SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

İstismarın Yeni Malzemeleri

Bu haber 05 Kasım 2013 - 10:07 'de eklendi ve 6 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Seçimler yaklaştıkça AKP’deki korku ve telaş da artıyor. Tam bir paranoya yaşanıyor ve bu durum AKP sözcülerinin bütün konuşmalarına yansıdığı gibi, Sayın Başbakanın Kızılcahamam’daki açıklamalarında bariz ve belirgin bir hal aldı.

Sayın Başbakana göre 11 yıldır AKP içinde sen ben kavgası bekleyenler varmış. Bütün siyasi ikbalini, istikbalini bir şeyler üretmek üzerine değil AKP içinde, temenni ettikleri nifak üzerine kurmuş, bunun için pusuda, dışarıda bekleyenler bulunuyormuş. Sonraki cümle daha da ilginç: “Bizim fetretimiz milletin fetretidir. Bir fetret dönemine bir fetret iklimine asla müsaade etmeyeceğiz.”

Gürültü kopacak

AKP içinde 11 yıldır sen ben kavgası bekleyenlerin kimler olduğunu bilmiyorum, ama sayın Başbakanın kendi sözüne itiraz eden, kendi emrinin dışına çıkan herkesi ve her şeyi “nifak” olarak değerlendirdiğini biliyorum. Hatta “nifak” demek hafif bile kalabilir. Çok daha ağır sözler söylediği defalarca basına yansımıştır. Bunun adına da “ileri demokrasi” diyorlar. İşin aslı şudur: Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gündeme girmesiyle birlikte büyük bir gürültünün kopacağı kesindir. Sayın başbakanda bunu görüyor ve biliyor. Sayın Abudullah Gül ile Başbakan arasındaki restleşmeyi anlamak için kahin olmak gerekmiyor. Zira, kılıçlar şimdiden çekilmiş durumda ve çok açık meydan okumalar yapılıyor. Sayın Gül’in The Guardian verdiği açıklama daha dün yayınlandı. Gazete haberi, “Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül , bir kez daha önümüzdeki yaz yapılacak başkanlık seçimlerinde ülkenin otoriter başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’a meydan okumaya hazır olduğunun işaretini verdi” diye veriyor. Sayın Gül, ikinci dönemi düşünüp düşünmediği sorusuna, “karar vermek için çok erken” cevabını veriyor ve ekliyor: “Tüm seçeneklerin masada.”

Kızım sana söylüyorum

Sayın başbakanın kastettiği her halde bu olmalı. Kaldı ki, bakanından genel başkan yardımcısına, milletvekilinden teşkilatlarına kadar Cumhurbaşkanlığı seçimine bağlı olarak AKP içinde hesap yapmayan tek bir kişinin bile olduğunu zannetmiyorum. Zaten sayın başbakanın bu çıkışının altında yatan da bu durumdur. Tam bir, “kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit” durumu. En küçük bir sallantıda AKP’nin tozşeker gibi dağılacağını aklı başında herkes görüyor ve biliyor. Bir tarafta Cumhurbaşkanlığı koltuğu, bir tarafta iktidar nimeti var. Sayın başbakan her ikisini birlikte götürmek için çok çabaladı, formüller üretti, ama olmadı. Türk milleti 2011 seçimlerinde AKP’ye iktidar verse de, daha fazlasına müsaade etmedi ve bu hesabın önünü kapattı. Şimdi, kontrolü elinde tutmaya ve AKP’nin eninde sonunda mutlaka gerçekleşecek hazin akıbetini, mümkün olabildiği kadar uzatmaya çabalıyor. Fetret değerlendirmesi, mezarlıktan geçenlerin korkudan ıslık çalmasından ibarettir. Türkiye fetreti 11 yıldır zaten yaşıyor.

Dua !

Sayın başbakanın açıklamalarında çok ilginç başka cümleler de var. “Marmaray’ın dualarla açılmasını birileri yadırgadı. Bu ülkenin ilk meclisi Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarının iştirak ettiği dualarla açılmıştır. Marmaray’ın dualarla açılması sizi neden rahatsız ediyor. Bu ülkenin bizzatihi İstiklal Marşı’nda dua vardır. Nedir o: ‘Ruhumun senden İlahî, şudur ancak emeli: Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli. Bu ezanlar, ki şehadetleri dinin temeli, Ebedî, yurdumun üstünde benim inlemeli.” Diyor.

Yine olmadı

Marmaray’ın dualarla açılmasını kim yada kimler yadırgadı, bunların bir hükmü, bir cürmü var mı, ayrı bir tartışmadır. Ancak, eminim ki, sayın başbakan birilerinin yadırgaması, karşı çıkması, yüksek sesle eleştirmesi için çok beklemiştir. Zira, tıpkı başörtüsü olayında olduğu gibi, zaten duayla açılışın altında yatan tam da budur. Birileri çıksın bir şeyler söylesin ki, AKP’ye mağduriyet ve istismar imkanı doğsun. Başörtüsü şovunun altında yatan da aynı şey değil miydi? AKP milletvekilleri meclise başörtüleriyle gelecekti, birileri buna şiddetle itiraz edecekti ve gündem bir anda değişecekti. AKP’ye seçim öncesi hem PKK ile kurulan ihanet oraklığını unutturmak, hem de istismar edip milletin zihnini bulandırmak için malzeme çıkacaktı. Başörtüsü beklenen sonucu vermeyince, bir de şanslarını Marmaray’da denediler, ancak yine olmadı. Bu milletin başörtüsüyle de, duayla da bir meselesi hiçbir zaman olmadı ve hiçbir zaman da olmayacak.

Bu da İstiklal Marşı

İstiklal Marşı’nın duaya kanıt gösterilmesi, AKP istismarının başka bir örneğidir. “Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet bu celal? Ebediyyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:” mısraları başka bir ülkenin İstiklal marşında yer alıyor? “Irkçılık şeydandandır” diyen Sayın başbakan İstiklal Marşı’nın bu mısralarına ne diyor acaba? Mehmet Akif, hangi ırktan bahsediyor? 36 etnik kökeni mi, Türkiyeliliğimi kast ediyor? Her zaman, her meselede olduğu gibi İstiklal Marşının da neresi ve hangi mısrası istismara malzeme oluyorsa, orası önemli ve değerli. Geri tarafını hatırlamaya bile gerek yok.

Varlık-yokluk

Kesin olan bir şey var. O da Türkiye’nin çok hayati bir sürece girdiği ve önümüzdeki seçimlerin, doğrudan ülkenin varlığı ve yokluğu ile ilgili olduğudur. AKP ile devam etmek, Türkiye Cumhuriyeti ile yolları ayırmak demektir. Türkiye Cumhuriyeti yaşasın ve var olsun deniliyorsa, AKP’yle yolları ayırmak artık şart olmuştur. Zira, artık ikisinin birden var olmasının mümkün olamayacağını herkes görmüş ve anlamıştır. Seçimlerde bunun kararı verilecektir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.