Asikurtlar©

İzmir Marşı

İzmir Marşı
05 Şubat 2017 - 6:11 'de eklendi ve 3815 kez görüntülendi.

Türkiye’den sıkıldığım zaman İzmir’e giderim ben.
Simide gevrek deriz biz.
Çekirdeğe çiğdem.
Kordon elektrik aleti değildir.
Kumru da kuş değildir.
Yengen’i yeriz.
Sen sigorta dersin.
Biz asfalya deriz.
Uzatmayız…
Gidiyom geliyom deriz.
Domates dediğin…
Domat işte.
Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Kordon’suz evde oturabiliriz, konforsuz balkonda oturamayız; rahmetli babam mesela, klima taktırmaya kalkmıştı balkona… Hıdrellez filan, mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz. Bi oturuşta 80’er midye yeriz, istifno severiz, cibez’e bayılırız, gece saat üç dört gibi boyoz’a dalmazsak, kan şekerimiz düşer! Boş lafa karnımız toktur, tırışkadan teyyare gibi atasözlerimiz vardır. Birader’e bilader deriz, kıdemli bilader’e cankuş deriz.
Denizi kız, kızı deniz, sokakları hem kız, hem deniz kokar… Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler. Kızlarımızı da tavlayamazsın ha… Canı çekerse o seni tavlar. Liseye giden kızının erkek arkadaşının olması kasmaz babaları, kendilerinin de kız arkadaşı vardı lisedeyken… Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, kupayı İzmirli kadınlar alır. Erkekleriyle kahveye giderler çünkü, kızlar kahvesi vardır. Şaşırdın mı? Al buna da şaşır, nargile içerler. Asidirler. Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, herkesin ortasında bi çakar, bi de duvardan yersin… Gönül Yazar’dır, Çolpan İlhan’dır, Maria Rita Epik’tir, Ayla Dikmen’dir, Ayfer Feray’dır, Marika Corsini’dir, Meltem Cumbul’dur, Caroline Koç’tur, seçilme hakkını kullanan ilk Türk kadını milletvekilimiz Benal Nevzat İstar Arıman’dır, bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina’dır onlar… Özgürdürler. Aşklarını yaşarlar, varoşta bile el ele dolaşırlar.
Erkeklerimiz de fena değildir. Fazla detaya girmeyeyim, sırf Ayhan Işık bile, sırf Metin Oktay bile tek başına bi fikir verir. E ayıptır söylemesi, sembolümüz de kuştur. Yalıçapkını… Uçuş tekniği itibariyle havada asılır kalır, yalıların teraslarında güneşlenen kadınların üzerinde dolanır, işi gücü bırakır, havada asılı kalıp, kadınları seyreder, “çapkın” adı oradan gelir!
Roman mahallemiz vardır, tenekeli mahalle… “Roman” demeleri boşuna değildir. Marquez romanlarından fırlamış gibidir. Bienal’dir. Evini mesela öyle bi cart yeşile boyar kardeşim, yeşilin o tonunu renk skalasında bulamazsın. Kapıyı da gider mor’a boyar. Hayal güçleri, sürrealist ressamları bile kıskandırır. Herhangi bi akşamüstü uğrayın… Dördüncü kat balkonunda beygir görebilirsiniz! Faytoncu beygiridir. Kapının önünden araklamasınlar diye, merdivenden çıkarıp, sağlam sağlam balkona bağlarlar. Hayatı, saçlarına kırmızı karanfil gibi takarlar. Yürekleri daima imbat’lıdır.
İzmirlidir incir. Üzümdür. Enginarın başkentidir. Kazandibi hemşehridir. 78 çeşit köftemiz olduğu için, McDonald’s’ın bunalıma girdiği dünyadaki tek şehirdir. Zeytinyağı severiz, en boktan duruma düşsek bile, zeytinyağı gibi üste çıkmayı daha çok severiz. Hayata gülümseriz. Sana ne bilader! Keyfimizin kahyasıyız, yazlığa gitmek için sekiz şeritli otoyol yaptık; Güzelbahçe, Seferihisar, Urla, Karaburun, Çeşme, öbür tarafta Dikili, Aliağa, Foça, çipurayız. Aklımıza gelince burnumuzun direği sızlar, Pak Bahadur’u özleriz.
Muş değildir ama yolu hakikaten yokuştur, onun için iki muhit arasından “asansör”le inip çıkarız biz! Durup dururken faytona bineriz, bi yere gitmeyiz aslında, öööle turlarız. Hava hep güzel, daralırız, okulu ekeriz. Öğretmenlerimizle kadeh tokuştururuz.
Simgemiz Saat Kulesi’dir ama, saat kaç diye Saat Kulesi’ne bakanı bulamazsın. Altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz, birbirine sorar saati… Rahatızdır. Çocukları Kemeraltı’da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulur getirir, çıkışta Kemeraltı karakolundan alırız. Ağlayıp zırlamak bi yana, çocukların çoğu polis amcalarının ısmarladığı dondurmayı bitiremediği için ayrılmak istemez karakoldan iyi mi.
Aceleye gelemeyiz. Bir sene önceden bangır bangır duyurusunu yap, de ki, saat 20’de tiyatro başlıyor. 20.30’da geliriz. Sanatçılar da İzmirliyse, 21’de anca başlar. Uçak altı saat rötar yapsın, istifimizi bozmayız, ekstra bira içme vesilesidir. Hiç kuyruk olmaz bu şehirde… Kuyruk varsa, İzmirli sıkılır gider. Pratiktir. 201 sokağı bulduysan, yanındaki 202’dir. Tek tek isim vermeye üşeniriz.
Tam 35’imiz var.
35 buçuğumuz var.
34 plaka gördük mü, kapışırız. Arkadan sirenleriyle eskortlarıyla isterse abd başkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz. Eşrefpaşalıyız, eli maşalıyız.
Erkek çocuklarına en çok “Efe” adı konulan yerdir. Zeybek duyduğumuzda, içimiz cızz eder, kalkar oynarız. Hasan Tahsiniz, Kubilayız… Mustafa Kemal de, ağlar kadınlarımız.
Alsancak, Lozan, Montrö, Hatay, Kıbrıs Şehitleri… Cadde cadde, semt semt, adres adres, Milli Mücadele Müzesi’dir. Birinci Ahmet Çeşmesi filan yoktur. Cinnah Caddesi, Arjantin Caddesi de bulamazsın pek… Recep Tayyip Erdoğan kavşağı teklif etmez hiç kimse.
300 senedir sülalece İzmir’de yaşayan Lucien Arkas, Expo’nun dünya tanıtımında ne dedi biliyor musun? Kulak ver dinle… “İzmir bu kadar uygarlığa evsahipliği yapmışsa, tesadüf değil. İzmirliler mutlu. İnsan başka ne ister ki hayattan? Ege mutfağında, Osmanlı mutfağı var, Yunan mutfağı var, Levanten mutfağı, Yahudi mutfağı var. 300 sene önce İzmir’e geldik. Anadilim Fransızcayı muhafaza ettim. Hâlâ Katolik’im. Evleniyoruz, ölüyoruz, mezarlıklarımız yan yana… Cami, kilise, sinagog yan yana… Hoşgörü ender bulunan bir şey. İzmir gerçekten hoşgörü şehridir.”
“Irkçı” dedikleri İzmir, budur.
İşgal edildiği gün, bir ulusun kurtuluş savaşını başlatan, işgali sona erdiği gün, o ulusun kurtuluş savaşını sonlandıran, dünyadaki tek şehir… Mustafa Kemal’in ilk ikametgah adresidir. Eşini oradan almış sarışın kurt… Anacığını oraya emanet etmiş.
Ve, Meryemana… Allah günah yazmasın ama, Allah’ın oğlu bile İzmir’e emanet etmiş anacığını, düşün gari!

“Gavur” dediler bize… Baktılar, iltifat olarak algılıyoruz, “ilkel” dediler, “sümüklü” dediler, “lağım” diyen bile oldu. Halbuki “prenses” demiş Victor Hugo… Kendi memleketine bakmış “sefiller”i yazmış, İzmir’e bakmış “prenses” demiş.

Ki, hakikaten prensestir Smyrna… Hitit prensesi’dir. Dangalaklar Yunanca zanneder ama, özbeöz Anadolu’dur. Lütfedip incelersen, Kültepe Höyüğü’ndeki çivi yazılı tabletlerde görürsün adını… Veya, şöyle bir derin nefes al, imbatımızda vardır o güzel tenin kokusu.

Özgür irademizle seçtiğimiz milletvekillerimize “terörist” denmesi, belediye başkanımıza “çetebaşı” denmesi, gayet normaldir. Çünkü… Avanta gıda kolisine değil, oy sandığına atarız oyumuzu!

81 vilayetin 81’inden de yurttaş yaşar İzmir’de… Kim olursan ol gel’sin diye diktiğimiz, dünyanın en büyük Mevlana heykelimizle gurur duyarız. İzmir’de doğmayı, İzmir’de yaşamayı değil, hayata İzmirli gibi bakmayı, “zihniyet hemşehriliği”ni önemseriz.

Urfayız, Antepiz.
Edirneyiz, Hakkariyiz.
Sinopuz, Ispartayız.
Herkes biraz İzmirlidir…
Attila İlhan da, Homeros da.
Dario Moreno da, Kayahan da.
Halit Refiğ de, Çağan Irmak da.
Eksiktir mutlaka hayatınız…
Bir İzmirli bile eksik olsa.

Tribünleri salonları inleten, Atatürk Cumhuriyeti’nin marşı haline gelen İzmir Marşı, işte bu ruhtur.
İzmir’in dağlarında çiçekler açar
Altın güneş orda sırmalar saçar
Bozulmuş düşmanlar yel gibi kaçar
Yaşa Mustafa Kemal Paşa yaşa
Adın yazılacak mücevher taşa
Simide gevrek deriz biz.
Çekirdeğe çiğdem deriz.
Sigortaya asfalya.
Domatese domat.
Başkanlığa HAYIR deriz biz!

YILMAZ ÖZDİL

Yazının Devamı

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER