SON DAKİKA

İzmir Her Alanda Kan Kaybediyor

Bu haber 16 Nisan 2014 - 12:16 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Ahmet Kenan Tanrıkulu, 30 Mart 2014 tarihinde gerçekleştirilen yerel seçimlerin, ekonomik ve siyasi tansiyonu düşüremediğini belirterek, iktidara güvensizliğin sürdüğünü söyledi.

Seçim sonuçlarını 6N1K Gazetesi’ne değerlendiren Tanrıkulu, hırsızlık, rüşvet, yolsuzluk iddiaları altında geçen yerel seçimler sonucunda millî iradenin tecelli ettiğini bildirerek, MHP’nin Türkiye genelindeki oylarının, Belediye Meclisi oylarının tamamı dikkate alındığında geçerli oyların yüzde 17,8’ine ulaştığını kaydetti. Tanrıkulu, partisinin Türkiye genelindeki oylarının da, yine Beledi- ye Meclisi oyları dikkate alındığında üç büyük il dışında geçerli oyların yüzde 22’sine yükseldiğini ve ana muhalefet partisini yüzde 21’lik oy oranıyla geride bıraktığını belirtti. Tanrıkulu, şöyle devam etti: “2011 yılı Milletvekili Genel Seçimlerine göre, 2014 yılı seçimlerinde partimizin oyları Büyükşehir Belediye Başkan- lıklarında yüzde 14,5 oranında artmış durumdadır.

Tüm bunlara ilaveten Milliyetçi Hareket Partisi 2014 yerel seçimlerinde 51 ilde il genel meclisleri ve 30 büyükşehirde belediye meclisleri toplamı krite- rinde aldığı oy ile 2011 yılı seçimlerine göre oyunu yüzde 41 oranında bir artırmış, 2011 yılına göre göre 2 milyon 293 bin 330 oy fazla alarak, toplamda 7 milyon 878 bin 843 oya ulaşmıştır. Seçimlerde İzmir’de Aliağa ve Kiraz Belediye Başkanlıklarını kazanan Milliyetçi Hareket Partisi, hemen hemen tüm ilçelerde oylarını artırmıştır. İki ilçede birinci parti Milliyetçi Hareket Partisi olurken, ikinci sırada yer alan AKP’ye Aliağa’da 2,1; Kiraz’da 13 puan fark atmıştır. Milliyetçi Hareket Partisi, 2011 yılı Milletvekili Genel Seçimlerinde almış olduğu 282.022 oyun üzerine çıkarak, belediye meclisleri oylarında 330.671 oy almıştır. Yani Milliyetçi Hareket Partisi, 2014 yerel seçimle- rinde tüm Türkiye’de olduğu gibi oylarını İzmir’de de yük- seltmiş, diğer partilere göre yükselen bir değer olmuştur.”

”İSTİKBAL MÜCADELESİ”

Ahmet Kenan Tanrıkulu, “Her seçim sonrası çıkan sonuçlara göre ülkelerde bir nebze rahatlama olmasına rağmen bu durum ülkemizde gözlenmemektedir. Hakla- rındaki hırsızlık, rüşvet, yolsuzluk iddialarının gizleyebilmek için yerel seçimlerde ‘bu bir istiklâl mücadelesi’dir söylemini kullanarak algı operasyonu yapanlar, aslında durumun ‘istikbal mücadelesi’ olduğunu saklayamayacaklardır. Bu hırsızlık iddialarının mahkeme gündemlerine gel- memesi için Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nu (HSYK) Adalet Bakanı’nın keyfi hegemonyasına bırakan düzenle- me geçtiğimiz günlerde Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir” dedi. Tanrıkulu, Anayasa Mahkemesi’nin son kararlarıyla iktidarın yeni düşmanı haline geleceğini, daha şimdiden Anayasa Mahkemesi’nin ‘iptal’ kararı verememesi için yasal düzenleme yapılabileceğinin konuşulduğunu söyledi. Haklarındaki yolsuzluk, rüşvet ve hırsızlık iddialarından aklanmaları gerekenlerin, üstünlerin hukukunu yaratabil- mek için, hukukun üstünlüğüne her geçen süre daha da fazla zarar verdiğini bildiren Tanrıkulu, bu durumun milleti tedirgin ederken, yabancı yatırımcıları olumsuz etkilediğini kaydetti.

”MİLLÎ İRADEYE SİCİLİ BOZUK ADAY DAYATMAK”

Ekim 2007’de yapılan referandumla Anayasaya eklenen maddeyle 10 Ağustos 2014’te Cumhurbaşkanı’nı, 1982’den

sonra ilk kez milletin seçeceğini, bu turda yeterli oy sağ- lanamazsa ikinci seçimin 24 Ağustos’ta gerçekleşeceğini hatırlatan Tanrıkulu, şunları söyledi: “Anayasa’ya göre “partiler üstü, tarafsız konumda” ol- ması gereken Cumhurbaşkanı, partilerin yürüteceği seçim kampanyalarıyla seçilecektir. Seçilme usulü nedeniyle Cumhurbaşkanı, iktidar partisinden (dolayısıyla Başbakan- dan) çok daha yüksek bir halk desteğine sahip olabilecektir. Zira Cumhurbaşkanı ilk turda salt çoğunluğun, ikinci turda da kullanılan oyların çoğunluğunun oyuyla seçilebilecektir. Dolayısıyla hükümetlerle çekişme ihtimali yüksek bir Cumhurbaşkanı modelinin önümüzde olduğu söylenebilir. Seçilecek Cumhurbaşkanı’nın toplumun büyük bir kesiminin kabul edeceği temiz, dürüst, dünyayı, dengeleri iyi bilen, milletini anlayan, hukukun üstünlüğü- ne inanan ve geçmişinde hiçbir suç şaibesi bulunmayan bir kişilik ol- ması gerekmektedir. Bu bakımdan Cumhurbaşkanlığı’na aday olmaya niyetlenenler, milletimizin gönlünde- ki aday niteliklerini taşıyıp, taşımadıklarını gözden geçirmelidir. Geçmişi hukuksuzluk ve şaibelerle dolu olan birinin, şartların sağlandığı gerekçesiyle aday olarak milletimize dayatılması, millî iradeye yapılan en ağır saygısızlık olacaktır.

”BAŞARISIZ DIŞ POLİTİKA SAVAŞA SÜRÜKLÜYOR”

Ahmet Kenan Tanrıkulu, “Ülkemizin dış politika ve güvenlik sırlarını dâhi korumayı başaramayan iktidar, ka- muoyuna yansıyan ses kayıtlarından da anlaşılacağı üzere Suriye ile bir savaş gerekçesi aramaktadır. Ses kaydının sız- masından sorumlu olanlar ise halen görevlerini yürütmek- te, sorumluluk ve görev anlayışı arka plâna atılmaktadır. Yıllardır sürdürülen başarısız dış politikalar sonucu ülkemiz, böyle derin bir uluslararası yalnızlık yaşamaktadır. Komşularımızla ilişkiler pamuk ipliğinde yürümekte, geliş- miş ülkelerin uluslararası toplantılarında hiçbir etkinliğimiz kalmamaktadır” dedi. Uluslararası ekonomik kuruluşların, uzun zamandır ardı ardına ülke ekonomisi için uyarılarda bulunduklarını bildiren Tanrıkulu, şöyle konuştu: “Yıllardır hem ülke borcunu artırarak, hem de millî değerlerimizi yok pahasına özelleştirme adı altında satıp, kağıt üstünde millî gelir artışı sağladığını düşünenlere ekonomi çevrelerinde pek inanan kalmamıştır. Ülkemiz için hayatî önem taşıyan yeni bir büyüme modelini 12 yıldır uygulamaya koyamayan ekonomi yönetimi, ülkemizin daralmasına seyirci kalmaktadır. Nitekim; 2002-2013 yılları arasında bizim gibi yükselen ekonomiler yüzde 6,4 büyür- ken, biz yüzde 4,9 büyümüşüz. Türkiye 2013 yılında yüzde 4 büyüme oranıyla G-20 ülkeleri içinde GSYH kriteri ile ancak 17’nci sırada yer alabilmiştir. Ekonomi yönetimi 2012 yılında Orta Vadeli Program’da (2013-2015) 2014 yılı için öngördüğü yüzde 5’lik büyüme rakamını, 2013’te açıkladığı Orta Vadeli Prog- ram’da (2014-2016) yüzde 4’e düşürmüştür. Ancak geldiği- miz noktada tüm uluslararası ekonomik kurumlar Türkiye büyüme tahminlerini ardı ardına düşürmektedir. Ulusla- rarası Para Fonu (IMF), 2014 yılı Türkiye büyüme tahminini yüzde 3,5’ten, yüzde 2,3’e düşürmüştür. Dünya Bankası da tahminlerini yüzde 3,5’ten, yüzde 2,4 düşürmüştür.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları da uyarılarını sürdürmekte, ekonomimizin risklerini dile getirmektedirler. Bunlardan biri olan Moody’s, Türkiye’nin kredi notu görü- nümünü ‘durağandan’ negatife indirmiştir. Kuruluş karara gerekçe olarak artan siyasî belirsizlik ve küresel likiditenin yatırımcı güvenini azaltmasını ve ekonomide orta vadeli büyümeye dair belirsizliği göstermiştir. Tüm bu uyarılar; yerli ve yabancı yatırımcıları tedirgin etmekte, yatırımlar askıya alınırken, işsizliğin daha da arta- cağı ortaya çıkmaktadır.” Mart ayında yıllık enflasyonun (TÜFE) yüzde 8,39 ile 8 ayın zirvesine ulaştığını bildiren Tanrı- kulu, yerel seçimler nedeniyle iktidar tarafın- dan ertelenen zamların birbirini izleyeceğini kaydetti. Tanrıkulu, yıllardır enflasyon hedef- lemesini tutturamayanların, ‘enflasyon bu yıl düşecek’ söylemlerinin artık inandırıcılığının kalmadığını, gıda ve ulaşımdaki enflasyonun, yıllık rakamlardan yüksek olduğunu söyledi. Tanrıkulu, “Yüksek enflasyon rakamlarına ezdirilen dar gelirlilerimiz, çalışanlarımız ve emeklilerimiz bu yıl da hüsrana uğramakta ve geçim şartları gittikçe kötüleş- mektedir” dedi.

”İZMİR HER ALANDA KAYBETMEYE MAHKÛM MU?”

İzmirli girişimcinin büyük bir yılgınlık ve yorgunluk içeri- sinde olduğunu, iktidardan yıllardır beklediği ilgiyi göreme- diğini bildiren Tanrıkulu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Başarısız ekonomi politikaları nedeniyle yılbaşından iti- baren İzmirli girişimcimizin % 7-8 olan banka kredi faizleri; iyi müşteriler için % 12- 13, riski biraz fazla olanlar içinse % 16- 17’ye yükselmiştir. Yatırımcının, sanayicinin faiz giderleri % 100 artmıştır.Uygulanmakta olan hatalı teşvik sistemin- den dolayı adeta cezalandırılan İzmirli girişimcilerimiz, artık yeni yatırım yapmamakta, mevcut istihdamlarını gözden geçirmektedirler. İzmir’de tarımla uğraşan çiftçimizin, köylümüzün de her geçen yıl durumları kötüleşmektedir. Ektiği, işlediği ürün para etmeyen çiftçimizin, köylümüzün tarım girdilerinde başta mazot ve gübre olmak üzere rekor artışlar gerçekleşmiştir. Bu yüzden para kazanamadığı için birçok tarımsal alan ekilmemektedir. Yine İzmir; devlet- ten gerek eğitim, gerekse Ar-Ge alanlarında yeterli payı alamamaktadır. İzmir Alsancak Limanı’nın eksikliklerinin giderilmemesi, kısa-orta ve uzun vadede gerekli yatırımla- rın yapılmasında yaşanan aksaklıklar ve ilgisizlik yüzünden kıyı kenti olma özelliğini başarıyla kullanamıyor. İzmir sa- nayisinden finans merkezî olmasına, tarımdan denizciliğe, spordan turizme kadar her alanda kan kaybediyor. İzmir’in turizm için birçok destinasyonu olmasına rağmen 12 yıldır devam eden ilgisizlik sonucunda İzmir’i bugün birçok il, turist sayısı bakımından geçmiş durumdadır. Ancak şunu özellikle ifade etmeliyim ki; İzmir sürekli kaybetmeye mahkûm değildir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak inancımız ve sürekli dile getirdiğimiz, İzmir’in çağdaş ve uluslararası marka bir kent olabilmesi için her türlü teşviğin ve des- teğin verilmesinden yanayız. Çünkü İzmir ve İzmirliler bu potansiyele sahip olup, artık kaybeden taraf değil, kazanan taraf olmalıdır. İzmir’in dünya çapında özellikle Ege ve Akdeniz’in en gözde liman, ticaret, uluslararası turizm ve finansman merkezî olabilmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bunu İzmirlilerimiz ile birlikte yapacağız.”

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.