SON DAKİKA

Trump Ve Almanya

Gündem Yazıları

BEDAVA ÜLKÜCÜLÜK

Gündem Yazıları

KADER MAHKÛMLARINA AF

KÖŞE YAZILARI

Kabine revizyonunun anlattıkları

Bu haber 26 Ocak 2013 - 10:30 'de eklendi ve 22 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

AKP’de 4 bakanlıkla sınırlı bir kabine değişikliği yapıldı. Sayı çok sınırlı kalmasına rağmen, gürültüsü büyük oldu. Sanki yeni bir hükümet kurulmuş, yeni bir dönem başlamış gibi yorumlar yapıldı. Özellikle besleme ve yanaşmalar bu değişikliğe olağanüstü önem ve anlam yüklediler.

İsimler önemli değil

En son söyleyeceğimizi, en başında söyleyelim. AKP içinde kimin bakan olduğunun, kimin genel başkan yardımcısı, milletvekili, il başkanı ve hatta üye yapıldığının hiçbir önemi yoktur. AKP bir Recep Tayip Erdoğan partisidir. O ne derse, o olur. Diğerlerinin bir irade beyan etme, farklı bir şey söyleme, özel bir icraata yönelme gibi bir hakları ve yetkileri hiçbir zaman olmadı ve olmayacaktır. Zerre kadar bunun dışına çıkanlar en sert ve açık şekilde uyarılır ve hizaya sokulur. Buda yetmezse partiyle ve siyasetle ilişkisi biter. Bunun onlarca örneğini sayabilirim. Şu anda görevi bırakmış olan Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın domuz gribi hikayeleri zamanındaki durumunu ve başbakan tarafından nasıl azarlandığını, sonra da hiçbir şey olmamış gibi yola devam ettiğini ibretle gördük. Aynı şekilde Kültür Bakanlığı’nı bırakmak zorunda kalan Ertuğrul Günay’ın Kars’daki ihanet anıtını savunmaya çalışması sırasında ne durumlara düştüğü, siyaset tarihine geçmiştir. Uyarıların ve azarın fayda etmediği Kemal Unakıtan’ın, Kürşat Tüzmen’in, Aliye Kavaf’ın şimdi nerede olduklarını hatırlayan var mı? Bunlar bir çırpıda aklıma gelenler.

İçişleri Bakanlığı

Yeni değişikliklerde de esas olan ölçü, yine sayın başbakanın ne düşündüğü ve ne istediğidir. Bu ölçüyle değerlendirildiğinde görevden alınanların neden alındıklarını, getirilenlerden ne beklendiğini anlamak hiç de zor olmuyor. Değişiklik yapılan 4 bakanlık da, görevden alınan 4 bakan da çok ilginç özellikler yansıtıyor. İlk dikkat çeken İçişleri Bakanı oluyor. İdris Naim Şahin, AKP içinde milli duyarlılığı en yüksek isimlerden biri olarak bilinir. Nitekim bakanlığı sırasında da bu yönüyle öne çıkmıştır. İmralı canisinin AKP siyasetine damga vurduğu bir dönemde böyle bir ismin bırakın İçişleri Bakanı olmasını kabinede bulunması bile, özellikle yıkım çevrelerini çok rahatsız ediyordu. Sayın başbakan her ne kadar milli duyarlılığı yüksek çevrelere bir parmak bal olarak İdris Naim Şahin’i o göreve getirmiş olsa da, İmralı canisini bu millete hazmettirmiş olduğunu düşünmüş olmalı ki, artık buna gerek görmedi ve görevden aldı. Nitekim, yerine Mardin Milletvekili sıfatı bulunan ve bürokratlığı döneminde başbakana rüştünü ispat etmiş olan Muammer Güler’in getirilmesi, bu tespitimizi bir defa daha doğrulamaktadır. İmralı canisinin AKP’nin eline tutuşturduğu yol haritasını hayata geçirmesi şimdi çok daha kolay ve hızlı olacaktır.

Kültür Bakanlığı

Kültür Bakanlığı’ndan Ertuğrul Günay’ın neden alındığını anlamak zor değil. CHP seçmeninin kafasını karıştırma kontenjanından milletvekili ve bakan olmuştu. Bu yönüyle her zaman sorun kaynağıydı. Şimdi artık kendisine ihtiyaç kalmadığı düşünülüyor olmalı ki, kenara çekildi. Yerine Ömer Çelik’in getirilmesi İmralı canisi ile yürütülen süreç çerçevesinde değerlendirilmelidir. Zira Çelik’in en dikkat çeken özelliği polemikleri ve özellikle milliyetçilere yönelik hücumlarının yanında, yıkım politikalarının ateşli bir savunucusu olmasıdır. Kültür ve Turizm’e ne katkısı olur, bunu bilmiyoruz. Değişen fazla bir şey olacağına da ihtimal vermiyoruz. Ancak, Ömer Çelik’in kabinede olması yıkımcıları, Habur’cuları, Oslo’cuları çok memnun edecek ve çok sevindirecektir.

AKP klasiği

Milli Eğitim Bakanı’nın değiştirilmesi bir AKP klasiğinin yeni tezahürüdür. 10 yıllık geçmişlerinde en çok karıştırdıkları, en çok oynadıkları, en çok amacından saptırdıkları bakanlık Milli Eğitim olmuştur. Ne yapacaklarına, nerede duracaklarına bir türlü karar verememişler, bu hayati bakanlığı kelimenin tam anlamıyla bir yaz-boz tahtasına çevirmişlerdir. Bunun sonucunda Türk milli eğitimi içinden çıkılmaz bir hale gelmiştir. Şimdi yeni bir bakanla birlikte tekrar deneyecekler. Bunun anlamı bütün sistemin bir defa daha yerle bir olması, kadroların darmadağın edilmesi ve belirsizliğin daha da büyümesidir. Kim bilir yine hangi sonu gelmez tartışmaların, hangi fantezilerin, hangi garipliklerin ve hangi bilinçaltı tezahürlerinin ortasında kendimizi bulacağız.

Sağlık Bakanlığı

Sağlık Bakanlığı’nı özellikle sona bıraktım. AKP sonrasında bu bakanlıkta olanların ayrı kitapları yazılacaktır. Yanaşma ve beslemeler her ne kadar sağlık sistemi ile ilgili başarı hikayeleri anlatarak bu milleti uyutmaya çalışsalar da iddia ve söylentiler ayyuka çıkmıştır. İşin içinde olanlar sağlık sisteminin tamamen belli bir menfaat çevresinin eline geçtiğini ve bunun dışına çıkanların anında yok edildiğini ileri sürmektedirler. Yeni bakanın başbakana çok yakın bir isim olmasının bu iddialarla ilgisinin ne olduğunu yaşayarak öğreneceğiz.

Bakan değişikliğinin sınırları, kimlerin gidip yerine kimlerin geldiğinin hiçbir önemi yoktur. Önemli olan zihniyettir. AKP’nin zihniyetini, hedefini, nereden gelip nereye gittiğini çok iyi bildiğimiz için ne giden isimler, ne gelen isimler bir şeyi değiştirmeyecektir. Yine yıkım devam edecek, yine iddialar ayyuka çıkacak, yine yalan, talan ve ihanet tek ve değişmez politika olacaktır.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.