SON DAKİKA

İnlerine girdik, giriyoruz” dedikten iki gün sonra..

Bu haber 16 Aralık 2014 - 19:20 'de eklendi ve 12 kez görüntülendi.

Zaman gazetesine Ekrem Dumanlı’yı götürmek için gelen polisin düştüğü durumu gördünüz. İyi hazırlanmış mizansenle, polisi genel yayın müdürünün katına merdivenlerden çıkardılar. Gözaltına alma sürecinde tüm inisiyatif cemaatin elindeydi.
Sonra bu defa iş farklıydı. ‘Özgür basın susturulamaz’ diyenler muhafazakar kesim diye tanınan cemaatti. Kalabalık içindeki tüm kadınlar başörtülüydü. Demek istediğim, iktidar kendi ayağına sıkan kararlar alıyor. Etme bulma dünyası demeyin diyorlarsa da hatırlamanın kimseye zararı olmaz.
2007 Haziran ayından beri yaşadıklarımızın benzerini iktidar ortağı cemaatte yaşanıyor. Gözaltı yaşanırken ‘bir gün sıra size de gelecek’ diyorlardı. Bu lafı son sekiz yıldır hep duyduk. Daha önce söyleyenlerin arasında hastalananlar, ölenler oldu. Hukuk hakim değilse, ‘bir gün herkese sıra gelebilir.’
Zaman gazetesine yapılan baskın sırasında ‘Bülent Arınç ve H.Hüseyin Çelik’ de kınandı. Adı geçenler bundan sonra AKP’den ayrılır mı, başkaları peşi sıra gelir mi, bunlar önümüzdeki süreçte netleşir.
Yapılan 17-25 Aralık yaklaşırken cemaat üzerinden, muhalefete korku oluşturmak olarak da okunabilir. Seçime çeyrek kala söylüyorsunuz bir şey yapmıyorsunuz diyen kesime de böylece cevap verdiler. Erdoğan 12 Aralık 2014’de TOBB’da ‘inlerine girdik’ dedikten iki gün sonra Zaman Gazetesine girildi.
***
BU GÖZALTILAR KAHRAMAN ÇIKARIR
Gözaltına alınma mevzusunda AKP iktidarı beceriksizdi. Binlerce kişinin sadece ‘özgür basın engellenemez’ sloganı atması iç kamuoyundan çok, Dış Dünyaya geçilecek resim karesiydi. Erdoğan’ın iktidarı, 17-25 Aralık 2013’ün yıldönümünde bir yara daha aldı.
17 Aralığa üç gün kala yapılan gözaltılar, herkese gözdağı ayrıca. ‘Fazla konuşmayın’ diyorlar. Bir iktidar şeffaflık ve hesap verilikten uzaklaştıkça baskıya yönelir. Baskı kurmak, saklanılan durum var demektir.
Değerli okur, cemaate bakış açımı yazılarımı okuyanlar bilir. Onlara tekrar girmek istemiyorum. Dün Ergenekon – Balyoz davalarında yaşanan hukuksuzluklar, bugün tekrarlanıyor. Dün karşı çıktığımız adımlara bugün devam edilmesi, kumpasların kontrol mekanizmasını idare edeni bize artık merak ettirmiyor. Birlikte hareket edenlerinse sadece taşeron olduğunu anlatıyor.
Demek istediğim, 2007 yılından beri yaşanan hukuksuzlukların tamamına karşı çıkmalıyız. Bu işleri planlayan, organize eden kimlerse, onları hukuk önünde görmek duygumuzu asla kaybetmemeliyiz. AKP aklına göre kurgulanmış hukuktan bahsetmiyorum tabii.
***
17-25 ARALIK ‘YOLSUZLUKLA MÜCADELE HAFTASINI’ UNUTMAYALIM
Hukuksuzluğa uğrayanlar dün ‘paralel yapı’ diye iktidarla birlikte hareket etse de, eldeki veri ‘kanıt’ olmalı. ‘Makul şüphe’ ile önümüzdeki süreçte, 17-25 Aralığı konuşan, yazanları da gözaltına alabilir bunlar. Yolsuzluk soruşturmasının yıldönümünde cemaate tokat atıldı. Konuşmamaları için herkes uyarıldı.
Mızrak çuvala sığmıyor. Kim haklı kim haksızdan çok Türk Milletini arkadan vuran, ‘Kürt açılımı’ gibi bölücü projeleri ve toplumu duyarsızlaştıran ‘görevi kötüye kullanma’ eyleminde bulunanları da gelecekte, tarafsız yargı önünde bu millete hesap veren noktada görmek isteriz.
AKP tükenmeme sürecine girmiştir. Devletin elindeki hangi aygıtı kullanırsa kullansınlar, çöküşü engelleyemeyecekler. TSK’ya kurulan tuzakla gelecekte yükselmesi kesin olan vatan evlatları saf dışı bırakıldı tüm bu oyunlarla.
Bu savaş keşke ‘Kürt açılımı’ sebebiyle çıksaydı diyorum. Yolsuzluk iddiasını küçümsediğim için değil. Lâkin vatanın bölünmez bütünlüğü üzerinde oynanan oyunda hâlâ ortaklığı bozmadıkları da bilinen bir gerçek.
Hayırlısı Allahtan diyorum. Türk Milletine her kim kumpas kurdu ise onları önce Allah’a(c.c.) sonra Türk Milletinin ferasetine havale ediyorum.
***
Netice’ye gelirsek; yarın 17 Aralık’ın yıl dönümü. MHP’nin başlattığı büyük kabul gören ‘yolsuzlukla mücadele haftası’nın ruhuna uygun şekilde toplum tarafından algılanacağını umuyorum, ummak istiyorum.
Devletin birliği, Milletin dirliğini bozan, vatan toprağı üzerinde Türk Milleti dışında farklı millet çıkarmayı terörü sonlandırma olarak gösterenler, makamını kullanarak köşe olanlar bağımsız ‘yargı’ önüne çıkarılmalı. Yoksa benzeri sahneleri seyreder dururuz.
Kimin eli kimin cebinde belli olmayan, kumpas Türkiye’sini hak etmiyoruz.
Neval KAVCAR

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.