SON DAKİKA

Kahpe Eylüle İnat

Bu haber 12 Eylül 2013 - 14:07 'de eklendi ve 37 kez görüntülendi.

Fikri Atılbaz

“Oysa eylül değildir kahpe olan ona o yaftayı vurduranlardır.”

Yabancılara peşkeş çekilmek istenen, kızıl çaputların bayrak niyetine sallandığı ülkemizi köksüzleştirmekle görevli ihanet odaklarının serbest gezen itlerine karşı duruş sergileyerek, vatan, millet, din, iman uğruna, Allah aşkına, Müslüman mahallesinde salyangoz sattırmayız diyenlerin hazin hikayesidir 12 Eylül.

Havada uçuşan martıları doya doya seyredemeyen, sinema kapısından 50 kez geçip, bir kez içerisine girmeyen, sevdalanıp bir yare elinden tutup gezemeyen, silahların gölgesinde ölümün peşinde adım adım dolaştığı koskoca yılların karanlığında gür, berrak bir sesin ” Sizleri Allah yoluna çağırıyorum” dediğinde bu sesin etrafında toplanıp Bozkurtlaşan gençliğin hayat hikayesidir 12 Eylül.

Vatansızlarla, vatan için can verenlerin, dinsizlerle, kapalı mekanlarda Allah vardır deyip Komünistlerle işbirliği yapıp, “Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen alsancak” diye başlayan İstiklal Marşı okunurken oturanlarla, Türk-İslam olanların mücadelesinde devletin kendini yıkmak isteyenlerle, Türk milleti ve devletinin bekası için çarpışanları aynı kefeye koyup cezalandırdığı kartondan bir mahkemedir 12 Eylül.

***

Soğuk savaş döneminin Votka-Kola ortaklığında iki Emperyalist kutbun dünyayı sömürdüğü, ülkeleri çağdaş köleleri haline getirdikleri bir zaman diliminde yıllar geçtikten, 12 Eylül 1980 geçtikten sonra. Hem o dönemin Amerikan Türkiye uzmanı ve Türkiye Büyükelçisi ve hem de KGB’nin son başkanı tarafından Ülkücü Hareketin haklılığı teslim edilmiş ve kendileri için nasıl bir bela olduğu açıklanmıştır.

Tam bağımsız, egemenlik hakları kendi elinde olan, Emperyalizmin her türlüsünün karşısında duran, gittikçe bozulan hak, hukuk, adalet düzenini Milliyetçi Türkiye’yi inşa ederek dünyada yeniden tesis edecek, güçsüz ama haklı olanı haksız ama güçlü olana yem ettirmeyecek olan Ülkücü Hareketin önüne 12 Eylül’le birlikte set çekilmiştir. “Ülkücüler, insanlık âlemi içinde ne uşak olmayı, ne de başkalarını uşak olarak kullanmayı kabul etmeyen şerefli bir bayrağın taşıyıcısıdır.” düsturuyla yola çıkan büyük kutlu bir davanın, kutlu yolcuları önce vatanlarını aydınlatacak, sonra da dünyaya yön verecektir.

Ne kızıllar, ne köksüzler, ne idiğü belirsiz soysuzlar, Allah adını kullanarak Allahsızlık yapanlar, Küresel Güçlerin oyuncakları, her türlü karpuzlar, hiçbir zaman bilemediniz, anlayamadınız, bundan sonra da anlayamayacaksınız. İmanımız sadece Allaha’dır, sadece ona. Kulluğumuz sadece ona.

***

12 Eylül Ülkücü Hareket için yapılan yol kesme operasyonudur. 12 Eylül 1980’le beraber, C-5’lerde işkencelere tabi tutulan Ülkücülerin, Mamak ve benzerlerinde kara zindanların taş medreselere dönüştüğü dönemdir. Gül kokulu, Yusuf yüzlülerin şehit edildikleri yetmezmiş gibi, devlet eliyle idam sehpalarında yağlı urganla asılmalarının ön adımıdır 12 Eylül.

Kahpedir, kancıktır, haindir 12 Eylül. İçimizdeki dinmeyen kinin, bitmeyen nefretin adıdır 12 Eylül. İmamoğlu’nun, Önkuzu’nun, Karataş’ın, Özmenem’in yol başçılığı yaptığı şehitler kervanına; 7 Ekim 1980 tarihinde Mustafa Pehlivanoğlu’nun; 4 Haziran 1981’de Cevdet Karakuş’un; 20 Ağustos 1981’de İsmet Şahin’in;, 27 Mart 1982’de Fikri Arıkan’ın; 2 Mayıs 1982’de Cengiz Baktemur’un; 13 Ağustos 1982’de Ali Bülent Orkan’ın; 31 Ocak 1983 Ahmet Kerse’nin; 5 Haziran 1983’de Halil Esendağ ve Selçuk Duracık’ın eklendiği kara bir dönemin başlangıcıdır.

Allah hepsine rahmet eylesin, mekanları cennet olsun. Bu gün yaşayan mücadele arkadaşlarından da Allah razı olsun. Diyoruz ya bu davanın temelinde; kan var, can var, gözyaşı var, dua var ve şehitleriyle, gazileriyle, yolunda yürüyenleriyle Milliyetçi Ülkücü Hareket hala dimdik ayakta, Türkiye var olduğu müddetçe de var olacak.

***

Onların anılarına:

Sabahın erken vakti,

Gün yeni yeni uyanırken;

sadece ayak sesleri işitiliyordu.

Kalabalık bir grup geçiyordu,

kapalı mazgalın önünden.

Sanki bilinmeyen bir yerden, ötelerden;

Allahu ekber Allahu ekber Lailaheillallah…

İlahi bir ses geliyordu.

Bembeyaz bir önlükle

ülkü erim çıkınca darağacına,

bir sessizlik hakim oldu.

Cellât savurunca tekmeyi tabureye,

seyredenlerin içinde bir ürperti oluştu.

Gökyüzünde bir tek bile kuş yoktu.

Cinayete tanık olmak istememişlerdi.

Lakin dokuzlardan bir can düştü,

Hakka doğru yürüdü.

Birden bire binlerce kanat

çırpınmaya başladı.

Hep bir ağızdan ötüyorlar,

kuşlar ağlıyordu.

Bülbül susmuş, gül konuşuyordu.

Kahpe eylül’ün çanakçıları;

Bilin ki devran elbet bizim için de dönecek.

Bizim sevdamız hiç bitmeyecek.

Sağlıcakla kalın!

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.