SON DAKİKA

İslam soslu maskeli gavurluk

Bu haber 10 Nisan 2013 - 10:51 'de eklendi ve 2 kez görüntülendi.

Dillerinde İslam’ı düşürmeyen nice İslamsızlar şu sıralar “Durmak yok yola devam” diyerek, ülkeyi bölme ve parçalama yolunda adeta koşuyorlar. Diyeceksiniz ki bu nasıl olur?

İslam diyen bir insan, İslamsız olabilir mi?

Olabilir.

İslam’ı sürekli getirmeye, götürmeye çalıştığı için, İslam’a hiç gitmeyip İslamsız kalmıştır!

Hz. Ali mescitte, İslam diyen İbni Mülcem tarafından öldürüldü. İmam Ali’yi öldürerek, İslam’ı getirdiğini ve cennete gideceğini düşünmüştür. Hz. Hüseyin efendimizi de Yezit, İslam’ı getirmek için öldürmüş!

Otuz bin kişilik sözde İslam ordusu, İslam peygamberinin evladını öldürüyor.

Ne uğruna?

Sözde İslam, ama özde koltuk ve “saklanmış kin” uğruna…

Dilde İslam olması, münafıklığın maskesi… Dün Anadolu işgal edilirken, işgalci Yunanları öldürerek İngiliz’i kızdırmamak gerektiğini, dillerinde İslam, başlarında sarık ve cübbe olanlara söyletmişler.

Yunan’a karşı savaşan kuvvacıların din ve İslam adına öldürülmesi fetvalarını verenler, halen ülkemizde “İslam âlimi” diye anılıyor. Kimsenin aklına gelmiyor, bu kadar nursuz biri bırakın âlim olmayı acaba Müslüman olabilir mi? Ya da bir âlim nasıl olur da İngiliz uşağı olabilir?

Bugün tarih tekerrür etmekte…

Terör önünde diz çökenler, ayrılığı ve bölünmeyi halka çare olarak sunmaktalar. İşgale karşı gelinmesin diye kurulan “heyeti nasiha”nın yerini bugün, teröre karşı durulmasın diye “akil insanlar” heyeti almış görünüyor.

Dün işgali halka hazmettirmeyi kendilerine vazife olarak görenler, bugün teröristle helalleşmeye asker ve devletle hesaplaşmaya “barış süreci” diyorlar. Milletin de böyle düşünmesi için kapı kapı geziyorlar.

Dün Sevr’i parçalayıp atan millete, bugün “baldıran zehri ” ve “kızılcık şerbeti” diye yeniden dayatıyorlar. Milletin çözülmesi anlamına gelen bu sürece karşı olanlar ise, dün olduğu gibi yine fitneci olarak damgalanıyor.

Barış istemeyen kan baronları ilan ediliyorlar.

Dün Hünkâr Hacı Bektaş’ın nefesi ile önce Müslüman olan bu toprakların insanları sonradan Türk olmuşlar. Dinlerarası diyalog ile İslam’ı sulandıranlar, Türklüğü kazıyorlar.

Millete önce “Türk değiliz”, sonra da “Müslüman değiliz” dedirtmek istiyorlar. Türklük İslam boyasıdır. Bu boya kaldırılınca ortaya Ermeni, Rum, Süryani, Keldani kısaca, Haç çıkar.

Türklük boyasını silenler, bu yüzden soluğu kilise de alıyorlar. Başörtüleri ile mum yakıp burada dua ediyorlar. İsimleri Hilal olduğu halde, hilal düşmanı olmaktan kendilerini alamıyorlar. Çünkü Türlük boyası kazınınca aslına dönmüşler. Böylelikle “akillik” sınavını da başarı ile vermiş oluyorlar!

Demek akil olmanın yolu kiliseden geçiyormuş. Bu tiplerin başının örtüsü içinde belki de Haç var. Yoksa örtüsüyle Kilisede mum yakıp dua etmek Müslüman bir kadın için olacak şey değil. Demokratik bir ülkede Müslüman olmayan bir kadın saçını da, Haçını da gizlemek zorunda değil…

Dillerinde İslam olduğu halde, “hepsi Türk veya Müslüman” olmayanların sinsi oyunlarıyla karşıyayız. Bunlar İslam ile Hıristiyanlığı, Hak ile batılı, şirk ile tevhidi barıştırmak istiyorlar.

Hedefleri ise üzerinde oturduğumuz topraklar. İslam soslu maskeli gâvurluk ile elimizden çıkarılmak isteniyor.

Yusuf KARACA

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.