SON DAKİKA

İslam’a İhanet Edilirken Suskun Kalanlar

Bu haber 18 Nisan 2014 - 10:48 'de eklendi ve 5 kez görüntülendi.

İsmail Özdemir

Milli kimliğimiz değerlerimizde saklı.

Kültürümüzü oluşturan, inancımızın esasını belirleyen, yaşantımıza yön veren, geleceğimize yol gösteren, kısacası bizi biz yapan ne varsa hepsi bu tanımla anlam bulur.

Ancak içerisinde yaşadığımız dönemde olan bitenlere baktığımızda hedef seçilenin, değiştirilmek ve dönüştürülmek istenilen, istismar edilenin, sömürülmeye çalışılanın da yine değerlerimiz olduğunu görüyoruz.

Bu anlamda da özellikle dini değerlerimiz, istismar alanının, kamuflaj siyasetinin ve ihanet maskesinin kullanımında hedef olarak seçiliyor.

Kimsenin gerçeği görmesi istenmiyor, işin aslının ne olduğunun sorgulanması ise asla kabul edilemiyor.

Dolayısıyla son dönemki siyasi şekillenmenin nedenlerini sorgularken, öncelikli olarak düşünülmesi gereken konu burada yatıyor.

* * *

Hırsızı, arsızı, yolsuzluk yapanı, rüşvetçisi, teröristi, ihanet edeni velhasıl kelam millete zarar verenlerin hepsi kendisine kalkan olarak dini değerleri seçiyorlar.

Hz. Peygamberimiz (S.A.V.)’in Rabbimiz’den aldığı tebliği bize ulaştırmasından bu yana 1400 yılı aşkın süre geçmişken, belki de İslam tarihinde daha önce görülmemiş ikiyüzlülüğe, başka bir deyişle münafıklığa şahit oluyoruz.

İşin üzücü yanı bu zihniyete sahip olanların toplumu aldatmadaki başarısıdır.

* * *

Hırsız ama Müslüman,

Rüşvetçi ama Müslüman,

Milletine ihanet ediyor ama Müslüman,

Din kardeşleri arasında fitne ve fesatın yayılmasına aracılık ediyor ama Müslüman,

Yine din kardeşlerinin ülkesinin işgal edilmesine yardımcı oluyor ama Müslüman,

Terör örgütü kurarak on binlerce masumun ölümüne sebep olmuş ama Müslüman…

İşte bu ifadeler içerisinde bulunduğumuz siyasi gelişmelerde “araç” olarak kullanılan aldatmanın esasını teşkil ediyor.

Kabul edilmesi asla mümkün olmayan bu tanımlamalarla dini değerlerimiz istismar edilip, hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, ihanet ve bölücülük için araç olarak kullanılırken, çoğu kişi gözün gördüğü ve kulağın duyduğu, herkesin şahitlik ettiği gerçekleri anlamamakta ısrar ediyor!

Yahu el insaf, Müslümanlığın neresinde hırsızlık yapmanın, yolsuzluğun, rüşvetin, yetim hakkı yemenin, masumları katletmenin, terörist olmanın, kabul görüldüğü bir durum söz konusu?

Bu nasıl bir din anlayışıdır?

Bu neyin inancıdır?

Allah’ın ayetleriyle sabit olan emir ve yasaklar ortadayken “…ama Müslüman” demek dinin neresinde makul görülmektedir?

* * *

Hadi diyelim bunlarla yaşanılanların farkında olmayan, geçim derdine düşen masumları aldatmayı başarıyorlar!

Vahim olan bunca rezillik ortadayken ve yapılan kesin tespitlerin sonuna “…ama Müslüman” ifadeleri eklenirken, konunun muhatabı olanların buna karşı tepkisiz ve duyarsız kalmalarıdır.

Geride bıraktığımız Salı günü partisinin meclis grup toplantısında bu duruma dikkat çeken MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin, yalnızca ülkemizi değil tüm İslam coğrafyasını içerisine alan ve bana göre son dönemin en önemli konularını içeren eşsiz değerlendirmesinde yaptığı “Rüşvet ve yolsuzluk devlet ve toplum hayatını çürütürken alimim, ilim sahibiyim diye ahkam kesen, hocayım, hacıyım, keramet ehliyim diye mangalda kül bırakmayan malum kişilerden hiçbir omurgalı ses işitilmemiştir. Aksine bilhassa ülkemizde rüşveti ve hırsızlığı meşrulaştırmaya kadar işi götüren, yozlaşmaya kılıf uyduran sahte fetvacılara bile tesadüf edilmiştir. Açıktır ki, bu adaletsizlik, bu samimiyetsizlik, bu kötürüm manzara İslamiyet’in ruhuna, anlamına ve mesajlarına tamamen aykırıdır.” tespitleri üzerinde mutlaka durulmalı ve düşünülmelidir.

* * *

Biraz olsun tarih bilenlerin, yüzlerce yıldır Türk Milleti’ni mağlup edip, esaret altına almak isteyenlerin mutlaka milli ve dini değerlerimizi yozlaştırmak gerektiği konusundaki fikir birliğinin farkındadırlar.

Bugün bu cenaha AKP iktidarı da aracılık ediyor.

Hak’tan yana taraf olanların ise bu durumu kavramaları ve kendi alanı dâhilinde bunca yaşanılan rezilliğin karşısında olup, millete gerçekleri anlatmaları ise “imani” bir sorumluluk halini alıyor.

Herşeyin yegâne sahibi ve yaratıcısı olan Allah’a karşı sorumluluğun ilk vazifesi iman ise geriye kalanı mutlaka tüm “değerlerimizi” korumaktan geçiyor…

Bu vesile ile Hz. Peygamberimiz’in âlemleri şereflendirişinin yıl dönümünde, O’nu anlamanın yolumuza ışık tutacağını hatırlatmak isterim.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.