Asikurtlar©

İSRAİL İLE VARILAN ANLAŞMANIN GETİRECEĞİ SORUNLAR

İSRAİL İLE VARILAN ANLAŞMANIN GETİRECEĞİ SORUNLAR
01 Temmuz 2016 - 10:16 'de eklendi ve 4131 kez görüntülendi.

 

 

Davos tartışmaları ve Mavi Marmara olayı ile gerilen İsrail-Türkiye ilişkilerinin düzeltilmesine yönelik olarak iki ülke arasında anlaşma sağlandı.
Buna göre İsrail tarafı açıktan olmasa da, iddia edilene göre Obama’nın yanından Erdoğan’ı arayan Natenyahu’nun aracılığıyla özür diledi.

Mavi Marmara gemisinde öldürdüğü Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşları için tazminat ödemeyi kabul etti.
Gazze’ye yönelik ablukayı hafifleteceğini ancak kontrolü daima ellerinde tutacaklarını da ilan ettiler.
Buna karşılıksa Türkiye’den, Hamas’a destek verilmemesi ve faaliyetlerinin İsrail’in istediği düzleme çekilmesi kazanımını elde ettiler.

İlk bakışta Türkiye’nin, İsrail ile ilişkilerin normalleşmesine yönelik talepleri karşılanmış gibi gözükse de meselenin sonraki gündemine bakınca bundan sonra daha tehlikeli bir kulvara girileceği hususu ortaya çıkıyor.
İsrail ve Türkiye anlaşmasından hemen sonra “doğalgaz anlaşması konusunun gündeme getirilmesi” aslına bakarsanız bu tehlikenin neler olduğunu işret ediyor, sinsi bir şekilde “kazanımlar” cetvelinde sunulmaya çalışılıyor.
Bu nedenle İsrail ve Türkiye arasında varılacağı ifade edilen doğalgaz anlaşmasının ne olduğuna yakından bakmak ve durumun fotoğrafını çekmek yerinde olacaktır.

Öncelikle İsrail tarafını, Türkiye ile anlaşmaya iten en önemli gerekçenin Doğu Akdeniz’de, İsrail’e ait olduğu “iddia edilen” münhasır ekonomik alanda bulunan doğalgaz yatakları olduğu, bizzat mutabakat sonrasında İsrail Başbakanı Natenyahu tarafından ifade edildi.

* * *

Bu alanda bulunan doğalgaz rezervinin yaklaşık 1 trilyon metreküp civarında olduğu ve yılda ortalama 30 milyar metreküp İsrail gazının, Türkiye’ye taşınmasının hedeflendiği uzun süredir konuşuluyordu.
30 milyar metreküp gazın yaklaşık 10 milyar metreküp kadarını Türkiye’nin alacağı, kalan bölümününse Avrupa’ya aktarılacağı konuları hesaplar arasındadır.

Görünüşe göre bu projenin hayata geçirilmesi hali hazırda İsrail ekonomisi için öncelikli hedef olarak ortaya konmuş durumda ve ABD’den de yoğun destek görmektedir.
Medya yoluyla ülkemizde de estirilmeye başlanan rüzgara göre de İsrail gazının Türkiye’ye gelmesi ve buradan da
Avrupa’ya taşınacak olması üzerinde yoğun bir propaganda faaliyetinin yürütüldüğü ise dikkatlerden kaçmıyor.
İsrail gazının mümkün olan en ekonomik yoldan Avrupa pazarına ulaştırılmasının Türkiye üzerinden geçecek bir hatla mümkün olabileceği ilk önemli bilgi olarak sunuluyor.
Ardından bu gazın, kaynaklarını çeşitlendirmeye çalışan Türkiye’nin, Rusya’ya bağımlılığını azaltacağından ise ısrarla bahsediliyor.

Bu derecede yoğun ve ani şekilde (hatta projenin yapımında görev alacağı iddia edilen bazı şirketlerin adlarını da vererek) başlatılan tartışmalarda ise 3 temel problemin olduğu ve bu problemlerin Türkiye’nin milli güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini ise ne yazık ki kimse konuşmuyor.

* * *

Buna göre:
1-İsrail’in doğalgaz bulduğunu iddia ettiği saha, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum Kesimi (GKRK) arasında imzalanan ve Doğu Akdeniz’de her iki ülkenin “münhasır ekonomik bölgelerini” belirlemek üzere varılan anlaşmayla tespit edilmiştir. Ancak Türkiye, İsrail ve GKRK arasındaki bu anlaşmayı tanımadığı gibi, Doğu Akdeniz’de kendi münhasır ekonomik bölgesini de ilan etmiş değildir. İsrail gazının Türkiye’ye gelmesi konusunda “olur” verilerek sergilenecek bir yanlışlık, GKRY’nin tek taraflı olarak sınırlarını ilan ettiği ve Doğu Akdeniz’e kıyısı olan bazı ülkelerle imzaladığı anlaşmaları dolaylı da olsa kabul etmek anlamına gelebilecektir. Bu durumda da Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki ekonomik sahası neredeyse kalmayacak, hatta bu alanda Türk karasularından bile bahsetmek mümkün olmayacaktır.

2-İsrail doğalgazının geçirileceği iddia edilen deniz alanı Kıbrıs adasının etrafından geçirilecektir. Fakat böylesi bir durumda doğalgaz hattının geçiş güzergahının genel kısmı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kara sularının içerisinden olacaktır. Dolayısıyla Kıbrıs’ın ve özellikle de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin önemi bu hat için büyüktür, olmazsa olmazdır!

3-Projenin 2020 yılına doğru hayata geçeceği bahsedilirken, Kıbrıs meselesinin çözümünün şart olduğu şimdiden ortaya çıkıyor.Nitekim ABD’nin, Kıbrıs üzerinde bu derecede yoğunlaşmasının en önemli gerekçesi de Doğu Akdeniz’de bulunan doğalgaz yatakları. Fakat bu durum Kıbrıs’ta bir oldu-bitti senaryosunun hayata geçirilmesi tehdidini açığa vuruyor. Kıbrıs Türklüğü üzerinde arttırılan uluslararası diplomatik baskının ortadan kaldırılarak, sağlıklı müzakere yürütecek, tecrübeli bir heyetin desteklenmesi gerekirken, ne yazık ki mevcut durumda Kıbrıs Türklüğü, Türkiye’yi yönetenler tarafından kendi kaderine bırakılmış görüntüsü veriyor.

* * *

Diğer yandan sadece doğalgaz konusuyla ilgili olmayan ancak Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren bir başka husus daha var ki o da mevcut koşullarda üzerinde mutlaka durulması gereken bir meseledir.
Son dönemlerde pek çok İsrailli yetkili, diplomat, asker, hatta bakanlık yapan bazı isimler, Irak ve Suriye’nin kuzeyi boyunca oluşturulacak sözde kürt devletinin zamanının geldiğini, bu projeyi desteklediklerini ve destekleyeceklerini söylemekten geri durmuyorlar.

Hatta bu doğrultuda zaman zaman İsrail’in PKK ve özellikle Barzani’ye her anlamda yoğun destek vermeleri sır değildir.

Hal böyle olunca Hamas meselesinde İsrail’in güvenlikle ilgili hassasiyetlerini dikkate alan Türkiye, acaba iş kendi milli güvenliğine gelince İsrail’den özellikle de PKK’ya karşı benzer bir garantiyi İsrail’den almış mıdır?
Şimdilik bu sorunun cevabı belli değildir.

Ancak nasıl ki İsrail anlaşmanın sağlanmasına yönelik “kendi milli güvenliğini” ilgilendiren konularda Türkiye’den adım atmasını beklemiştir ve karşılığını almıştır, Türkiye’nin de benzer şekilde İsrail’den adım atmasını istemek hakkıdır ve bu hakkını almalıydı!

Bu nedenle İsrail ile varılan anlaşma, arka planında son derece sorunlu ve sıkıntılı bir potansiyel barındırıyor.
Şayet sağlıklı bir toplumsal bilgilendirme yapılmazsa da doğalgaz bahsiyle Kıbrıs başta olmak üzere, Türkiye’nin çok sayıdaki kazanımının elinden alınması ne yazık ki gerçekleşeceğe benziyor.

AKP iktidarı ise tüm bunları okumaktan aciz halde sadece dış politikanın revize edildiğinin propagandasını yaparak hareket ediyor.
Zaten Türkiye’nin en büyük şansızlığı da AKP gibi bir iktidara emanet edilmiş olması değil mi?

İsmail Özdemir

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER