Asikurtlar©

Irak Türkleri Petrol Kurbanıdır!

Irak Türkleri Petrol Kurbanıdır!
14 Kasım 2016 - 17:17 'de eklendi ve 414 kez görüntülendi.

Türkmenler bin yıldan fazla süredir yaşadıkları topraklarda ayakta kalmak, varlıklarını sürdürmek için direniyorlar. Irak’ta varlık gösteren Türkmenler, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’den koparılmışlar ve İngiliz mandası olarak ihdas edilen Irak Devleti’nin vatandaşları olmuşlardır.

Türkmenler’in nüfusları 3 milyonu aşmaktadır. Irak’ın kuzeybatısından güneydoğusuna, Bağdat yakınlarına kadar uzanan geniş bir coğrafi sahada yaşayan Türkmenlerin en önemli yerleşim merkezleri, Musul’un batısındaki Telafer ilçesi ve çevresindeki Türkmen köyleri, Erbil, Altunköprü, Türkmenlerin en büyük kültür merkezi ve kalbi olan Kerkük, Tazehurmatu, Tavuk, Tuzhurmatu, Bayat köyleri, Kifri, Hanekin, Karatepe ve Mendeli’dir.

Irak’ın üçüncü unsuru olan Türkmen toplumu, özellikle dikta yönetiminin acımasız uygulamaları karşısında yıllarca dayanmaya çalışmışlardır. Her türlü mahrumiyet içinde varlıklarını günümüze kadar sürdüren Türkmenler, çeşitli yönetimler tarafından zaman zaman soykırımlara maruz kalmışlardır. 1924, 1939, 1946, 1959, 1980 ve 1991 yıllarında Türkmenler unutulması mümkün olmayan acılı günler yaşamışlardır. Bunların arasında 14 Temmuz 1959 tarihinde Kerkük’te meydana gelen soykırım, Türkmenlerin yaşadığı en büyük facialardan biridir. Bu katliam 3 gün 3 gece sürer ve tarihe Kerkük Katliamı olarak geçer.

Önce “Araplaştırılma, şimdilerde de “Kürtleştirme” politikaları ile Türkmen varlığı ortadan kaldırılmaya ve Türkmen şehri Erbil’de yapıldığı gibi Kerkük’ün kimliği yok edilmeye çalışılmaktadır. Türkmenler, bir boyutu ile katliamlara, bir boyutu ile de etnik temizlik hareketlerine varacak düzeyde insan hakları ihlalleri ile karşı karşıya kalmışlardır.

 

2003 yılında Irak’ın işgali

ABD’nin 2003 yılında Irak’ı işgal etmesi ile 10 Nisan 2003 tarihinde Irak askerlerinin Kerkük’ü boşaltıp güneye doğru çekilmeleri üzerine Kürt Peşmergeleri Kerkük’e saldırdılar. Türkmen şehrine girmekle kalmadılar, şehirdeki resmi daire binalarını, hastane, işyeri, evleri, özel araçları yağma ve talan ettiler. İlk yağmalanan yerlerin Tapu ve Nüfus Daireleri’nin olması, Kürtler’in maksadının Kerkük’teki Türkmen nüfus kayıtlarını yok etmekti. Irak Türkleri’ni azınlık durumuna düşürmek ve Türkmen şehri Kerkük’ün demografik yapısını değiştirmenin yolunu açmak olduğu açıkça anlaşılıyordu.

ABD’nin 2003 tarihinde Irak’ı işgal etmesinin hemen sonrasında ise, sistemli, planlı ve programlı bir şekilde şehri Kürtleştirmek amacıyla 700 bin Kürt sahte belgelerle Kerkük’e ithal edilip yerleştirildi. Kerkük’te 2003’ten beri değişen sadece nüfusu dağılımı olmadı. Aynı zamanda kentin yönetimi de siyasi olarak da Kürtler’in kontrolüne geçti. Kürtler için Kerkük’ü önemli kılan zengin petrol kaynaklarıdır. Kürtler, Kerkük bizim diyor, Kerkük’te Kürtlere ait tarihi bir eser bile yok. Kürtlerin Kerkük’te tarih, medeniyet ve kültür mirasları nerede? Yok.

iyi de insan kendine ait olan bir şehri hep talan edip, yağmalar mı hiç? İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna göre: Kerkük’te Türkmenler en temel haklarından yoksun bırakılıyor. Türkmenler’in kentin siyasi, ekonomik ve sosyal kalkınmasına katılmalarına Kürt güvenlik güçleri (Peşmergeler) tarafından imkan tanınmıyor. Kürt güvenlik güçlerinin (Peşmergelerin) amacı, Türkmenler’in kentin kaderinde ciddi bir rol oynamalarına mani olmak ve onları yıldırmak, sindirmek, göçe zorlamak ve toplum arasında güveni sarsmak ve kaos yaratmaktır.

IŞİD Musul’u, Peşmerge Kerkük’ü İşgal etti

Musul 10 Haziran 2014’te tamamen Irak Şam İslam Devleti’nin (IŞİD) kontrolüne geçti. Musul olayını fırsat bilen peşmergeler Türkmen şehri Kerkük’ü işgal etti. IŞİD’in hamlesi Kürtlere yaradı ve peşmergenin Kerkük’ü işgal etmesi ile birlikte Kürtler ilk kez Kerkük” hayalini gerçeğe çevirme yolunda bir fırsat yakaladılar. Kerkük, Kürtler’in önüne altın tepsiyle sunulmuş oldu.

IŞİD işgalini fırsat bilen peşmerge, IŞİD ile eşgüdümlü bir şekilde Türkmen kentlerine giriyor. Türkmeneli, IŞİD ile peşmerge arasında paylaşılıyor. Ayrıca ABD öncülüğündeki koalisyonun hava desteği ve askeri uzmanlarının katkılarıyla IŞİD aracılığıyla Türkmen ve Araplardan temizlenen bu geniş coğrafya Irak Kürt Bölgesel Yönetiminin kolluk güçleri ve peşmergelere teslim ediliyordu. Bu duruma tepki gösteren Türkmenleri, dönemin Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu “Barzani ile işbirliği yapın” diye azarlıyordu.

 

Türkmen Coğrafyası Irak Haritasından Silindi

 

IŞİD ve peşmerge teröründen dolayı o günlerde yüz binlerce Türkmen 50 dereceyi bulan cehennem sıcağında derme çatma çadırlarda, depolarda, mezarlarda, inşaatlarda, yol kenarlarında, çöl ortasında açlık, susuzluk, zehirli akrepler ve salgın hastalıklarla boğuşarak barınaksız, korumasız, sahipsiz ve kimsesiz kaldı. Türkmen coğrafyası Irak haritasından silindi.

 

Bu saldırılar nedeniyle yerinden ve yurdundan göç etmek zorunda kalan Türkmenlerin sayısı 600 bini aştı.  Irak’ta saldırılar sürerken ne Türkiye’den ne de dünyadan Türkmenlere yönelik bir adım atıldı. Türkmenler yüz üstü bırakıldı ve Kürtlerle petrol ticareti uğruna satıldı. Irak Türkleri bu yaşadıklarını asla unutmayacaklardır!

 

Irak Kürtleri Topraklarını % 40 Oranında Genişlettiler

 

2003’teki ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından Irak Kürtleri, IŞİD sayesinde Irak’taki yıllardır hayalini kurdukları”kendilerine ait olmayan toprak ve sınırları beklemedikleri bir anda ele geçirdiler ve topraklarını % 40 oranında genişlettiler. Topraklarını 30 bin kilometrekare daha büyüterek 78 bin kilometrekareye çıkardılar. Petrol zengini Kerkük ile Kerkük’e bağlı bölgeler, Musul’un Mahmur, Sincar, Başika, Telafer’e bağlı bölgeler, Tilkef, Zummar, Rabia nahiyelerini, güneyde Selahaddin iline bağlı Tuzhurmatu ilçesi, Diyala’ya bağlı Hanekin, Celavle ve Sadiye’yi de kontrolü altına aldılar. Mesut Barzani, bu bölgelerden kesinlikle çıkmayacaklarını ve bu toprakları Kürtlerin idaresi dışındaki sözde Kürdistan toprağı olarak kabul ettiklerini açıklıyordu. AKP’nin bu yanlış dış politikası, Türkmenlerin önüne koyduğu acı faturalardan sadece birisidir. Hani Musul ve Kerkük Türkiye’nin milli meselesi ve kırmızı çizgisiydi!

 

IŞİD’in arkasında bakın kimler var?

Rusya’ya sığınan ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ve ABD ulusal Güvenlik Dairesi (NSA) eski çalışanı Edward Snowden: “IŞİD, bölgede İsrail’in güvenliğini tesis ediyor. ABD, İngiltere ve İsrail istihbaratları, dünyadaki bütün terörü ‘eşek arısı yuvası’ adlı bir strateji ile bir araya getirmeye çalışıyor. Üç ülke böylelikle dünyanın her hangi bir noktasında ajanları tarafından yönetilen yerel bir terör örgütü sayesinde hem enerji kaynaklarına ulaşmayı hem de bölgelerdeki siyasi boşluğu doldurmayı hedefliyor.” diye vurguluyor.

İsrail’i korumak için, Ortadoğu’da İsrail’e karşı olan grupların kendi içlerinde savaştırılması, İslami değerlere zarar veren ve bölgeyi kaosa sürükleyen IŞİD’in ise İsrail hakkında hiçbir açıklamada bulunmaması ve sürekli savunmasız insanları hedef alması dikkat çekiyor. Terörizm birkaç kızgın adamın işi değil, tersine, “büyük” devletlerin organize suçudur. IŞİD bir cihat örgütü değil, emperyalizmin beşinci koludur.

Emperyalist ülkeler bölgeyi dizayn etmek ve bölgenin enerji kaynaklarına sahip olmak için Kürt grupları ve IŞİD’i sopa olarak kullanıyor.

 

Türkmen şehri Kerkük’ün önemi

 

Türkmen şehri Kerkük’ün Kürtler için önemi duygusal sebeplere dayanıyor. Kerkük, Irak’taki en önemli petrol yataklarının merkezinde. Müthiş petrol rezervi ile de bölgedeki tüm ülkelerin iştahını kabartan bir cazibeye sahip. Dünya petrol rezervinin %4’ü Kerkük ve civarından elde edilirken, bu oran Irak’ın ürettiği petrolün de %50’sini oluşturuyor. Anlaşılması güç olmayan husus ise; Kerkük petrollerinin, bağımsızlık için Kürtlere gerekli olan ekonomik kaynağı sağlayacak olmasıdır.

 

Türkiye’nin Barzani yönetimine verdiği tavizler ve yaptığı gizli Petrol anlaşmaları, Türkmenlerin bölgede güçsüzleştirilmesi politikasının doğrudan nedenini oluşturdu. Petrol nelere kadirdir, 3 milyon Irak Türk’ü bir anda yok sayıldı ve kaderlerine terk edildi. Bugün Türkmenler petrol kurbanıdır ve faturasını da canları ile ödüyorlar.

 

Misak-ı Milli Başka Bir Bahara

Musul operasyonuna 36 ülke katılıyor, bu ülkeler bugün sahada yarında masada olacaklar. Türkiye nerede? Ne sahada nede masada! AKP hükümeti, Misak-ı Milli trenini 2003’de kaçırdı, çünkü bu trene binecek cesareti yoktu. 2003’te Türkiye’nin Irak’ın kuzeyine girmesi için hem ortam hem de şartlar son derece uygundu. Misak-ı Milli başka bir bahara kaldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Musul’a yönelik yaptığı açıklamada, Türkiye’nin hem sahada hem de masada olacağını söylemişti! Herkesin vicdanına sesleniyorum bugün Türkiye Musul’da hem saha hem de masada mı? Yorumu vicdan sahibi, ahlak sahibi ve Allah korkusu olanlara bırakıyorum.

Ali Kerküklü

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER