıza çıkarıldığını unutmayalım. Bugün Fırat Kalkanı operasyonu eğer bir dirençle karşılaşıyorsa, bunun altında yatan sebep IŞİD unsurları değil, ABD’nin PYD’yi arkadan dolandırma çabalarıdır. Sadece Musul’u değil, Suriye sınırımızın tamamını da PYD’ye teslim etmek ve böylece Türkiye’yi kıpırdayama hale getirmek için oynanan kalleş oyun artık ifşa olmuştur.

BİZ NE YAPIYORUZ?

Geldik yine, en can alıcı yere. Düşman düşmanlığını, hain hainliğini, kalleş kalleşliğini yapıyor, peki biz ne yapıyoruz? Vicdanlara bir soru daha soralım: Türkiye 2002 öncesindeki pozisyonunda olsa, kırmızı çizgilerine sahip çıksa ve her ne pahasına olursa olsun bunun gereğini yapsaydı, bugünkü kuşatmaya mahkum kalır mıydık? Bu soruyu daha uzatmak ve çoğaltmak mümkündür. PKK ile müzakere, PYD’ye Cumhuriyet bayramında topraklarımızdan yol verip lahmacun ısmarlama, IŞİD’i yıllarca görmezden, anlamazdan gelip burnumuzun dibinde büyümesine göz yumma fasıllarını da akla getirirsek; halının altına süpürmek yerine kullanılmak için verilen garantileri de içine alan, başka sorular sıraya girer.

B VE C PLANLARI

Ne yazık ki, bize düşen yine kayıp, yine bedel ödemek, yine yeni külfetlere katlanmak olacaktır. Başika’daki varlığımız şu ana kadar bir avantaja dönüştürülememiştir. Keşke bu fırsat kaçırılmasaydı. A planı ne yazık ki havada kalmıştır. B ve C planlarının neler olduğunu ve ne işe yarayacağını görmenin zamanı gelmiştir. Umarız ve dileriz ki, hiç olmazsa bundan sonra bir sonuç verecek, gerçekten böyle planlarımız vardır. Bugünkü şartlarda, operasyonu yapanların kimlikleri dikkate alındığında Musul IŞİD’den temizlense dahi, yeni gerginliklere, yeni çatışmalara gebedir. Özellikle yeni ve çok daha kanlı bir mezhep kavgasının sıraya girmesi gibi bir tehlike baş göstermiştir. Bütün bunlara bağlı olarak, yeni bir göç dalgasının kapımıza dayanması an meselesidir.

GÜVENLİ BÖLGE

Diğer taraftan Suriye sınırında başlatılan operasyonu hedeflediğimiz şekilde mutlaka tamamlamak ve güvenli bölgeyi oluşturmak bir mecburiyet halini almıştır. Dabık’ın temizlenmesi önemlidir, ancak yeterli değildir. Menbiç ve El Bab mutlaka kontrole alınmalı ve koridor tamamen kapatılmalıdır. Türkiye’nin huzur bulabilmesi için Suriye sınırının tamamında çok kapsamlı ve kararlı bir mücadele vermek mecburiyetini bugün nihayet iktidar sorumluluğu taşıyanlar da kabul ediyorlar. Bu hedeflere ulaşılması durumunda, Başika’daki varlığımız çok daha önemli ve anlamlı hale gelecektir.

Orhan Karataş

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER