Asikurtlar©

Japonya’da yaşayan Türkler’in en çok şaşırdığı şey ne

Japonya’da yaşayan Türkler’in en çok şaşırdığı şey ne
27 Nisan 2016 - 9:05 'de eklendi ve 4209 kez görüntülendi.

Ahlak ve siyaset pek bağdaşır şeyler değildir.

Hele de bizim ülkemizde.

Felsefe yapayım biraz: Paradan daha kıymetli 4 şey vardır: Zaman, Barış, Bilgi/Akıl ve Sağlık.

Tüm çağdaş toplumlar ve bu toplumların temelini oluşturduğu devletler, aslında bu felsefeye göre kurulur.

Yani; toplumsal barış için bilgi/akıl yürütülür, toplumsal barış, cehaleti öldürür, bireyleri hedef alan sağlık politikaları da peşinden gelir.

Zamanın kaybı asla telafi edilemez, keza sağlığın ve barışın da.

Ama en çok da aklın kayboluşu zararlıdır, çünkü zamanı, barışı ve sağlığı kaybettirir aptallık ve cehalet.

Bunun yüzlerce örneklerini her gün bizzat görüp yaşıyoruz.

Ahlak tüm bu 4 sihirli elementi bir arada tutan katalizördür.

Yani ahlak olmazsa, ne zaman, ne barış, ne akıl ne de sağlık olur.

Siyaset ahlakı toplumun genel ahlakını belirler.

Mesela şintoist Japonya’da siyaset ahlakı çok kesindir. İstifayı bırakın, intihar söz konusudur.

Toplumda da bunun yansıması, tam dürüstlük ve kesin saygı şeklinde ortaya çıkıyor.

JAPONYA’DAKİ TÜRKLER’İN ŞAŞIRDIĞI ŞEY…

Japonya’da yaşamaya başlayan bir Türk’ün en çok şaşırdığı şey, insanların hiç yalan söylememesi, hırsızlığın olmaması ve herkesin birbirine çok saygılı olmasıdır.

Japonya güzel bir örnek, çünkü bizim memleket ve etrafından epey uzak ve izole bir ülke.

ERGENEKON VE TECAVÜZ

Politika, eski yunan kökenli bir kelime.

Poli (Çok) ve etika (ahlak) kelimelerinin birleşiminden oluşur.

Yani çok ahlaklılık demek.

Kelimenin kökeninde bir oynaklık var.

Poligami yani çok eşlilik gibi bir şey.

Süleyman Demirel’in “Dün dündür, bugün de bugün” deyişi tam olarak anlatır.

Siyasetçi toplumda yalan söylemesi normal karşılanan kişidir bizde.

Siyasetçinin yalan söylemesi mesela Amerika’da en büyük suçtur.

Oysa serbest piyasacı Amerika’nın daha esnek olması gerekir değil mi?

Hayır, Ortadoğu ve Akdeniz’den daha esneğini bulamazsınız.

Bill Clinton, stajyeriyle oral seks yaptığı için değil, yalan söylediği için hedef alındı.

Ama bizde istediğin kadar yalan söyle, kimsenin umurunda bile olmaz.

Yalan söyle, istifa etme, üç gün sonra unutulur.

Bizde para, zamanın, barışın, aklın ve de sağlığın önünde gelir.

Ahlak yoktur çünkü, dincilik vardır. Dindarlık demedim, dincilik, yani din alım satımı vardır, dikkat edin.

Bizde politikacı istifa etmez, gazeteci kalemini kırmaz, her yöne, her şekilde esneyip bükülerek “survive” ederler.

Ergenekon kumpasında bunu yaşıyoruz.

Kapısına ikinci kez gelen polisi görünce şerefine yediremeyip intihar eden Yarbay Ali Tatar için “Hesap vermeden nereye?” diye yazan Engin Ardıçlar, kitaplar yazan Şamil Tayyar’lar, Tarafçı Ahmet Altan’lar, Nuray Mert’ler, Yasemin Çongar’lar, Fetullahçılar, Amerikancı liberaller, yobazlar vs.

Bugün Suriye felaketinin, Kilis’e düşen bombaların, Dinci vakıf ve yurtlardaki tecavüzlerin, basın özgürlüğünün olmayışının, Meclis Başkanının laikliksiz anayasa sözlerinin arka planı, Ergenekon kumpas ve tertibidir.

Yargıya güvenin yüzde 70’ten, yüzde 30’a çakılmasının da sebebi aynıdır.

Askeriyeye, yargıya, anayasa ve laikliğe, özünde insanlık ve geleceğe bir darbedir Ergenekon.

Amerikancı, Selefi, Siyonist bir darbe.

Ahlakın sükutu sayesinde.

Kısalması ASS yani.

BOP’un nihai sonucu.

(*) Kurt VonnegutJr. “Şampiyonların Kahvaltısı” romanından.

Hüseyin Vodinalı

Yazının Devamı

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER