Asikurtlar©

İstanbul’da bomba nasıl patladı?

İstanbul’da bomba nasıl patladı?
08 Haziran 2016 - 10:01 'de eklendi ve 4382 kez görüntülendi.

 

 

İstanbul’un göbeğinde bir defa daha bomba patladı. Yine kan, yine gözyaşı, yine endişe, yine kayıp. AKP cephesinde yeni bir şey yok. Ne acıdır ki, Türk milleti sistemli bir şekilde önce ihanete, dağdaki katillerin şehirlere indirilmesine, bölücübaşıyla masa kurulmasına ve bunların kaçınılmaz sonucu olarak bölünmeye alıştırıldı; şimdi de bu ihanet sürecini tamamlayacak olan teröre, bombaya, silaha, patlamaya ve şehitlere alıştırılıyor.

BUNLAR BOŞUNA MI YAPILDI?
BOP Eşbaşkanı olarak yola çıkanların, halının altına süpürülmek yerine kullanılmaya müsait olanların, Obama’nın sopayla ayar verdiklerinin ülkeyi başka bir yere taşıması, refah ve huzur getirmesi tuhaf olurdu. Boşuna mı gelir gelmez devleti ve medyayı ele geçirip; önce kendilerine itiraz etmeyecek bir zemin oluşturdular. Sonra bitmiş, sinmiş, vazgeçmiş terörü yeniden azdırıp kan akıttılar. Ardından dağdaki katilleri şehirlere salıp, güvenlik güçlerinin elini kolunu bağladılar. Şeref tribünlerinde ağırlayıp silah yığmalarına, bomba döşemelerine, hendek kazmalarına, şehir yapılanmalarını tamamlamalarına müsaade ettiler.Bölgede ayrı bir dilin konuşulmasına, ayrı paçavraların sallanmasına, mahkemeler kurulmasına, vergi toplanmasına, askerlik şubeleri açılmasına, sözde asayiş birimleri oluşmasına göz yumdular. Oluşturulan fiili duruma müdahale edilmemesi için Valilere talimat verdiler. Terör elebaşlarıyla şeref masaları kurup memleketin varlığı ve birliği üzerinden pazarlık yaptılar. Dolmabahçe’de terörün siyasi uzantılarıyla biraraya gelip törenle Sevr anlaşması imzaladılar. Sonra da çıkıp, çok açık ve net şekilde bütün bunları itiraf ettiler.

AKP SAYESİNDE
Hayal edemeyecekleri imkanlar bulan, yıllarca silahla, kan dökerek elde etmek istedikleri her ne varsa çok daha fazlasına masa başında kavuşan terör örgütü, coştukça coştu. Siyasi uzantıları Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde AKP sayesinde tarihte hiç olmadıkları kadar güçlü hale geldiklerini söyleyip meydan okudular. Bölünmeye gidecek taleplerin Anayasa koyulması için verilen sözlerin yerine getirilmesini istediler. Bebek katili yattığı inden sadece örgüt ve parti yönetmekle kalmadı, ülkenin gündemini belirledi. Bakanlar, danışmanlar, yanaşmalar, beslemeler bu katili övmek için birbirleriyle yarışa girdiler.”Abdullah Öcalan’ın mesajları bizim de düşüncelerimizdir” diyen İçişleri Bakanımız oldu. Bu ihanet takımının bebek katiline yaptığı övgüleri buraya sıralamaya kalkışsak, ne yerimiz yeter, ne zamanımız.

MİLLİYETÇİLİK AYAKLAR ALTINDA
Hainlere bu imkanlar sağlanırken, ülkenin direncini oluşturan kurumlar da birer birer yok edildi. Terörle mücadeleye ömrünü vermiş kahramanlar hapishanelere dolduruldu. Milliyetçilik ayaklar altına alınıp, Türk olmak neredeyse suç haline getirildi. Resmi daire tabelalarından T.C. ibareleri çıkarılıp, okullardan andımızı kaldırdılar. “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözünü sildiler. Milli bayramları, milli değerleri, milli kahramanları planlı biçimde yok edip önemsizleştirdiler. Bu hazin tabloya itiraz edenlere koro halinde yüklenip mahkeme kapılarında sürüdündürüken,Televizyon kanallarında, gazete köşelerinde kin kusmayı demokrasi olarak ilan ettiler.

İHANETİN DIŞARDAKİ AYAĞI
Bu kadarla da kalmadı. İhanetin dışarıdaki ayağını da içerideki hızla ve paralel şekilde tamamladılar. Barzani denilen PKK hamisini kongrelerinde şeref misafiri olarak ağırlarken, sınırımızın dibindeki ihanet yuvalarına yıllarca tek bir müdahalede bile bulunmadılar. Suriye’nin bataklığa dönüşmesinde herkesten önce koşup, başrolü oynadılar. 900 kilometrelik sınırımız bütün terör örgütleri için geçiş kapısı oldu. Aynel Arap’a selam gönderip, PKK uzantısıPYD’ye yapılan her türlü yardıma yol verdiler. Bu terör örgütüne yardıma gidenleri Cumhuriyet Bayramında marşlarla topraklarımızdan geçirip, lahmacun paralarını milletin sırtından ödediler. Sonra da dönüp PYD ile ABD’nin işbirliği yapmasından yakındılar, ancak bu tutarsızlıklara bağlı olarak, kimse bu yakınmaları ciddiye dahi almadı. Suriye sınırından elini kolunu sallayarak, girenler Ankara’ya, İstanbul’a kadar gelip bombalar patlattılar.

PKK DİĞERLERİNE EMSAL OLDU
PKK terör örgütünün elde ettiği imkanlar, ihanet yolunda kat ettiği mesafe diğer örgütlere emsal oldu. IŞİD’indenPYD’sine, DHKP-C’sinden El Kaide’sine kadar tamamı, paylarına düşeni alabilmek için sıraya girdiler.Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığı, Türkiye’de 12 terör örgütünün aktif halde olduğunu açıkladı. Birbirleriyle işbirliği yaptıkları gibi, ayrı ayrı da ihanet ediyorlar. Bütün bu yaşananlar karşısında ülkeyi idare edenlerin yapabildikleri ihaleyi güvenlik güçlerinin üzerine yıkmak ve kenara çekilmek olmuştur. Bir de, her bombadan, her katliamdan sonra olay yerinde inceleme yapıyor, güvenlik kurulları topluyor ve en sert sözlerle, en ağır ifadelerle terörü lanetlediklerini açıklıyorlar.

VARLIK SEBEPLERİ
Bugünkü tabloda, yaşananlarda, başımıza gelenlerde şaşılacak hiçbir şey yoktur. Ülkenin bu hallere geleceğini, Türkiye’yi çok zor ve karanlık bir dönemin beklediğini AKP’nin ilk döneminde görmüş, yazmış ve anlatmıştık. Varlık sebeplerinin gereğini yerine getirmişlerdir ve henüz işleri bitmemiştir.Bunu yaptıkları açıklamalardan anlıyoruz. Nitekim, MHP Genel Başkanı sayın Devlet Bahçeli daha geçen hafta yaptığı değerlendirmede, sayın Cumhurbaşkanının Diyarbakır’da söylediği,”Terör örgütü silahları gömecek, başka yolu yok. Silahı, bombayı gömerler, koordinatları verirler, sonra gelip parlamentoda siyaset yaparlar.”Sözlere dikkat çekmiş ve “İşte bu sözler davulun kasnağına kasnağına vurmak, dirilen fitneyi daha da heyecanlandırıp hedefe sabitlemektir.Bu sözler vatan ve Türkiye düşmanlarına yaldızlı davetiyedir.Anlaşılan yeni bir müzakere sayfası ya açıldı ya da açılmak üzeredir.” Diyerek endişelerini dile getirmişti.

YAPILMASI GEREKEN
Terörle mücadele kararlılık gerektiriyor. Bugüne kadar yapılan doğru olsaydı, ülke bu hale gelmezdi. Yapılması gerekenleri yine sayın Bahçeli net biçimde sıralamıştır: “Aynı yoldan geçip farklı bir sonuç beklemek zaman ve emek israfıdır. Teröristler için tek çıkış yolu topyekûn devletin güvenlik güçlerine teslim olmak, daha sonra Türk adaletinin haklarında vereceği hükme razı gelmektir. Bize göre başka bir alternatif yoktur, bundan sonra da olamayacaktır.”
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER