Asikurtlar©

İşte 1 Kasım’da Seçimin Kaderini Etkileyecek 18 SANDALYE

İşte 1 Kasım’da Seçimin Kaderini Etkileyecek 18 SANDALYE
06 Ekim 2015 - 14:31 'de eklendi ve 5626 kez görüntülendi.

AK Parti tek başına iktidar için gerekli 276 sandalyeyi alabilecek mi, yani 7 Haziran’a göre fazladan 18 milletvekili çıkartabilecek mi?

“Türkiye gibi demokratik hayatta epey mesafe kat etmiş bir ülkede, seçimlere şaibe karıştığını düşünmek tam bir kaos durumu. Ancak meşru yolların hiçbirisi 18 vekil ve tek başına iktidara gelebilmek için yeterli olmayacak. Kamuoyunu anketlerle çok yakından takip ettiğini bildiğimiz AK Parti (ve de Sayın Cumhurbaşkanı) bırakın 400 vekili, 276 vekili çıkartamayacağını gördüğü an bile bile lades der mi? İşte bu sorunun cevabı Türkiye’nin gelecek on yıldaki kaderini belirleyecek…”

***

7 Haziran’da AK Parti’nin 258 milletvekili ile tek başına iktidarı kaybetmesi ve sonrasında Cumhurbaşkanı’nın gölgesinde devam eden koalisyon çalışmalarından bir netice alınamaması ile Türkiye, 1 Kasım’da tekrar sandığa gidiyor.

Ancak sonuçların 7 Haziran’dan çok da farklı olması için bir neden ve de beklenti yok. Herkesin, özellikle kendisi 400 milletvekilini telaffuz etse de Sayın Cumhurbaşkanı’nın aklında tek bir soru var: AK Parti tek başına iktidar için gerekli 276 sandalyeyi alabilecek mi, yani 7 Haziran’a göre fazladan 18 milletvekili çıkartabilecek mi?

1sandalye

Haliyle tek soru bu olunca, bütün gözler AK Parti’nin (ve de Sayın Cumhurbaşkanı’nın) izleyeceği strateji üzerine odaklanıyor. 1 Kasım’a kadarki sürede AK Parti’nin yürüteceği kampanya, hitap edeceği taban ve söylemlerinin toplumda bulacağı karşılık sandıktan çıkacak sonucu belirleyecek en büyük etken olarak görünüyor.

AK PARTİ’NİN FAZLA SEÇENEĞİ YOK

Peki AK Parti için farklı seçim stratejileri mümkün mü, yani siyasetin usta partisinin 1 Kasım için cephanesi önceki seçimler kadar bol mu? Kesinlikle hayır. Partinin ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın hem 7 Haziran öncesi hem de sonrasındaki izlediği politika, kullandığı dil birçok kapıyı çoktan kapattı.

En yetkili ağızların çözüm süreci ve Kürt meselesindeki U dönüşleri sonrası 7 Haziran’da partiden kopan Kürt seçmen tabanının tekrar geri kazanılmasının imkânı kalmadı. AK Parti, HDP dışında doğu illerinden ve Kürt vatandaşlardan oy alabilen tek parti olma özelliğini geri dönülemez şekilde kaybetti.

CHP tabanı, eskiden beri AK Parti için uzak ve erişilmesi zor bir kitleydi. CHP’nin 7 Haziran öncesi başarılı sayılabilecek kampanyası ve sonrasında koalisyon sürecinde takındığı uzlaşmacı tavır iki partiyi siyaset tarzı olarak çok ayrıştırdı. Şartların hırçın ve şahin bir politika izlemeye mecbur bıraktığı AK Parti’nin CHP tabanını, hatta yapıcı muhalefeti nedeniyle CHP’ye daha sıcak bakan kararsız kitleyi etkileme şansı, onlara uygun bir dil geliştirme şansı hiç yok.
Evet, HDP ve CHP tabanına seslenmesi artık mümkün olmayan AK Parti’nin tek hedefi MHP tabanından oy alabilmek ve aslında mümkün olsa bir şekilde MHP’yi baraj altında bırakmak olacaktır. Mevcut konjonktürde AK Parti’nin ne MHP tabanı dışındaki bir kitle için üretebilecek siyaseti ne de ikinci bir cephe açabilecek enerjisi vardır.

Yani, 1 Kasım’a kadar hem MHP ve hem AK Parti’de sürekli artan bir milliyetçi söylem, HDP ve PKK’ya daha fazla yüklenme yarışı göreceğiz. Yani Davutoğlu ve Bahçeli’nin (belki Sayın Cumhurbaşkanı’nın da) ses tellerinin epey yorulacağını söyleyebiliriz.

SEÇİME KATILIMIN DÜŞMESİ AK PARTİ’YE YARAR

7 Haziran seçimlerine katılım oldukça yüksek oldu; özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimi ile kıyaslandığında muhalefet partilerinin tabanında sandığa ve oya sahip çıkma bilincinin yüksek olduğu görüldü.

Ayrıca AK Parti için siyasi açıdan sınırlı sayıda alternatifin olduğu bir tabloda, mevcut resmi değiştirecek her türlü manevranın AK Parti’nin mevcut resimdeki açmazı için “bir ihtimal” anlamına geleceği çok açık.

Saadet Partisi, Demokrat Parti ve Tuğrul Türkeş hamleleri gibi oylara çok sınırlı şekilde yansıyacak siyasi manevralarla kıyaslandığında, seçime katılımın düşük olması çok daha sürpriz sonuçlara neden olabilecektir.

Özellikle 7 Haziran’da tabanını büyük oranda kaybettiği ve de bu tabanı geri kazanma ihtimali olmayan doğu illerinde katılımın düşmesinin AK Parti için en kolay (ve mümkün) kazanım olacağını söylemek yanlış olmaz. “Emanet oy” kavramını AK Parti kaçan Kürt oylarını kamufle etmek için üretti.

2-071

(Milyon seçmen)

HDP, 2011 seçimlerine göre oylarını 3,6 milyon artırdı ve Türkiye genelinde toplam 6 milyon oy aldı. Seçimden sonra, toplumda HDP’yi baraj üstünde tutarak AK Parti’yi cezalandırma isteği ile sırf barajı geçirmek için, hatta büyük oranda CHP tabanından HDP’ye verilen oylar olduğu sıkça ifade edildi.

İlk başta yüzde 13 oy almış HDP’nin başarısını değersiz gösterme çabası gibi görünse de oyların dağılımı incelendiğinde, bunun AK Parti’den kopan Kürt oylarını saklamak için üretilen bir söylem olduğu kolayca görülüyor.

HDP’nin aldığı yeni 3,6 milyon oyun yüzde 42’si doğu illerinden; yani CHP ve MHP’nin zaten bir tabanı olmayan illerden. Yüzde 30’u da İstanbul-İzmir ve Ankara’dan, yani MHP’nin oylarını artırdığı, CHP’nin koruduğu sadece AK Parti’nin oy kaybına uğradığı illerden. Bu tablo HDP’nin sözde(!) “emanet oy”larının aslında AK Parti’den kopan Kürt oyların olduğunu çok net ortaya koyuyor. AK Parti’nin tek başına iktidar olması mümkün değil.

3-037

Büyükşehirlerdeki oy sayısı değişimleri (Bin oy)

Bir an 7 Haziran’dan sonraki kaos ortamının, gelen şehit cenazelerinin AK Parti’nin oylarına hiç zarar vermediğini; seçime kadar sürekli artıracağı milliyetçi söylemin de MHP tabanında kabul gördüğünü düşünelim. Evet çok toz pembe bir tablo oldu ama bu durumda bile tek başına iktidar olması mümkün görünmüyor.

CHP’nin benimsediği uzlaşmacı dil ve HDP’nin Kürt oylarını konsolide etmeye yönelik seçim stratejilerine karşı AK Parti’nin karşı söylemler oluşturması kolay olmayacak. Başka bir ifadeyle, yüksek tonda milliyetçi söylemlerle dolu ağızlarda, bu söylemler için yer bulunamayacak.

4-030

7 Haziran sonuçları incelendiğinde, aşağıdaki 20 ilde AK Parti’nin son sıra vekillikleri alabilmek için daha yoğun mücadele vereceği görülüyor. AK Parti, Türkiye genelinde oylarını artırsa bile listede CHP ve HDP’nin tabanının güçlü olduğu illerdeki son sıra sandalyeyi kazanması kolay değil. MHP’nin son sırayı aldığı illerin hepsinde bile AK Parti kazansa, toplam sayı 270’i ancak buluyor ve bu sayı tek başına iktidar olmaya yetmiyor.

AK PARTİ, 17 İLDE VEKİL KAYBEDEBİLİR

7 Haziran’da son sıra vekilliği kıl payı kazandığı illerde (Tablo 5) seçim AK Parti için çok zor geçecek. CHP ve/veya MHP’nin oylarındaki yukarı doğru 1-2 puanlık artışlar bile 10-15 arasında sandalye kaybetmeleri için yeterli olacak. Özetle bir yandan 18 vekil için saldıran AK Parti diğer taraftan bu 15 ilde sağlam bir savunma yapmak zorunda kalacak. Tüm partiler için seçimin çetin geçeceği yerler aslında tam bu 35-40 şehir.

5-021

TÜRKİYE, 1 KASIM’DA GÜVENLİ BİR SEÇİM YAPABİLECEK Mİ?

Bu zor bir soru, Türkiye gibi demokratik hayatta epey mesafe kat etmiş bir ülkede, seçimlere şaibe karıştığını düşünmek tam bir kaos durumu. Ancak meşru yolların hiçbirisi 18 vekil ve tek başına iktidara gelebilmek için yeterli olmayacak. Kamuoyunu anketlerle çok yakından takip ettiğini bildiğimiz AK Parti (ve de Sayın Cumhurbaşkanı) bırakın 400 vekili, 276 vekili çıkartamayacağını gördüğü an bile bile lades der mi? İşte bu sorunun cevabı Türkiye’nin gelecek on yıldaki kaderini belirleyecek…

Dr. Erdoğan Günal-Siyaset bilimci/Zaman

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER