Asikurtlar©

İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa

İstiklal ve Cumhuriyeti müdafaa
08 Ağustos 2016 - 19:13 'de eklendi ve 3987 kez görüntülendi.

 

 

Tarihinin en zor ve sıkıntılı dönemini yaşamak zorunda kalan Türk milleti, çıkışı ve kurtuluşu yine kendi iradesine, kendi gücüne, kendi birliğine, kendi imanına sahip çıkmakta bulmuştur. Bunun ilk işaretini, dünya tarihinde eşi emsali görülmemiş muhteşem bir direnişle, 15 Temmuz akşamı vermiştir. Bir yığın olmadığını, dünyanın hiçbir milletiyle kıyaslanamayacağını, üzerinde oynanan hiçbir oyuna müsaade etmeyeceğini, hangi ahval ve şart altında olursa olsun, kendi iradesi dışında hiçbir güç tanımadığını ve tanımayacağını, dosta düşmana, canını, kanını, bedenini ortaya koyarak, dünya durdukça hatırlanacak bir destan yazarak bir defa daha göstermiştir.

CUMHURİYETİN TEMELLERİ
Darbe girişimi sonrası akıl ve izan sahibi herkes, Mustafa Kemal Atatürk’ün bu Cumhuriyeti ne kadar sağlam temeller üzerine kurduğunu, bu ilke ve esaslardan uzaklaşılması durumunda neler olacağını acı bir tecrübe ile ve ağır bir bedel ödeyerek test etmiştir. Daha önce çeşitli defalar ve çeşitli vesilelerle yazdığımız yazılarda, Türkiye’nin gidişatından duyduğumuz endişeyi dile getirmiş ve Mustafa Kemal Atatürk’ün Gençliğe tavsiyelerini hatırlatarak, bunlara uymak zorunda kalacağımız günlere dönebileceğimizi belirmiştik. Ne yazık ki, büyük Atatürk’ün bu uyarıları haklı çıktı. Çok şükür ki, Türk milleti 15 Temmuz akşamı Atatürk’ün nasihatlerine uydu. Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni, ilelebet muhafaza ve müdafaa etmeyi birinci vazifesi saydı. Mevcudiyetinin ve istikbâlinin yegâne temeli olarak, hiç tereddüt etmeden gereğini yerine getirdi.

DAHİLİ VE HARİCİ BEDBAHTLAR
Ne acıdır ki, Türkiye Cumhuriyetinin ilanından 93 yıl sonra, bu milleti istikbalinden mahrum etmek isteyecek dahilî ve haricî bedhahlar ortaya çıktı. Harici bedbahtları zaten tanıyoruz. Artık kendilerini saklama gereği dahi duymuyorlar. Onlara karşı ne yapacağımızı biliyoruz. Asıl, büyük tehlike dahili bedbahtlardan geliyor. Türk milletinin ekmeğini yiyor, Türk okullarında yetişiyor, Türk devletinin imkanlarından sonsuz şekilde istifade ediyorlar. Hiçbir düşmanın yapamayacağı kalleşliklerle arkadan dolanıyor ve en kahpe biçimde saldırıyorlar. İşte bunun sonucu olarak, Türk milleti istiklâl ve Cumhuriyet’i müdafaa mecburiyetine düşmüştür. Vazifeye atılmak için, içinde bulunduğu vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmemiştir. Gece yarısı sokaklara dökülmüş, tanklı, toplu, helikopterli, uçaklı hainlerin üzerine yürümüş ve sonuç almıştır. Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür etmiştir. Bir tarafta bu milletin vergileriyle alınan silahları kullanan kalleşler, diğer tarafta yüreğinden, imanından ve bayrağından başka elinde hiçbir şey olmayan Türk milleti yer almıştır.

CEBREN VE HİLE İLE
İstiklâl ve Cumhuriyet’e kasteden düşmanlar ve onları yönlendirenler, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessilidirler. Açık ve aleni şekilde Türk Devleti üzerinde oyun oynamakta, düşmanlık etmektedirler. Önce PKK ihanetini bu milletin başına bela etmiş, PKK uzantısı PYD’ye açık şekilde her türlü imkan ve desteği sağlamış, etrafımızda bir ateş çemberi oluşturmuşlardır. Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük hainini hiç utanmadan sıkılmadan içlerinde barındırmakta, beslemekte, yönlendirmekte ve kalleş emellerine alet etmekte bir sakınca görmemişlerdir. Bu yolla, cebren ve hile ile aziz vatanın bütün kalelerini zaptedecek kadar ileri gitmiş, yargıdan emniyete, borokrasinin her kademesinden orduya kadar sızmış, bütün tersanelerine girecek imkanlar bulmuşlardır. Memleketin her köşesini, bilfiil işgal edecek gücü kendilerinde görüp, 15 Temmuz akşamı harekete geçmişlerdir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde iktidara sahip olanlar, yanlış yaptıklarını ve yanıldıklarını da kabul etmişlerdir. Hedefleri BOP yolunda Türk milletini topyekün imha etmek ve bu Cumhuriyeti yıkmaktır. ABD’nin eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice 2003’de yayınladığı bir makalede ne demişti: “Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişecek, buna Türkiye’de dahil.” Bunu Irak’da, Libya’da, Suriye’de başardılar. Ancak, Türk milletini diğerleriyle karıştırmakla hata ettiler.

TÜK YÜREK TEK SES
Türk istikbalinin evlâdı, işte, bu ahval ve şerâit içinde dahi Türk istiklâl ve Cumhuriyeti’ni kurtarmak vazifesinden asla geri durmamıştır. Muhtaç olduğu kudreti damarlarındaki asil kanda bulmuş ve FETÖ ihanetine “dur” demiştir. Aynı kudretle, PKK ve diğer kalleşliklere de, onları besleyip üzerimize salan BOP’un sahiplerine de set çekip, “dur” diyeceğine olan inancımız tamdır. 15 Temmuz akşamından sonra dün Yenikapı’da bu muhteşem silkinişi, bu şanlı direnişi, bu onurlu yürüyüşü büyük bir gururla bir defa daha gördük. Türk milleti, tek yürek, tek ses, tek nefes oldu. Bütün siyasi farklılıklar, özel hesaplar bir kenara bırakıldı. Söz konusu vatan olunca, gerisi teferruat kaldı.

ÖNCE ÜLKEM
BOP’un uşaklarının durmayacağını, yeniden saldıracaklarını, farklı yol ve yöntemler kullanacağını biliyoruz. Kahin olmak gerekmiyor. Böyle bir kalleşlik karşısında sözde medeni dünyanın, müttefiklerimizin, stratejik ortaklarımızın takındığı tavır, tarihin en büyük hainin hala korunup kollanması, zaten her şeyi gösteriyor. Bizi zor bir dönem bekliyor. Yıllar önce yazdık, şimdi artık herkes ittifak ediyor. Sağcı, solcu, Kürt, Türk, Alevi, Sunni, Galatasaraylı, Fenerbahçeli, laik, dindar olmanın zamanı değildir. Önce ortak bir vatanımız, şanlı bir bayrağımız, güçlü bir devletimiz ve birlik ve bütünlük içinde bir milletimiz, konuşacağımız, anlaşacağımız hatta tartışacağımız ortak bir dilimiz olmak zorundadır. Bunu sağlamaya, Atatürk’ün Gençliğe hitabesindeki vazifeyi yerine getirmeye mecburuz, mahkumuz. Çok şükür bu konuda bir ayrılığımız yok. Sonra kaldığımız yerden yine devam ederiz. Yine iktidar oluruz, muhalefet oluruz. Bu ülkeyi ve bu milleti karşılıksız seven ülkücü irade boyuna, “ÖNCE ÜLKEM” demiyor.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER