Asikurtlar©

İTİRAF TÜCCARLARI

İTİRAF TÜCCARLARI
14 Ağustos 2016 - 10:10 'de eklendi ve 4084 kez görüntülendi.

 

 

15 Temmuz ihaneti yeni ve ibret veren bir sektör ortaya çıkardı. Kısaca buna, “itiraf sektörü” demek isabetli olacaktır. Açık şekilde itiraf tüccarlığı yapıyorlar. Kısa süre öncesine kadar Pensilvanya’yısu yolu yapıp, orada itibar ve saygınlık arayan kimi gazeteci, kimi iş adamı, kimi siyasetçi görünümlü yanaşmalar;bir zamanlar “hoca” görünümlü teröristin dizinin dibinden ayrılmayan ve kerametlerini anlatmakla bitiremeyen düzenbazlar, şimdi hakaret yarışı yaparak kendilerini aklamaya ve yaşanan kalleş darbeyle bir ilgilerinin olmadığını ispatlamaya çabalıyorlar.

AHLAKİ VE İNSANI BOYUT
Meselenin hukuki boyutu ayrı bir konudur ve bizi aşan bir konudur. Ancak ahlaki ve insani boyutta gördüklerimiz ve şahit olduklarımız dehşet vericidir. Ortalığa saçılanlardan bizim anladığımız, bu kalleş örgütlenmenin hiçbir yerinde insanlığın, ahlakın, karakterin, vicdanın ve hatta imanın bulunmadığıdır. Çok kolay saf değiştiriyor, birbirlerini satıyor ve anında araziye uyuyorlar. Bunu itirafçı olarak ortaya çıkanların tavrında ve sözlerinde de görüyoruz, 15 Temmuz’a bizzat karışanların daha sonraki hareketlerinde ve tavırlarında da izliyoruz. Bu durum aynı zamanda bu karanlık yapının ne tür insanlara el atıp devşirdiğini ve kullandığını da bütün çıplaklığı ile ortaya koyuyor. Birkaç gün önceki yazımızda sorduğumuz, “nasıl oluyor da, ilkokuldan Üniversite bitirinceye kadar neredeyse 20 yıl boyunca verdiğimiz eğitim hiçbir işe yaramıyor da, FETÖ’nün odalarında gizli veya açık verdiği eğitimler kesin ve şaşmaz bir sonuç veriyor? Üstelik en zeki ve en akıllı çocuklar, gençler hiçbir sorgulama yapma, hiçbir itirazda bulunma gereği duymadan teslim oluyor ve her biri kendi ülkesine ihanet edecek, kendi meclisini bombalayacak, kendi kardeşine kurşun sıkacak kadar canavarlaşıyor? Bunların her biri Fehullah Gülen’den daha akıllı, daha eğitimli, daha zeki, daha donanımlı, ama onun dediği oluyor. Hatta onun kulu-kölesi olup birer robota dönüşüyorlar. Bu hale nasıl geliyorlar?” sorularının da cevabını yine buralarda aramak gerekiyor. En basit tabirle, karakteri zayıf olanları seçiyor ve kullanıyorlar.

SADECE HAKARET EDİYORLAR
Bu tespiti sadece ihanet örgütünün içinde olanlara ve onların tavırlarına bakarak yapmıyoruz. Ayrıldığını iddia edenlerde de aynı zafiyeti görüyoruz. FETÖ’nün eskileri ve yanaşmaları, hemen durumdan vazife çıkardılar ve düzene uyan Televizyon kanallarını gezip itiraflarda bulunmak için sırıya girdiler. Ve en trajikomik açıklamalar bir zamanlar FETÖ’nün tam içinde olan, “sağ kol” olmakla övünen ve daha sonra bir şekilde yollarını ayırdığını söyleyen itirafçılardan geliyor. Sırasıyla televizyon kanallarını gezip, saatler süren açıklamalar yapıyorlar. Ancak anlatılanlar, kişisel hesaplaşmaların milletin gözü önünde yapılmasından, özel hayatların ortalığa dökülmesinden ve herkesin bildiği, duyduğu ve anladığı şeylerin tekrarından ileri gitmiyor. İzleyebildiğim kadarıyla, Televizyonlarda yapılan itirafların hiçbirinde Fetullahçı Terör Örgütü’nün yapılanması, işleyişi, gizli kalmış veya çözülememiş suçları, şimdiye kadarki ve bundan sonrasına ait planları ile ilgili yeni ve farklı bir şey ortaya konulmadı. Sadece birbirlerine ve önceki ağalarına ağır şekilde hakaret ediyor ve ne kadar mühim adamlar olduklarını göstermeye uğraşıyorlar.

DERİN ÇÜRÜME
Türk milletinin hayretle takip ettiği bu vahim tablo, aynı zamanda FETÖ yapılanması içindeki derin çürümeyi, nasıl bir dehşet düzeni kurulduğunu ve ele geçirilen medya imkanlarıyla yapılan algı operasyonlarıyla ihanetin nasıl gizlendiğini de belgeliyor. Devletin içine bu kadar girmişler, her imkanı, her yolu ahlaksız şekilde kullanmışlar. İnsanların hayatıyla oynamakta bir an dahi tereddüt duymamışlar. Tamamen kendi ihanet yapılanlarına göre bir sistem kurup, bunu bütün Türkiye’ye yayabilmek için sinsi biçimde örgütlenmişler.Mukaddes dinimizi kendi menfaatlerine ve ihanetlerine göre eğip bükmekle kalmamış, kendilerini “Mehdi” ilan etmişler. Ama bütün bunlardan kimsenin haberi olmamış!Hatta tersine, uzun yıllar bu hainleri iyi ve muteber adamlar olarak görüp, bu kalleş yapılanmaya her alanda her türlü destek yapılmış. Hadi buyurun, çıkın işin içinden de görelim.Şimdi çıkıp özür dilenmesi bu acı gerçeği ve bedelini milletçe ödediğimiz bu ağır tabloyu değiştirmiyor.

HİÇBİR AYRINTI VEREMEDİLER
İtirafçı olarak ortalıkta dolaşan ve yaptıklarına özel önem ve anlam yüklemeye çalışanlardan, ihanet örgütünün bütün bunları nasıl tezgahladığına, askeri okullardan üniversitelere, kamuya yerleştirmelerden terfi ve tayinlere kadar nasıl bir kumpas kurulduğuna, soruların nasıl çalındığına, kimlerle ne tür işbirlikleri yapıldığına dair en küçük bir ayrıntı duyamadık. Duyduklarımız da ya havada kaldı veya anında yalanlandı. Çok laf ediyorlar, ama ortaya dişe dokunur bir şey koyamıyorlar.

MEDYANIN HALİ
Bizi asıl şaşırtan ise bu tiyatroya rağmen televizyon kanalların hala bir yarış içinde bu adamlara itibar etmesi ve ekrana çıkarmakta sakınca görmemesidir. Bu noktada bir başka vahamet daha ortaya çıkıyor. Türk basının perişan hali bir defa daha belgeleniyor. Bir zamanlar FETÖ’nün adamlarını ekranlarda baş köşeye oturtarakBalyoz ve Ergenekon mağdurlarına saldırmak ve üzerine saatlerce program yapmak modaydı ve ne kadar zehir bir gazeteci olunduğunun göstergesiydi, şimdi de bu kanlı örgütün itirafçıları aynı işlevi görüyor. Yine geldik aynı yere: Neresinden tutsak elimizde kalıyor ve bedelini milletçe ödemek zorunda kalıyoruz.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER