SON DAKİKA

İşte size paralel yapı

Bu haber 07 Şubat 2014 - 9:54 'de eklendi ve 18 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Başbakanın ortaya çıkan ses kayıtları, medya üzerindeki sansürün boyutlarını ortaya koyduğu gibi, Türk basının perişan halini de bir defa daha belgelemiştir. Bir medya düşünün ki, varlığını ve devamını iktidara endekslemiş olsun. Başbakandan gelen talimatları, “emredersiniz” diyerek kabul edip, anında gereğini yapmakta bir sakınca görmesin. Buradan nasıl bir doğru ve adil bilgilendirme, nasıl bir özgür basın çıkabilir? Böyle bir iktidarın, böyle bir zihniyetin, böyle bir düzenin medyası da işte bu kadar olur.

Nerede bu basın örgütleri?

Cebinde “gazeteci” kimliği taşıyan, onurlu ve şerefli medya mensupları bu duruma acaba ne diyorlar? Bu durumu nasıl kabulleniyor, nasıl içlerine sindiriyorlar? Konuştuğu zaman mangalda kül bırakmayan, haktan, adaletten, hukuktan dem vuran gazeteci kılıklı muhteremler, şimdi neredesiniz? Bu baskıyı, bu müdahaleyi nasıl içinize sindiriyor, o kimlikleri cebinizde nasıl taşıyorsunuz? Böyle bir sansür başka bir hükümet döneminde olsaydı, ne söyler, ne yazar, ne yapardınız? Gökkubbe çoktan yeri inmiş olur muydu, olmaz mıydı? Nerede bu gazeteci örgütleri? Nerede bu meslek duayenleri? Niçin sesiniz çıkmıyor?

Yanaşma ve beslemeler

Yanaşma ve beslemeleri gazeteci görmediğim için onlara meslek onuruyla ilgili söyleyecek sözüm yok. Onlar hayal edemeyecekleri fırsatlar bulmuş, rüyalarında göremeyecekleri imkanlara kavuşmuşlardır. Birçoğu evine ekmek götürmekte bile zorlarınken, bugün uçaklardan inmiyor, jiplerle ve makam şoförleriyle dolaşıyorlar. Bu sebeple tek ölçüleri, ne pahasına olursa olsun, bu düzenin devam etmesidir. Bu uğurda feda edemeyecekleri değer yoktur. İhaneti de savunurlar, hırsızlığı da normal sayarlar. Tıpkı ağababaları gibi duruma göre vaziyet almakta, dün yazdığını bugün inkar etmekte en küçük bir sakınca görmezler. Çok iyi biliyorlar ki, AKP giderse bırakın gazeteci kalmayı, insan içine çıkacak yüzleri olmayacak. Zaten tamamına yakını zembille inmişlerdir. Varlık sebepleri AKP yalakalığı yapmak ve bunun karşılığını almaktır. Çapları, kapasiteleri, birikimleri gazeteci olmaya yeterli değildir ve isteseler de, bu meslekte kalmaları imkansızdır. AKP sonrasında bu iktidarın ne yaptığını, neler yaşadıklarını, nelere şahitlik ettiklerini, mağdur ve mazlum edasıyla anlatıp, kitap haline getirirlerse hiç şaşırmam.

Hiç olmazsa susun

Böyle bir düzenden, böyle bir medyadan, böyle bir siyasetten ülke ve millet faydasına bir sonuç çıkması imkansızdır. Bunu ne ahlak, ne vicdan, ne insanlık, ne de iman kabul eder. Hadi namuslu, onurlu, şerefli birisi çıksın, makul ve mantıklı biçimde sayın başbakanın ses kaydının haklı ve doğru olduğunu söylesin de görelim. MHP Grup Başkanvekili sayın Yusuf Halaçoğlu’nun TBMM kürsüsünden yaptığı konuşma ve dinlettiği ses kaydı karşısında AKP grubunun ne durumlara düştüğünü içimiz sızlayarak izledik. Bunu bile savunmaya ve “paralel devlet” diyerek üzerini örtmeye çalıştılar. Bırakın bu masalları, daha fazla komik duruma düşmeyin. O sesin sayın başbakana ait olmadığını söyleyebiliyor musunuz? Bir ülkenin başbakanı medyaya bu şekilde müdahale etme hakkında görüyorsa, bunun hiçbir bahanesi olamaz. Normal düzene, demokrasi ilkelerine, hukuk ve ahlaka ters düşen burasıdır. Eğer bir paralel yapı arıyorsanız, işte size ispatlı şahitli bir paralel düzen. Hiç olmazsa susun ve daha fazla komik durumlara düşmeyin. Bu milletin aklıyla alay etmenin de bir sınırı olmalı.

Düzeni buna göre kurdular

AKP’nin iktidar olduktan hemen sonra ilk işinin niçin medyayı ve devleti ele geçirmek olduğu şimdi çok daha iyi anlaşılıyor. Böyle bir düzen kurmayı, ihaneti sıradanlaştırmayı, yolsuzluk ve rüşveti daha o zamandan planlamışlar. Dervişin fikri neyse, fikri de o olurmuş. Bunları yapacakları için de, düzeni buna göre oluşturdular. Medyayı buna göre şekillendirdiler. Hukuku, polisi, istihbaratı, sivil toplum örgütlenmelerine kadar istisnasız her yeri buna göre ayarladılar. Orduya kumpası bunun kurdular. Kendi içlerinde bir dehşet dengesi oluşturup, herkese payını vererek bu düzeni tıkır tıkır işleteceklerini zannettiler. Artık kendileri ne söylerse ona inanılacağını, yaptıkları her şeyin yanlarına kalacağını düşündüler. Herkesi kandırabilir, her yeri kontrole alabilirsiniz. Ancak unutulan ve hesaba katılmayan bir şey vardı: Hiçbir zaman, hiçbir şartta şaşmayan ve eninde sonunda mutlaka gerçekleşen ilahi adalet.

Kafanıza silah mı dayadılar?

Bugün ortalığa saçılanlarda kimin ne kadar rolü vardır, bilmiyorum. Ama birgün ayaklarına dolaşacağından, ilahi adaletin tecelli edeceğinden ve kimsenin yaptığının yanına kalmayacağından asla şüphem olmadı. Ortalığa saçılan ses kayıtları, kimin ne yaptığını, hangi kumpasların kurulduğunu, yolsuzluk ve rüşvet düzenlerini en küçük bir şüpheye yer bırakmayacak şekilde belgeliyor. Bunların sadece bir tanesi dahi, demokrasi ve hukukun işlediği her yerde çok ağır sonuçlar doğurur. Bırakın o konuşmaların sahibinin makamda kalmasını, siyasette kalması bile mümkün olmaz. Gelin görün ki AKP paralel devlet masallarıyla bunlardan bile bir kahramanlık çıkarma peşindedir. Hayret etmemek elde değil. Hiç kimsenin aklına, “paralel devlet kafanıza silah dayayarak mı o konuşmaları, o pazarlıkları, o rüşvet düzenlerini kurdurdu?” diye sormak gelmeyeceğini mi zannediyorlar? Bu konuşmaların, bu pazarlıkların size ait olmadığını söyleyebiliyor musunuz?

Bu millet yıllardır nasıl aldatıldığını, nasıl bir soygun düzeni kurulduğunu, aklıyla ve varlığıyla nasıl alay edildiğini ve Türk medyasının ne hale getirildiğini ibretle izlemektedir. Gereğini yapacağından da en küçük bir şüpheniz yoktur.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.