Asikurtlar©

İRAN’DA YAPILAN SEÇİMLER VE TÜRKİYE

İRAN’DA YAPILAN SEÇİMLER VE TÜRKİYE
02 Mart 2016 - 10:33 'de eklendi ve 4043 kez görüntülendi.

İran’da yapılan seçimlerle ilgili hemen her çevre aynı yorumu yaparak, ılımlı ve reformcu olarak adlandırılan kesimin, muhafazakârlara göre büyük başarı sağladığı kaydediliyor.

Özellikle p5+1 ülkeleri ile imzalanan nükleer anlaşmanın, İranlılar tarafından nasıl karşılanacağının en belirgin yansımasının bu seçimler olacağı çok önceden belirtilmişti.

Mevcut duruma bakılırsa İran ahalisi hem nükleer anlaşmadan, hem de Ruhani’nin politikalarından memnun.
Bu durum İran ile beraber bölgenin geleceğini de etkileyecek potansiyelleri bünyesinde barındırıyor.
Zira şuan için İran ekonomik, askeri ve siyasi açıdan Ortadoğu, Kafkaslar ve Basra’nın geleceğinde hem “vekâlet yoluyla” hem de sahip olduğu coğrafi konum itibarıyla önemli bir yere sahip.
Yaptırımların kalmasının ardından bir yandan yatırım çekmeye başlayan bakir cazibesiyle Avrupa’nın iştahını kabartırken, diğer yandan özellikle petrol ve doğalgaz olmak üzere kimi alanlarda küresel ölçekte yarışacak kaynaklara sahip.

Dolayısıyla Ruhani yönetimindeki İran’ın yakın zaman içerisinde somut bir şekilde görülmeye başlanacağı üzere önemli bir sıçrama yapması kaçınılmaz olarak görülüyor.

Böylesi bir durumda şüphesiz ki akıllara İran’ın petrol ve doğalgazını hangi strateji temelinde ve hangi pazarlara nasıl ulaştıracağı sorusu akıllara geliyor.
Katar ile aynı kaynaktan beslenen ve bununla beraber Hazar Denizi ile ülkenin geri kalan kimi bölgelerinde yoğun doğalgaz kaynaklarına sahip olan İran’ın (30 trilyon metreküpün çok üzerindeki bir rezervden bahsediliyor) küresel sistemin en önemli ve hayati enerji kaynağı olan doğalgaz üzerinden kendisinin, Ortadoğu’nun, Basra’nın ve Kafkaslar’ın kaderini nasıl şekillendireceği merak konusudur.

* * *
Zira merakın oluşmasına neden olan sebep, İran’ın elinde bulunan doğalgaz kaynağını hangi rota üzerinden özellikle Avrupa pazarına ulaştıracağı açısından önem arz ediyor.
Peşinen söyleyelim başlı başına bu durum, İran’ın askeri ve siyasi açıdan benimseyeceği politikalarını da etkileyecektir.

İran’ın, Irak ve Suriye’de bu derecede aktif bir politika izlemesinin, Ermenistan ve Gürcistan ile ilişkilerini geliştirme arayışı içerisinde olmasının, Suudi Arabistan başta olmak üzere Körfez ülkeleriyle gerginlik yaşamasının ana sebeplerinden bir tanesi de işte budur.

Avrupa’nın bu kaynağa erişim konusunda olumlu bir tavır takınacağı şimdiden bellidir. Çünkü uzun süredir Rus gazına bağımlılar ve Rusya’ya alternatif olacak yeni istikrarlı rota ve kaynak arayışını sürdürüyorlar.
Bu çerçevede İran, Avrupalı yatırımcılar üzerinden sağlıklı ilişkiler kurmayı başarabilirse, elindeki zengin kaynakları yine Avrupa’ya sunma konusunda büyük bir projeyi gerçekleştirmiş olurlar.
Böylesi bir durum şüphesiz ki Türkiye’yi yakından ilgilendirmektedir.
İran’ın ekonomik yönden gelişirken, buna paralel olarak nüfuz alanını da genişletmesi, şimdiki tabloya bakarak kaçınılmaz olarak gözüküyor.

Türkiye bu duruma bakarak, “İran’ın potansiyel bir rakip mi yoksa ortak mı olacağı” sorusunu şimdiden tartışmasında fayda vardır.
Şayet İran, sahip olduğu doğalgaz kaynaklarını Türkiye’yi by-pass eden bir rota ile Avrupa pazarına ulaştırma projesi başlatır ve bunda başarılı olursa, bu durum Türkiye açısından milli güvenlik meselesi haline gelir.
Türkiye’nin etrafından İran’ın geçirebileceği hatlar iki farklı güzergâh rotasını takip ediyor. Bunlardan ilki Ermenistan ve Gürcistan üzerinden geçerek Karadeniz altından Avrupa’ya taşınması muhtemel güzergâhken, diğeri ise Irak ve Suriye üzerinden Akdeniz’e açılıp, oradan da Avrupa’ya uzanacak muhtemel hat ile kendisini ele veriyor.

* * *
Dolayısıyla ulaşımın yanı sıra enerji iletim merkezi olma hedefinde dünyanın en önemli coğrafi konumuna sahip ülkelerinden olan Türkiye’nin böylesi bir durumda her yönden olumsuz olarak etkilenmesi kaçınılmaz olur.

İşte bu durum ülkemiz açısından çok önemli bir risk taşıyor.
İran’ın kendi kaynaklarını Avrupa pazarına ulaştırmasını Türkiye engelleyebilecek etkiye ve güce sahip olsa da bu durumun içte ve dışta istikrarsızlık yaratacağı açıktır.
İşte bu nedenle Türkiye ve İran ile makul temelleri olan işbirliği olanakları geliştirilebilirse, İran gazının Türkiye üzerinden geçerek Avrupa’ya ulaştırılması sağlanabilir ve bundan her iki ülke de kazançlı çıkar.
Peşinen söylemek gerekirse bu büyük projeye ilk karşı çıkacak olan ülkelerin başında Rusya gelir.
Ancak şunun da unutulmaması gerekir ki Rusya için İran’ın batıya açılması ve elindeki enerji kaynaklarını bu pazara ulaştırması demek, her koşulda kabul edilemez bir durum anlamına geliyor.
Avrupa’nın doğalgaz pazarını tek başına elinde tutma gayretinden asla vazgeçmeyen ve kendisine kesinlikle rakip çıkmasını istemeyen Rusya’nın, uzun vadede İran ile bugün yakın olan ilişkilerinin gergin bir hale dönüşmesi dahi mümkündür.

Türkiye bu dengeleri doğru okuyabilirse doğu ve batı arasında asla sarsılmayacak bir güce kediliğinden ulaşması son derece mümkündür.

Bölgesel barış ve istikrar atmosferinin oluşmasında kilit ülke konumuna gelebilecek bu denklemin çözümü ise hali hazırdaki dış politikamızın baştan aşağıya yeniden değerlendirmesi ve olması gereken satıha çekilmesine bağlıdır.

Aksi halde terörün bitmesi, bölgemizin kan ve gözyaşı ile sulanması süreci devam ederken, küresel güçlerin bizim coğrafyamız üzerinden hesaplaşma arzusu asla bitmeyecek, olan Ortadoğu’nun öz evlatlarına, Müslümanlara olacaktır.

İsmail ÖZDEMİR

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER