SON DAKİKA

Söz Konusu Olan Vatanın

Gündem Yazıları

BİZİM BRÜTÜS

KÖŞE YAZILARI

İman Sahibi Hiç Kimse Bu Vebale Ortak Olmaz

Bu haber 21 Mart 2014 - 9:43 'de eklendi ve 11 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Türkiye’nin yıllardır nasıl soyulduğu, nasıl ihanete uğradığını, hangi kumpasların kurulduğunu, bu rezillikleri sistemli hale getirmek için yargının, medyanın, devletin nasıl ele geçirildiğini anlamak için ortalığa saçılanlar fazlasıyla yeterli olsa da, asıl tablo AKP’nin iktidarı kaybetmesinden sonra anlaşılacaktır. Kimsenin bir şey yapmasına gerek kalmadan, bu dönemde görev yapan gazetecilerin, bürokratların, iş adamlarının, siyasetçilerin anlattıkları soygunu, vurgunu, ihaneti ayrıntılarıyla ortaya koyacaktır.

İtiraflar başladı

Bu tespitimizin ne kadar doğru olduğu daha şimdiden belgelenmiştir. İktidarın sallandığını görenler, hemen sıraya girmiş ve itiraflara başlamışlardır. Hiç şüphesiz ilk sırayı bizzat AKP’nin kurucusu olan, milletvekili ve bakan olarak başbakanın yakınında bulunan ve sorumluluk üstlenenlerin anlattıkları geliyor. Abdüllatif Şener’in, Ertuğrul Günay’ın, Erdoğan Bayraktar’ın, İdris Naim Şahin’in anlattıkları demokrasinin zerresinin olduğu bir ülkede, mesela komşumuz Yunanistan’da, çoktan hükümetin yerle bir olmasına fazlasıyla yeterdi. Bu bakanların tamamı bizzat yaşadıklarıyla hırsızlık düzenini ifşa etmişlerdir. Bu isimlere henüz bir şey söylememiş olsa da, bakanlıktan kendi isteği ile çekilen Nihat Ergün’ü, “çok mal haramsız, çok laf yalansız olmaz” diyerek, içinde bulundukları durumu özetleyen Bülent Arınç’ı da eklemek gerekiyor.

Din düşmanları bu kadarını yapamadı

Bütün bunları hiç utanmadan, sıkılmadan getirip bir de din kılıfına sarmaya kalkışıyorlar. Seçim meydanlarında hala başörtüsü istismarı yaparak, mağduru oynayarak rüşvet ve yolsuzluğu masum göstermeye uğraşıyorlar. Ses kayıtlarında duyduklarımız bizi dehşete düşürmüştür. Hırsızlığı bile Allah’ın izniyle söyleyecek kadar kendilerini kaybetmiş durumdadırlar. Bir eski bakan Allah’ın kelamı olan Kuran’ı Kerim’i bu rezilliklere nasıl alet ettiğini pişkince anlatırken, kullandığı kelimeler duyan herkesin içini acıtmıştır. Bu kadarını en azılı din düşmanları bile yapamamıştır. Yalanı doğru, hırsızlığı helal, ihaneti başarı göstermek ve iktidarda kalabilmek için bunların feda edemeyeceği hiçbir değerin olmadığı, bir defa daha ve bütün dünyanın gözleri önünde ispatlanmıştır.

İhanetin bedeli daha ağır

Millet çalmak, yetim hakkı yemek, mukaddes dinimizi hırsızlığa kılıf yapmak, mübarek kitabımızla alay etmek ne insafa, ne vicdana, ne imana sığmaz. Yüreğinde Allah korkusu, bayrak sevgisi, vatan millet sevdası olan hiç kimse bu durumu görmezden gelemez. Yine de keşke AKP ile geçen 11 yılın bedeli soygun, vurgun ve hırsızlık ve istismarlarla sınırlı kalsaydı. Bunu ortaya çıkarmak da, hesabını sormak da kolay. Kaçıp gitseler dahi, hırsızları, istismarcıları bu millet Allah’a havale eder, biraz daha fazla çalışır ve çalınanı yerine koyar. Ancak, ihanet başka bir şey ve bedeli çok ağırdır.

İstiklal marşı ihanete alet ediliyor

İtiraflar ve gelişmeler AKP ihanetinin boyutlarını da yavaş yavaş ortaya çıkarmaktadır. Sinmiş, bitmiş, vazgeçmiş PKK’nın niye yeniden azdırıldığı, can derdine düşmüş İmralı canisi ile neden masa kurulduğu ve nasıl yeniden gündeme sokulup etkili bir konuma getirildiği, “analar ağlamasın” yalanlarıyla ülkenin genleriyle oynanıp bölünme noktasına getirildiği, şimdi daha iyi anlaşılıyor. İmralı katilinin cüretinden ve açıklamalarından anlaşılıyor. Tehdit ve dayatmalar karşısındaki suskunluk ve söylenenlerin emir sayılıp anında yerine getirilmesinden anlaşılıyor. Bunu milleti hazmettirmek ve bu devletin varlığının teminatı olan askeri sindirmek için kurulan kumpaslar kendi itiraflarıyla ortaya çıkıyor. Bütün bunlar orta yerde dururken, Diyarbakır’da başka paçavralar asılırken, ülkenin bir bölümünde devlet yok edilirken, şimdi de çıkmış hiç utanmadan bayrak edebiyatı yapıyor, İstiklal Marşımızı bu ihanete örtü yapmaya çabalıyorlar.

Kumpasın ayrıntıları

Bu kadarla da kalmamıştır ve ihanet düzeni konusunda da itiraflar başlamıştır. Emekli İstihbarat Müdürü Ali Fuat Yılmaer’in Emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un tutuklanması emrini Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği yönündeki beyanları çok çarpıcıdır. Bizim bugüne kadar yaptığımız tespitleri doğrulamakta ve tamamlamaktadır. Ergenekon davasının neyin kumpası olduğu belgelenmiştir. Bebek katilinin serbest bırakılmasının alt yapısını bu yolla hazırlamışlardır. Yargı buna göre ayarlanmış, hazmettirme tamamlanmıştır. AİHM kararıyla Türkiye’deki yargı sürecinin birbirini nasıl takip ettiğini hayretle görüyoruz. Yine bir sabah kalkar ve bu konuda kurulan kumpası da, bebek katiliyle varılan anlaşmanın ayrıntılarını da ortaya koyan yeni ses kayıtları duyarsak hiç şaşırmayız.

Artık yeter

AKP’nin ne olduğu, bu ülkeye ve bu millete neye mal olduğu ağır bedelleriyle birlikte ortaya çıkıyor. İktidardan gitmeleri durumunda çok daha fazlası, belgeleriyle, tanıklarıyla birlikte görülecektir. Bunu bildikleri için de ne pahasına olursa olsun, iktidarda kalmayı son sınırına kadar zorlayacaklardır. TBMM’nin olağanüstü toplantısında telaş ve paniğin hangi seviyelere ulaştığını ve neleri feda ettiklerini bir defa daha izledik. Ancak, bunların fayda etmeyeceğini de fark etmişlerdir. 30 Mart sonrasında başka bir Türkiye ile karşılaşacağımız anlaşılıyor. Bu millet harama, yalana, ihanete daha fazla göz yummayacak ve “artık yeter” diyecektir. Demek zorundadır. Zira, akıl, vicdan ve iman sahibi hiç kimse bu vebale ortak olamaz.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.