SON DAKİKA

İmralı, Devlete Eş Koşan Paralel Bir Örgütün İdare Merkezi Haline Geldi

Bu haber 19 Kasım 2014 - 11:37 'de eklendi ve 7 kez görüntülendi.

MHP Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, çözüm sürecinin Ak Parti ve PKK’nın birlikte kazanma projesi olduğunu belirterek, “Çözüm süreci sayesinde İmralı, cezaevi değil terör karargâhı olmuştur. İmralı, devlete eş koşan paralel bir örgütün idare merkezi haline gelmiştir.” dedi.

Gündeme dair yazılı değerlendirmelerde bulunan Şefkat Çetin, Türkiye’yi yönetiyormuş gibi yapan ancak milletin emaneti hükümet etme yetkisini bölücü terör örgütü PKK ile paylaşan Ak Parti hükümetinin meşruiyetini tartışılır hale getirdiğini ifade etti. Çetin, çözüm sürecinin devamı için terör örgütü PKK’nın herhangi bir adım atmadığı bilindiği halde, toplumsal bütünlük ve kamu güvenliğine yönelik tehdide rağmen AKP-PKK ortaklığının bitirilemediğine dikkat çekti.

‘KİRLİ VE İHANET KOKAN AKP-PKK İTTİFAKI’

MHP’li Çetin, AK Parti’nin PKK ile seçim ittifakından başka çıkar yolu kalmadığının bilindiğine işaret ederek, “Kirli ve ihanet kokan AKP-PKK ittifakının esası, AKP’lilerin meşhur kazan-kazan prensibi üzerine kuruludur. Çözüm denen bu anlaşmadan hem AKP hem de PKK kazanacak, Türk milleti ise kaybedecektir. AKP’nin amacı bölücü terörden müsaade alarak seçimlerden hasarsız çıkmaktır. PKK ise her dediğini yapacak kıvama getirdiği AKP’den yararlanarak sözde Kürdistan için yeni tavizler koparmanın peşindedir. İmralı’daki caninin iç savaş çıkarma tehdidi ve seçim öncesi mart ya da nisanda silahsızlanma çağrısı yapacağı vaadine karşılık AKP her istenileni yapmaya hazır moddadır.” diye belirtti.

‘İMRALI, DEVLETE EŞ KOŞAN PARALEL BİR ÖRGÜTÜN İDARE MERKEZİ HALİNE GELMİŞTİR’

AK Parti’yi seçimlere kadar dilediği gibi kullanma fırsatı yakalayan bölücü örgütün Kandil’deki karargâhını, güvenliğini bizzat devletin sağladığı İmralı’ya taşımasının şaşırtıcı olmayacağını dile getiren Çetin, şöyle devam etti: “İmralı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çeken bir mahkûmun cezaevi değil, devlete eş koşan paralel bir örgütün idare merkezi haline gelmiştir. Osmanlı imparatorluğunun parçalanışının ardından en azından son vatanımız Anadolu’yu kurtarmak için yapılan milli mücadele ve karşıtlarına dayanan ideolojik ayrılıklar bugünün Türkiye’sinde yeni bir hesaplaşmaya dönüşmüştür. O günlerin manda ve himayecilerine, İngiliz muhiplerine, Kürt Teali Cemiyetlerine, Hürriyet ve İtilaf Partisi’ne adeta yeniden hayat verilerek kendilerine rağmen istiklal mücadelesini kazanmış Türk milletinden yüzyılın intikamını almaları istenmektedir. AKP hükümetlerinin etnik ve mezhebe dayalı ayrıştırmacı politikaları, 21. yüzyılın küreselleşme ideolojisinin bir uzantısıdır.”

ERDOĞAN’IN 1991 YILINDA RP İstanbul İL BAŞKANI İKEN HAZIRLADIĞI KÜRT RAPORU

MHP’li Çetin, küreselleşmenin bir taraftan emperyalizmin kendi kültürünün, sermayesinin ve mallarının girişine engel olan Ulus devlet sınırlarının aşındırılmasını, diğer taraftan ise etnik ve mezhepsel alt kimliklerin desteklenmesini emrettiğini kaydederek, şunları ekledi: “Bugün ülkemizde harfiyen uygulanan büyük milletleri yok edip küçük etnik gruplardan milletler türetmeye dayalı küresel ideoloji, Tayyip Erdoğan’ın daha 1991 yılında RP İstanbul İl Başkanı iken hazırladığı Kürt raporuna girmiştir. İl Başkanı Tayyip Erdoğan’ın danışmanı Mehmet Metiner’e hazırlattığı ve Necmettin Erbakan’a sunduğu ‘Kürt Sorunu Raporu’nda, ülkemizin bir bölgesi Kürdistan olarak nitelenmektedir. Türkiye’de Kürt kimliğinin tanınması ve Kürt kültürünün geliştirilmesi için engelleyici tüm yasaların kaldırılması, Kürtçenin öğrenilmesi ve öğretilmesi için yasal imkânların hazırlanması, bütün bu hakların Türkiye’de yaşayan Gürcü, Laz, Çerkez, Arap gibi diğer halklara da tanınması gerektiğinin savunulduğu rapor ile AKP’nin 12 yıllık politikaları birebir örtüşmektedir. Rapor özü itibarıyla Tayyip Erdoğan’ın küresel bir projeyi yürüttüğünü ve Türkiye’yi etnik parçalara ayırmaya çalıştığını ortaya koymaktadır. Bugün Türkiye’de sözde Kürdistan lafının bu kadar rahatça telaffuz edilebilmesi, daha 1991 yılında bu işin kitabını yazmış ve belki de bu sayede yükseldiği başbakanlığı döneminde bu amaca hizmet etmiş Tayyip Erdoğan sayesindedir.”

‘OSLO’DA PKK İLE AYNI MASAYA OTURURKEN SUÇÜSTÜ YAKALANAN AKP HÜKÜMETİ’

“Eylül 2008 ile Ağustos 2009 arasında Oslo’da PKK ile aynı masaya otururken suçüstü yakalanan AKP hükümeti, İmralı’daki Bebek katilinin görüşmelerde verdiği yol haritasını o günden bu yana uygulamaktadır.” diyen Çetin, ABD Başkanı Obama’nın 6 Nisan 2009’daki Türkiye ziyaretinde Kürtleri ‘azınlık’ olarak tarif etmesi, eğitim hakkı ve ayrıcalıkların verilmesi gerektiğine yönelik üstü kapalı sözlerinin ardından Ak Parti hükümetinin 1 Ağustos 2009’da Polis Akademisinde Kürt açılımını başlattığını hatırlattı.

‘HABUR REZALETİNE RAĞMEN DURMAMIŞTIR’

MHP Teşkilat İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Şefkat Çetin, Habur olayı ve peşmerge geçişine de değinerek şöyle devam etti: “O yıllarda DTP’li Ahmet Türk’ün ‘Macun tüpten çıktı, artık geri dönüş olmaz’ dediği süreç, dağdan inen PKK’lıların törenle karşılandığı ve çadır mahkemelerinde aklandığı Habur rezaletine rağmen durmamıştır. Anadolu’ya çıkan Yunan ordusunu hatırlatan bir şekilde gösterilerle geçiş yapan Barzani peşmergelerine müsaade edilen ikinci Habur rezaletine rağmen süreç devam etmiştir. İktidarı boyunca 100’ü polis, 730’u asker ve 150’nin üzerinde köy korucusu olmak üzere 1000’in üzerinde şehidimize rağmen AKP teröriste olan sevdasından vazgeçmemiştir.”

Çetin, hükümetin ayrıştırmacı bir politika takip etmesini eleştirerek, “Türkiye’de iktidar partisi tarafından uzun süredir uygulanan ayrıştırmacı politikaların nihai sonucu yeni azınlıkların yaratılması, kardeşin kardeşe düşürülmesi, milletin parçalara ayrılması ve kanlı etnik çatışmalardır. Etnik gruplardan yeni azınlıklar icat etmek ve hak aramaları için sahaya sürüklemek, bu insanlara yapılabilecek en büyük kötülüktür. Küresel güç kardeşi kardeşe düşürmekte, geleneksel parçala ve yönet politikasıyla sömürü düzenini devam ettirmeye bakmaktadır.” dedi.

‘BU YOLA RUHUNU VE BEDENİNİ KOYMUŞ MİLLİYETÇİ ÜLKÜCÜ HAREKET’TİR’

Milliyetçi Ülkücü Hareket’in, Türkiye’nin sürüklendiği ayrıştırmacı ve bölücü tehlikenin farkında olduğunu vurgulayan Şefkat Çetin, “Bu topraklardaki kardeşliğe ve huzura karşı başkaldıran fitneyi ve destekçilerini ezebilecek Güce ve dirayete milliyetçi ülkücü kadrolarımız ve siyasi organizasyonumuz Milliyetçi Hareket Partisi sahiptir. Bölücülere yaranmak için yarış halindeki siyasetin tek milli alternatifi, Türk milletinin birliğine ve bütünlüğüne iman etmiş, bu yola ruhunu ve bedenini koymuş Milliyetçi Ülkücü Hareket’tir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.