Asikurtlar©

KADIN EMEĞİNİN YENİ DEĞERİ: KİRALIK İŞÇİLER

KADIN EMEĞİNİN YENİ DEĞERİ: KİRALIK İŞÇİLER
12 Nisan 2016 - 18:12 'de eklendi ve 525 kez görüntülendi.

 

 

 

Neo-liberalizm’in bitmez tükenmez kar güdüsü kadınlara da el uzattı. “Son günlerde sıkça duyduğumuz kadınlar başımızın tacıdır. Dünyadaki tüm eserler kadınlara aittir”. Sözlerini işittiğim de kadınların kıymetini bilen insanlardan oluşan bir toplum olduğumuza inanmak istiyorum ama üzülerek belirteyim ki bunlar 8 Mart’ta has klişe sözlerdir.

Neden böyle bir giriş yapmak zorunda kaldığımızı biraz açalım isterseniz. Konumuz “esnek çalışma yasası”

Anayasamızın 55. Maddesinde “ücret emeğin karşılığıdır” ifadesi yer almaktadır. Buna ek olarak “Devlet, çalışanların yaptıkları işe uygun adaletli bir ücret elde etmeleri ve diğer sosyal yardımlardan yararlanmaları için gerekli tedbirleri alır” denmektedir.

Şimdi Anayasa’da bulunan bu hükmün nasıl aşındırıldığına uzun uzun girmeye gerek yok sadece şöyle düşünelim hakikaten insanların aldığı ücret emeklerinin karşılığı mıdır? Yoksa insanların ücreti kapitalizmin yarattığı piyasa fetişizmi tarafından mı belirlenmektedir? Devletin vazifesi anayasada yazmaktadır. Peki bu vazifeye uygun yasaların parlamentoda tartışılması ve geliştirilmesi gerekmez mi?

Şimdi asıl konumuz olan “esnek çalışma yasası” na geri dönersek mesele daha iyi anlaşılacaktır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik bakanlığının basına verdiği bilgiden öğreniyoruz ki esnek çalışma yasası ile kadınlar, master ve doktora öğrencileri ile engellilerin geçici iş ilişkisi kurarak kısa süre de olsa çalışma hayatına katılacağı öngörülmektedir. Burada hemen şunu belirtelim ki söz konusu bu insanlar içinde kadınların oranı oldukça yüksektir. Bir başka deyişle geçici olarak çalışmak zorunda olanlar lisansüstü eğitim yapan öğrenciler olsa dahi ülkemizin eğitim seviyesi dikkate alındığında bunun ciddi bir paya sahip olmadığı bilinmektedir.

Gelelim bu insanların hangi alanlarda çalışabileceği konusuna, şimdilik öngörülen mevsimlik tarım işleri, ev hizmetleri, işletmelerin günlük işlerinden sayılmayan ve aralıklı olarak gördürülen işler olarak sıralanan bu işlerin vasıf gerektirmeyen işler olduğunu anlamak için özel bir çalışma yapmaya gerek yoktur.

Demek ki hedef master ve doktora öğrencilerinden ziyade vasıfsız kadınların işgücüne katılımıdır.

İçimizden bazıları ne var bunda iyi ya işte vasıfsız kadınlar iş sahibi olacak Türkiye’de istihdam artacak her şey daha güzel olacak diyebilir. Bunu düşünenlerin mutlaka şunu da düşünmesi gerekir. Kapitalizmin hedefi kar elde etmektir. Karı artırmak için de ücreti düşük tutmak bu ülkenin seçilmiş kaderi veya öğretilmiş çaresizliğidir.

Ücretin düşük olacağını nereden çıkarıyorsunuz? Asgari ücret 1300 TL oldu diye aklından geçirenler muhakkak olacaktır. İçimizde ki bu romantiklere bir bilgi daha vermek isterim; burada bahsedilen geçici iş ilişkisi “Özel İstihdam Büroları” aracılığıyla yapılacaktır.

Şöyle düşünelim bir şirket kuruyorsunuz, yaşadığınız şehirde ev işlerinde veya tarım işçisi olarak günü birlik veya haftalık çalışmaya razı olan insanlar var ve siz bunlarla sözleşme yapıyorsunuz. Bu insanlar ki burada ağırlıklı olarak kadınlardan bahsediyoruz, sizin bulduğunuz geçici işlerde yevmiye ile çalışıyor böylece gelir elde ediyor. Elbette sizin de maliyetleriniz olduğu için siz de onlardan belirli bir payı komisyon olarak alıyorsunuz.

Şimdi bunu bir de geçici işçiyi çalıştıran işveren penceresinden düşünelim.

Bir otel işletmecisi temizlik işçileri istihdam etmek zorunda kaldığında, asgari ücret ödemek, tam gün çalışma güvencesi vermek, kıdem tazminatı ve sigorta payı ödemek gibi maliyetlere katlanmaktadır. Aynı işi Özel İstihdam Büroları’dan geçici işçi kiralayarak yaptığı takdirde ise bu bürolara ödeme yaparak işçi ile ilgili sorumluluklarından kurtulup ciddi bir maliyet düşüşü sağlayabilecektir.

Şayet kendisi çalıştırdığı takdirde 50 TL maliyete katlanıyorsa Özel İstihdam Büroları’ndan kiraladığında daha düşük bir maliyetle bu kiralamayı yapması gerekmektedir. Dolayısıyla işçiye ücret ödemek yerine daha düşük ücreti bu bürolara ödemiş olacak bu bürolarda kendi personelleri için aldıkları ücretten bir komisyon daha alarak işçinin yevmiyesini ödeyecektir.

Herkesin kazandığı bir sistem gibi gözüken bu organizasyon 1300 TL asgari ücreti fiilen işlevsiz hale getiren, işçinin yevmiyeli ve istihdam güvencesi olmayan bir işe mahkum kalmasına yol açacak bir sistemdir.

Düzenleme ile şehirlerde yaşayan vasıfsız kadınların istihdamını artırmak hedeflenmektedir. İstihdam etmek demek insanlara ekonomik özgürlük kazandırmak ve insana yakışır bir hayata ulaşmalarına katkıda bulunmak demektir. Bu yöntemde amaç daha düşük maliyetlere ulaşarak işçi çalıştırmak ise buradaki tasarrufun çalışanların ücretini azaltarak yapılacağı açıkça gözükmektedir.

Hepimiz şunu fark etmek zorundayız. Artık bir ailede bir kişiden daha fazla çalışan olmasına rağmen yoksulluk bir türlü azalmamaktadır. Geçmişe kıyasla erkeğin yanı sıra kadınlar da çalışmasına rağmen geçim sıkıntısı artarak devam etmektedir. Bir taraftan hayat pahalılaşırken diğer taraftan ücretleri düşürmek için her türlü yasal düzenleme mübah görülmektedir.

Özellikle yoksul kadınların omuzlarındaki yük giderek artmaktadır. Orta gelir seviyesinde yaşam standardına sahip kadınlar erkeklere eş değer gelir elde ederken çocuk bakımı, temizlik, yemek gibi işleri daha yoksul kadınlara devretmektedir. İşin ilginç tarafı yoksul kadınlar hem kendi ev işlerini aksatmadan yapmaya çalışırken hem de para kazanmak için çalışmaktadır.

 

Elbette bunun yaratacağı sosyal maliyetleri, bu kadınların elde edeceği gelirin telafi etmesi mümkün olmamakta ve hatta bu kadınların ücretlerinin daha da düşük olmasını sağlayacak düzenlemeler yapılmaktadır. Esnek Çalışma Yasası, yoksul ve vasıfsız kadınların hem cinslerinin evlerindeki işlerde çalışmalarına ek olarak başka sektörlerde de daha düşük ücretle geçici olarak istihdam edilmesine imkan sağlamaktadır.

Evet, “kadınlar başımızın tacı” istihdam güvencesi olmadan, düşük yevmiyelerle, sigortasız, kıdem tazminatsız, özel istihdam bürolarının sözleşmeli ırgatları olarak çalışmaları koşulu ile…

Lafa değil icraata bakalım ne denir ki Yeni Türkiye?

Doç.Dr.Celal Taşdoğan

Kaynak : Haberyiva

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER