SON DAKİKA

İşte Eseriniz

Bu haber 10 Haziran 2014 - 9:50 'de eklendi ve 15 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Taşları bağlayıp köpekleri salmayı “çözüm” zannedenler, neye ve kime hizmet ettiklerini görüp, eserleriyle övünebilirler! Gelinen nokta çok acı, çok açık ve bir o kadar da vahimdir. PKK’nın itleri sokakları kesmiş, fiili durum oluşturmuş ve devleti tanımadıklarını ilan etmişlerdir. Tam bir kalkışma halindedirler. Hükümet çaresiz biçimde İmralı’daki bebek katilinden himmet beklemekte, güvenlik birimleri bırakın ülkenin bütünlüğünü ve huzurunu, kendilerini bile savunamaz hale düşmüşlerdir.

MHP uyarmıştı

Allah da, millet de şahittir ki, MHP bunun böyle olacağını daha ilk günden görmüş, söylemiş ve uyarmıştır. “Çözüm” denilen şeyin bir ihanet projesi olduğunu ve bunun sonunun bölünmeye gideceğini defalarca ve her tondan açıklamaya çalışmış, ancak körelmiş vicdanlara, BOP’un yolcularına bunu anlatamamıştır. Şimdi gelinen noktada MHP’nin haklı çıktığını AKP’nin yanaşmaları ve beslemeleri dahi itiraf etmek zorunda kalmışlardır. Azdırılan ve zıvanadan çıkan PKK’nın kalleşleri artık, hiçbir ölçü, hiçbir kural tanımıyor, bölgenin kayıtsız şartsız kendilerine teslim edilmesini istiyorlar. Bölgede yaşananların ve azgınlıkların başka hiçbir izahı yoktur. Zaten kimse bunun aksini artık iddia edemiyor. Bu gerçekler dünyanın gözleri önünde yaşanırken, utanmadan, sıkılmadan ve büyük bir pişkinlikle hala, “çözüm” masalı anlatmaya ve bu milleti uyutmaya uğraşıyorlar.

Kimi kandırıyorsunuz?

PKK’nın dağdaki eli kanlı yöneticilerinden İmralı’daki bebek katiline; siyasi uzantılarından bölgedeki yandaşlarına kadar tamamı artık bölünmeden ve özgürlükten bahsederken, bu saatten sonra her kim ki, “çözüm” diyerek ortaya çıkarsa, iyi niyetinden şüphe ederiz. Hala aynı masalı anlatmak, bu milletin aklıyla dalga geçmektir. Kimi kandırıyorsunuz? Her şey ortada. Azmış hainler yol kesmeyi, vergi toplamayı, adam kaçırmayı, cinayet işlemeyi geride bıraktılar. Artık Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığını simgeleyen her ne varsa, tamamını ortadan kaldırmaya uğraşıyorlar. Güvenlik birimlerini ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin birliklerini kışlalarında taciz ediyor, asılı bayrakları indiriyor, tabelalarını yakıyorlar. Ve şu rezilliğe bakınız ki, bütün bu azmışlıklar karşısında devlet birimleri sadece seyrediyor. Daha doğrusu seyretmek zorunda bırakılıyor. Çünkü hükümet öyle istiyor. İş o noktaya geldi ki, artık PKK’ya dokunmak, ihanete karşı durmak suç oldu. Silah, bomba, Molotof, havai fişek, hatta roketatarlarla saldıranlara karşılık verenlere soruşturma açılırsa ve muhtemeldir ki, suçlanır ve cezalandırılırsa, artık kim bu hainlerin karşısına çıkar? Yarın PKK ile mücadele etmiş kahramanları da suçlar ve hesap sormaya kalkışırlarsa hiç şaşırmayacağız.

Irak ve Suriye etkisi

Çözüm rezilliği ülkeyi çözmüş ve fiilen bölmüştür. Bu kadar basit, bu kadar kesindir. PKK ve KCK tutuklularının serbest bırakılması, federasyon, özerklik, İmralı canisinin affedilmesi asla bir sonuç vermeyecektir. Bugüne kadar verilen her taviz, nasıl ki, bu ihanet güruhunu daha da azdırdı ve ileri gitmelerine sebep olduysa, bunları vermek de bölünmenin kesinleşmesinden başka hiçbir sonuç doğurmayacaktır. Bunu zaten kendileri ilan ettikleri gibi bölgenin jeopolitiği de, sosyopolitiği de kesin biçimde ortaya koyuyor. Bir tarafta Irak’da bir Kürt devleti olacak, diğer tarafta Suriye’de özerklik ilan etmiş ve bağımsızlık yolunda ilerleyen bir yapı olacak, PKK bunları değil, AKP ve yanaşmalarının sözlerini ölçü alacak, öyle mi? Artık herkes dürüst olmak zorundadır. PKK’yı bu kadar azdıran birinci sebep AKP’nin ihanetleriyse, ikinci sebep de Irak ve özellikle Suriye’deki gelişmeler olmuştur. AKP hükümeti Suriye’yi bataklığa dönüştürerek sadece bu ülkeyi ve halkını değil, Türkiye’yi ve Türk milletini de ateşe atmıştır. İşte sonuç ortadadır. Terör zıvanadan çıkmış, Suriye’den gelen kontrolsüz göçler Türkiye’nin her yerinde çok ciddi bir güvenlik sorunu ortaya çıkarmıştır.

İmralı canisine sarıldılar

AKP’nin bütün bu olanlar kaşsındaki çaresizliğini görmek bizi daha da kahrediyor ve ümidimizi azaltıyor. Yanlışta bu kadar ısrar edilmesinin, makul ve mantıklı bir izahı asla yapılamaz. Sayın başbakanın “B ve C planımızı uygularız” veya “Demokrasi bunlara fazla geldi” gibi laflarının ciddiye dahi alınmadığını içimiz sızlayarak görüyoruz. Zaten kendileri de bu lafları ederken, havda kalacağını bildikleri için, gereğini yapmak yerine İmralı’daki caniden himmet bekliyorlar. Artan PKK azgınlıkları karşısında apar topar bir HDP heyetini adaya gönderip, oradan gelecek talimatla bu rezilliğin önüne geçmeye uğraşıyorlar. Şu vahamete bakar mısınız, dağa kaçırılan çocuklar için HDP’den yardım isteyen sayın başbakan, bölgenin ateş topuna dönmesi karşısında da İmralı canisinden çare bekliyor. Başka hiçbir şeye gerek kalmadan sadece bu kadarı AKP’nin ülkeyi nasıl bir felakete götürdüğünü anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yetmez mi?

Yalan, talan ve ihanet

AKP ile geçen 12 yılın bedeli istisnasız her alanda yıkım, felaket ve çöküş olmuştur. Yalan, talan ve ihanet siyasetinin varacağı nokta zaten başka bir yer olamazdı. Her zaman söyledik, tarihin en büyük hırsızlıklarına da, yalanlarına da razıyız. Bir milli hükümet gelir hepsinin hesabını sorar. Çalınanı yerine koyar, yalanı düzeltir. Ancak ülke elden giderse, ne yalanın, ne talanın bir anlamı olur. Bugün geldiğimiz nokta budur. Ülke çok ciddi ve yakın bir bölünme tehlikesiyle karşı karşıyadır. AKP’nin izlediği siyaset bu tehlikeyi azaltmadığı gibi, çok daha arttırıyor ve yakınlaştırıyor. İmralı canisinden himmet bekleyen bir hükümetten bu ülkeni ve milletin faydasına olacak bir icraat bekleme beyhudedir. Hele bir de bütün bunlara sebep olanların Cumhurbaşkanı olmayı düşünmeleri, bir akıl tutulması değilse neyle izah edilebilir?

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.