SON DAKİKA

CHP NE YAPMAK İSTİYOR?

Gündem Yazıları

“Kaçak Saray’dakinin Aklıyla Gidenin Hali Bu Olur!

Bu haber 12 Kasım 2014 - 10:58 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

KaçAK Saray yönlendirmesinde olan Başbakan görünümlü Ahmet Davutoğlu, Hacı Bektaş Kültür Merkezi’nce Nevşehir’de düzenlenen 4. Uluslararası Hacı Bektaş Aşure Günü’ne katılmış ve orada “Bir Başbakan devlet adına Dersim dolayısıyla bütün Alevilerden özür diledi. Çünkü o katliam gerçekten modern bir Kerbela’ydı” şeklinde konuşma yapmıştı. Kendi olmayı bir türlü başaramayınca hala Cumhurbaşkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ı pazarlamaya devam ediyor. “Recep Tayyip Erdoğan 2015 seçimlerine Numan Kurtulmuş’la girecek” dedikoduları siyaset kulislerinde hızla yayılınca, Ahmet Davutoğlu 24 saat Recep Tayyip Erdoğan diyor, başka bir şey demiyor. Sanki Dersim’de edilen ihanetten dolayı, ihanetin muhataplarından özür dilemek faziletmiş gibi millete onu pazarlıyor. “PKK Düşman değil” açıklamasının sahibi olan Recep Tayyip Erdoğan elbette Dersim’deki ihaneti kutsayacak, Ahmet Davutoğlu gibi bir Başbakan’a da bunu pazarlamak düşecektir.

Başbakan görünümlü Ahmet Davutoğlu’nun “Dersim katliamı modern bir Kerbela’ydı” sözü üzerine MHP Lideri Devlet Bahçeli aynı gün, anında bir cevap verdi. O yazılı açıklamadan bazı satır başları şunlardır.

· Dersim’deki hıyaneti, devlet ve millet aleyhine kurulan tuzakları, sahnelenen emperyalist oyunları Kerbela’ya benzetmek eğer cehalet değilse tam anlamıyla şuursuzluk örneğidir.

· 1930’lu yıllarda Dersim’de patlak veren isyan ve ihanet kalkışmasını Kerbela gibi İslam tarihinin en hassas ve en acıklı hadisesiyle ilişkilendirmek bir defa Ehl-i Beyt’in aziz hatırasına ağır bir hakarettir.

· Başbakan, Kerbela’yla Dersim’i eşitleyerek zalim ve canileri aklamanın, arındırmanın, arkalamanın boş hevesine, zillet kaygısına kapılmıştır.

· Unutulmasın ki, Dersim İsyanı bir Kerbela vakası değil, bir ‘kin belası’, bir ‘kan deryası’ olup hedefinde Türkiye’nin huzuru, büyük milletimizin beka ve birliği vardır.

· Aksini iddia edenler Türkiye’nin yıkılmasına hizmet eden ve batılın tasmasını boynuna geçirmiş köksüz ve kimliksizlerdir.

· Dersim’deki isyan elebaşları terörist olup, bu Yezid takipçilerinin Kerbela’da kanı dökülen mazlumlarla uzaktan yakından ilgisi olamayacaktır.

· Bilinmelidir ki, Başbakan’ın Kerbela’daki masumları Dersim’deki alçaklarla yanyana getirerek mukayese etmesi densiz ve bedbaht bir açıklama olarak anılacaktır.

Türk milletinin tarihine, namusuna, şerefine sahip çıkan MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bu sözleri sonrası, Başbakan görünümlü Ahmet Davutoğlu Dersim ihanetini meşrulaştırmak ve masumlaştırmak için “Dünkü hitabımdan sonra Sayın Bahçeli, rahatsız olmuş ve bir açıklama yapmış. Benim özür dilememi istemiş. Dersim’de yapılan zulüm dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanımız özür dilediği için ben de onu Hacıbektaş’ta dile getirdim. Tek parti döneminin zulümlerine sahip çıkmak, sizin için bir zillettir. Sayın Bahçeli, tek parti dönemine sahip çıkmak sizin göreviniz midir? “Sahip çıkıyorsa CHP sahip çıksın. Siz sahip çıkmayın. Bunu yaparsanız, en başta rahmetli Alparslan Türkeş’in kemikleri sızlar. Çünkü tek parti zihniyeti, başta Alparslan Türkeş ve Nihal Atsız olmak üzere MHP’lilerin önde gelen isimlerini tabutluklara soktular. Ey Bahçeli, ister zulüm Dersim’de yapılsın, ister senin öncü bildiklerine tabutluklarda yapılsın, biz karşı çıkarız. Ey Bahçeli asıl sizin Türkeş’ten özür dilemeniz gerekir.” cümlelerini kullanarak, Başbuğ Alparslan Türkeş’i, Nihal Atsız’ı bile çarpık anlayışlarına alet etmekten çekinmemiştir.

Başbuğ Alparslan Türkeş’i ve Hüseyin Nihal Atsız’ı alet eden Ahmet Davutoğlu’nun “Milliyetçilikle hesaplaşma zamanı gelmiştir” sözünün sahibi olması da traji-komik bir durum değil mi?

“Milliyetçilikle hesaplaşacağını” söyleyeceksin, sonra Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucusu merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in ismini kullanarak, Milliyetçi Hareket Partisi’nin Lideri Devlet Bahçeli’ye cevap vermeye çalışacaksın…

Recep Tayyip Erdoğan’ın yörüngesinde dönmekten ne konuşacağını artık iyice şaşırdın mı Ahmet Davutoğlu?

Dersim ihanetine sahip çıkan Ahmet Davutoğlu, o isyanda şehit edilen askerleri bir gün olsun andınız mı? PKK’yı yol ve dava arkadaşı edinmiş halinizle bu ne mümkün değil mi?

1937 yılının 21 Martında, yani bugün PKK’lıların da ayaklanma günü olarak kutladığı bir ihanet girişimi için Recep Tayyip Erdoğan ve siz niye özür üstüne özür diliyorsunuz ki?

İngiltere ve Fransız işbirliği ile ihaneti zafere dönüştürmek isterken başı ezilenlere sahip çıkmanızın, şimdi sizin de ABD/İsrail BOP’unda görev alarak sözde Kürdistan’ı kurmaya çalışmanızla bir alakanız olabilir mi? Barzani ve PKK işbirliğiniz Dersim’deki ihanete sahip çıkmanızın işareti değil mi?

Türk milliyetçilerinin tarihte yaşadığı 1944 olaylarında çektiği çileyle, 1937 yılında gerçekleşen Dersim ihanetinin bağlantısı nedir Davutoğlu?

Birisi Mustafa Kemal Atatürk ve diğeri İsmet İnönü döneminde yaşamış ve arada 7 yıl olan konuları birbirine bağlayarak nasıl bir tarih zekâsı ortaya koyuyorsunuz?

“Milliyetçilikle hesaplaşma zamanı gelmiştir” diyerek “Milliyetliğini ayaklar altına aldık” diyen Recep Tayyip Erdoğan’ın peşinden gittiğini göstermeye çalışan Ahmet Davutoğlu’na tavsiyemiz biraz tarihi gerçekleri saptırmaması ve Alparslan Türkeş, Hüseyin Nihal Atsız gibi büyük Türk milliyetçilerinin ismini oy kaygısı için ağzına almamasıdır.

“Milliyetçilikle hesaplaşma zamanı gelmiştir” diyen Ahmet Davutoğlu, ismini ağzına aldığın Ülkücü Şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nun ailesine yazdığı mektuptaki “Şunu hiç bir zaman unutmasınlar ki, Mustafa’lar ölür, Allah davası ölmez, milliyetçilik yaşar.” ifadesinden de mi haberin yok?

Gerçi sen de haklısın, oy için kürsülerde timsah gözyaşları dökerek Ülkücü Şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nun bu mektubunu okurken ustan bu cümleleri sansürleyerek okumuştu.

Dersim’de yaşanmış ve kafası ezilmiş ihanete sahip çıkmanızı yüzünüze haykıra haykıra vuran Türk milliyetçiliğin Lideri Devlet Bahçeli’ye “Ey Bahçeli asıl sizin Türkeş’ten özür dilemeniz gerekir.” diyen seslenen Ahmet Davutoğlu, yörüngesinden bir türlü çıkamadığın ustan, amirin Recep Tayyip Erdoğan’ın 1991 yılında Refah Partisi İstanbul İl Başkanı iken hazırlattığı ‘Kürt Raporu’ndan haberiniz var mı?

PKK’nın talep ve istekleriyle bire bir örtüşen o raporda ülkücü ve milliyetçi düşmanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Başbuğ Türkeş’in partisi MÇP’ye (MHP) ‘Türk Irkçısı MÇP’ diye hitap ettiğini hatırlıyor musunuz?

Ustan, amirin bu sözlerinden dolayı Başbuğ Alparslan Türkeş’ten bugüne kadar özür diledi mi?

Ülkücülere, Türk milliyetçilerine her fırsatta “Terörist, köpekçi, mafya bozuntusu, kafatasçı, kovboy, ırkçı, it-kopuk, kandan beslenenler, hayvan, alçak, şerefsiz, Fatih-a okumayı bilmezler, biz bunların cemaziyelevvelini biliriz, çapulcular” gibi hakaretleri eden Recep Tayyip Erdoğan bugüne kadar Ülkücülerden özür diledi mi?

1944 yılında Türk milliyetçilerine yapılan zulümlerle, bugün AKP iktidarı zamanında Türk milliyetçilerine yapılan zulüm arasında fark nedir Davutoğlu?

AKP iktidarında, Ülkücülüğünden taviz vermediği için görevden aldığınız, sürgüne yolladığınız, fişlediğiniz Ülkücünün sayısını biliyor musunuz?

MHP Lideri haine hain, ihanete “ihanet” dediği için Başbuğ Alparslan Türkeş’ten özür dileyecek öyle mi?

Atalarımızın “Acemi nalbant gibi kâh nalına vurur, kâh mıhına.” sözünde ifade ettiği halinle çok komik oluyorsunuz Ahmet Davutoğlu!

Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı PKK Açılımını sürdüren Ahmet Davutoğlu, merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in bazı konuşmalarını hatırlatıyorum, hepsini üzerine alının, çünkü sizin gibi zihniyetlere sesleniyor.

***

“Bu meseleyi silahla halledemediniz, gelin kanlı katil, Öcalan ile masaya oturun siyasi çözüm arayın diyorlar. Federasyonu tartışalım diyorlar. Niçin? Niyetleri oraya bir Kürdistan devleti kurabilmek. İş oraya geldi mi arkadaş kabul, pahalıdır ama hakkından geliriz.” (12 Mayıs 1994)

“Milletin birliğini ve bütünlüğünü bozma yolundaki bütün hareketlerin ve Devletimizi bölme yolundaki her adımın karşısında duracağız. Ne siyasi çözüm, ne özerklik, ne de federasyon asla kabul etmeyeceğimiz şeylerdir.” (23 Nisan 1995)

“Mardin’de, Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Silvan’da kundaktaki bebeklere, camide ibadet etmekte olan insanlarımıza kadar varan bir canilik ve vahşet, PKK çetesince tırmandırılmaktadır. Bu bölgemizin adına Kürt denilen kardeşlerimize karşı, kundaktaki Kürt bebeklerine varıncaya kadar katliam gerçekleştiren bu PKK çetesi mi Kürtlerin hakkını savunacaktır? Son olaylar göstermiştir ki, PKK çetesi, bu ülkenin bütün insanlarına düşmandır: PKK, Kürtüyle, Türküyle, bu memleketin bütün evlatlarına düşmandır”

(8 Haziran 1992)

“Türkiye üniter bir devlet olarak kurulmuştur. Yani merkezi bir yönetim sistemi vardır. Türkiye’de federasyon ya da eyalet sistemini tartışmaya açmak, Türkiye’yi bölünmeye götürür. Türkiye’nin üniter yapısı tartışılamaz”

(14 Mart 1994)

“MÇP aleyhinde bazı çevrelerde bazı kendisini bilmez gazeteler ve yazarlar” MÇP Kürt düşmanlığına soyundu” seklinde ifadelere yer verdiler. Asil Kürt düşmanı, çoluk çocuk demeden katleden PKK’lılar değil midir? Ermenistan hayali peşinde Güneydoğu’lu insanlarımıza çile çektiren, üç – beş Ermeni fanatiğinin yönettiği PKK’dan daha büyük Kürt düşmanı olabilir mi? Biz, Kürt düşmanı değiliz, biz ayrılıktan değil, birlikten yanayız. Hiçbir zaman bir Türk – Kürt ayrımcılığı yapmadık, yapmıyoruz. Güneydoğulu insanlarımızın yanındayız, adına Kürt denilen insanlarımızı kendimizden ayrı görmüyoruz. Ama biz Kürtçülüğe, bölücülüğe karşıyız. PKK’nın gerçekleştirdiği terörle Kürt kardeşlerimize de büyük kötülük yaptığı inancındayız.”

(12 Ekim 1992)

“Sen Türk Milliyetçisisin peki. Sen Türk Milliyetçisi olduğun gibi Kürt milliyetçilerine de hak tanı diyor. Tabi ben onlara ‘yıkıl oradan köpek’ diyorum. Ben Türk Milliyetçisiyim, Türk Milleti’nin varlığının savunucusuyum, Türk Milleti’nin içinde, Türkiye’de, Türk topraklarında Türk Milliyetçiliğinden başka bir milliyetçilik olamaz.”

***

MHP işte bu çizgiden zerre sapmadan milli mücadele vermektedir. Bunu PKK’lı Şivan Perver’lerle aşıklar gibi el ele yürüyen Ahmet Davutoğlu’nun anlaması, idrak etmesi mümkün değildir. Merhum Başbuğ Alparslan Türkeş’in bu sözlerine cevap verebilecek cesaretin varsa, buyur çık cevabını ver Ahmet Davutoğlu!

Başbakan görünümlü Ahmet Davutoğlu, Recep Tayyip Erdoğan’ın yörüngesinde işgal ettiğin şu koltuğu bırak, gerçekten trajı-komik halleri yaşıyorsun. Birçok konu boyunuzu aşıyor. Dersim ihanetini, 1944 olaylarına bağlamanız işte boyunuzu aşan yeni bir olay olmuştur.

“Milliyetçilikle hesaplaşma zamanı gelmiştir” gelmiştir dedikten sonra milliyetçilere akıl vermek size mi düşüyor?

“KaçAK Saray” aklıyla gidersen olacağı zaten budur…

Yıldıray Çiçek

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.