Asikurtlar©

Kamuflajlı Piyer Cardin!..

Kamuflajlı Piyer Cardin!..
23 Mayıs 2016 - 11:13 'de eklendi ve 4160 kez görüntülendi.

 

 

Türkler için en şerefli meslek olan askerliği seçmişti. Anadolu’da “açıkgözleri jandarma yazıyorlar” derler o da açık gözlüydü işte!..
Hatta Fransızca öğrenmiş Paris’te “Land Armié” eğitimi almıştı.
İki yıl sınır taburunda yarbay, iki yıl da Paris ‘te Albay olarak görev yapmış; maaşı önce ikiye sonra dörde katlanmıştı!
Yılmadı, erken emekli oldu, kitap yazmaya başladı.
Yazdıkları ortalama fiyatı 20 liradan marketlerde satılan on kitaba sığmadı. Ama Paris yıllarını nedense hiç anlatmadı.

Böylece özgeçmişinin başına koyduğu “Gümüş liyakat” madalyasının Türk-Fransız ilişkilerine olan katkısından dolayı verildiği de bir sır olarak kaldı.
Herkes onu “memleketi kurtaran adam” sandı. Oysa o Şemdinli’ye giderken PKK’nın oy oranı % 1 bile yoktu. Dönerken HADEP, Şemdinli’de % 28’le ikinci parti olmuştu.
Kolunu bacağını bırakıp dönenler olmuştu. Ama hiç kimse, böyle sayfalarca, cilt cilt terör satmamıştı!
Günlerden bir gün sivil hükümet “asker vesayeti” diye bir şey ortaya attı. Devr-i sabık yarattı. Aslında bu, TSK’ya atılan derin bir kumpastı.

Dönemin etkin itirafçıları, onun hakkında “PKK’ya erzak gönderir, kendi bölgesini çatışmadan korumaya çalışırdı” diye ispiyonda bulundu.
“PKK’lıları şöyle yapardı böyle yapardı; asit kuyularına doldurur, kibritle yakardı” demedi. O işler “tanık”ların değil “sanık”ların işiydi.

Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Sarıkız, Andıç, Casusluk derken Türkiye’de neredeyse dönemin bütün askerleri Orgeneralden Başçavuşa kadar içeri girdi.
Ona ilişilmedi.
2008’de Zekeriya Öz, onu sorguya almış: “Bu adamlar seni harcamış Albayım konuş biraz?” diyecek olmuştu.
2010 ve 2012’de yine çağrıldı. Sanki “tanıklığa” abone olmuştu.
Komutanlar, dalga dalga alınıyor; O, dalga dalga tanıklık ediyordu.

Dönem arkadaşlarının yarısı tutuklanıp, adam başı dört yıl yatarken, o televizyonlarda Ergenekon ve Balyoz facialarını anlatıyordu!
Fuarlara, konferanslara gidiyor, uygun bir para karşılığında kitaplarını imzalıyordu.
Gözleri o kadar keskindi ki, Hakkari’nin tepelerinden aşağı doğru bakınca, bütün Ortadoğu’yu görmüş, biraz dikkatli bakınca BOP’u filan da çözmüştü.
Fakat o keskin gözler, dün niyeyse burnunun ucunu görememişti!..

Geçen cumartesi gecesi, Berat kandiliydi. AKP Kurultayına bir gün kalmıştı. Tek adaylı kurultayın tek genel başkan adayı şimdiden belliydi.
Yani Binali Yıldırım, beklenen Başbakandı. Kimse de bir şey dememişti.
Herkes birbirinin kandilini kutluyordu ki”efsane albay” kişisel web sitesinden önce bir “şey” paylaştı..
Bu: “Vay be Allah seni kahretsin emi Bahçeli” diye başlayan bir “haber”di!.. “Bu mübarek günde damat Berat ha!..” diye devam ediyordu.

Devlet Bey’in Berat kandilinin manasını ifade eden “kurtulmak” anlamında kullandığı “beratı özlüyoruz, berata ulaşmaya çalışıyoruz” sözlerinden, nasıl becerdiyse “damat Berat” gibi bir anlam çıkarmıştı.
Bu adam nasıl Albay olmuştu. Olduysa sınırda 2 yıl nasıl durmuştu. Durduysa evinin yolunu nasıl bulmuştu?
O sınırda dururken sınırın hali nice olmuştu? Hayret ki ne hayret! O kadar kitabı nasıl yazmıştı?
Bir tweet attım kendisine… “Sayfayı mutfak askeri yönetse bundan kötü olamazdı; hiç olmazsa kandil gecesi ayık olurdu!” dedim bekledim.

Cevap gelmedi. Kısa sürede küçük bir tepki yumağı oluştu.
Sızmış kalmış olmalıydı!
Bugün Türkiye’de AKP 14 yıldır iktidardaysa, PKK, 40 yıldır hala diri ve canlıysa, bunun sorumluluğu, maaşını hak etmeyen, ama her işe burnunu sokan bu adamlardır.
Rahmetli Başbuğun “6 ayda bitiririm” dediği bu terötü, ellerinde dünyanın en gelişmiş silahları olduğu halde başarıyla sonuçlandıramayanlardır.
Türkiye hala bu sarhoşlardan birinin Yeşildere’de köylüye yedirdiği pisliği temizleyememiştir.
Türkiye hala bu vicdansızların işkence bataklıklarında ürettiği terörün sonunu getirememiştir.
Türkiye’de verilen her iki şehitten birinin sorumlusu, üç yıl kulağının üstüne yatan AKP ise diğerinin sorumlusu da bu kendi işinden başka her işe karışan Allahsız ve lümpen ulusçulardır.
Biz sırtında bir zamanlar taşıdığı üniformaya hürmeten dilimize vatan-millet kelepçesi vururken, bu sahte kahraman, reklam, reyting ve pazarlama peşindedir.
Ne kahramanı, hangi komutan!..

Kendi resmi maaşlı işini yarım yamalak yapan; ama sıra konuşmaya gelince kırk yıllık bir gönüllü vatan fedaisine berat kandili gecesi iftira atan bir şaşkına mı “kahraman” diyeceğiz.
Var git işine, kamuflajlı Piyer Cardin!..
Biz iki bin yıldır bu şanlı askerin takipçisiyiz. Hangi kahramanı baş tacı edeceğimizi biliriz.
Sivil siyaset, karargâhta, ordu evinde, sahra talimnamelerinde öğrenilecek bir emekli hobisi değildir.
Keşke kendi işini adam gibi yapsaydın da bugün böyle küçülmeseydin!

Şükrü Alnıaçık

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER