“İnşaat Ya Resulullah”

AKP hemen her stratejik alanda olduğu gibi iktisadi sahada da Türkiye’yi çok zor bir duruma soktu. O kadar bariz yanlışlar yapıldı ki, Ali Babacan dahi zaman zaman isyan etmekten kendini alıkoyamadı.

AKP’nin oluşturduğu bu yeni iktisadi zeminin şiarı ise resmen, kendilerine has “İnşaat Ya Resulullah” duası oldu. Zira Türkiye Cumhuriyeti hükümetleri, daha önce bu kadar inşaat yapmaktan hoşlanan, bu kadar beton meraklısı bir iktidar daha görmemişti. Bu inşaat merakının sebebi hepimizce malum olduğundan, ona değinmeyeceğiz. Ancak, AKP bu inşaat sevdasıyla yanıp tutuşurken, milletin durumunu ise görmezden gelmek için kör ve sağır olmak gerekiyor.

Türk Milletinin içinde bulunduğu ekonomik durum gerçekten içler acısı. Yeni Türkiye Vatandaşlarının mali durumları ile halkımızın mali durumu birbirine hiç benzemiyor. Esnaf, işçi, memur, genç, yaşlı kime dokunsanız, bin ah işitiyorsunuz.

İşsizlik %10’un üzerinde, kaldı ki bu işsizlik rakamları kesinlikle hile üzerine yapılan hesaplamalarla duyuruluyor. Örneğin, iş aramaktan ümidini kesmiş insanlarımız, işsiz sayılmıyor. Anlayacağınız, AKP’nin ekonomik sistemi, insanların yarınlarıyla beraber, hayallerini de yıkmış durumda ve bu insanları bırakın insan yerine koymayı, istatistiklerde bile yok sayıyorlar.

Yok sayılan insanımız, tutunacak hiçbir dal bulamayınca da canına kıyıyor. Bunu ben değil, TÜİK araştırmaları söylüyor.

Bununla beraber AKP iktidarının hiçbir şekilde borç ödeme gibi bir derdi yok. Zira borç falan ödemiyorlar. Borcu, borçla kapatarak yarınlarımızı her geçen gün biraz daha ipotek altına aldırıyorlar. Recep Tayyip Erdoğan, yıllarca “Türkiye’yi 3 milyar dolara muhtaç etmiş bir hükümetin elinden aldık” diye bağırıp çağırdı. Oysa bugün dış borç rakamlarından, işsizliğe; iç borçlardan, karşılıksız çek-senet sayısına kadar bütün veriler 2001–2002 yıllarından çok çok daha kötü durumda. Ancak bunu Cumhurbaşkanı görünümlü, Başbakan Tayyip Erdoğan’a bizlerden başka söyleyecek, bir kimse bile yok.

İnsanlarımız yıllardır borçlanmaya teşvik edildi ve bu borçlanma sonucu ekonomide ki hareketlenme, yani borçlanmaya dayalı büyüme bir zafer ve gurur tablosu gibi vatandaşa sunuldu. Hâlbuki bugün büyüme rakamlarımız, cumhuriyet tarihi ortalamasının da gerisinde. Yani milletin elinde kala kala, 12 yıldır dinledikleri masallar ve banka avukatlarından gelen tebligatlardan başka bir şey kalmadı. Zaten bu yalanların, yüzlerine çarpılacağını anlayan iktidar yetkilileri, acele ile karşılıksız çekten hapis cezasını kaldırırken, haciz işlemlerini de sınırladılar. Peki, böyle bir piyasada iş yapılabilir mi? Ticaret gelişebilir mi? Tabii ki hayır!

Ekonomik göstergeler cidden vahim. Ancak bunu söylediğimizde de insanlardan, “O zaman AKP gitmesin en azından borçla da olsa durumu götürüyorlar” tepkisini alıyoruz. Hâlbuki AKP’nin götürdüğü durum değil, başka bir şey. Borçla, tavizle idare edilen ekonomik sistemimiz, patlamaya hazır bir el bombası gibi ve daha da kötüsü her geçen gün biraz daha ateşe yaklaşıyor.

Bu bombanın patlamaması için, bizce Türk Ekonomisi acilen elden geçirilmeli ve Türk Hukuk Sistemi yatırımcıya güven verir hale getirilmeli. Kimin kime saat aldığı, hangi kutudan kaç para çıkacağı belli olmayan bir sistem doğal olarak, yatırımcıyı da cezbedemiyor. Kimse bütün dünyada içine ayakkabı koyulan, zaten üretim amacı da bu olan ve adını da bu amaçtan alan ayakkabı kutularına nereden gelip, nereye gittiği belli olmayan paraları istifleyen bir sisteme güvenemiyor. AKP’ye sorarsanız “Bomba patlamadıkça sorun yok”

Gelecek yazımızda, MHP iktidar olduğunda ekonomide neler yapar sorusunun cevabını vereceğiz. Ümidimiz odur ki, biz o yazıyı yazana kadar, Allah milletimizi, pimi çekilmiş bu bombanın patlamasından korusun.

ŞEVKET APUHAN

YORUM ALANI

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.