SON DAKİKA

METAL YORGUNLUĞU?

Gündem Yazıları

BÜYÜK YÜZLEŞME…

Gündem Yazıları

İman buna razı gelir mi?

Bu haber 15 Ocak 2014 - 10:14 'de eklendi ve 16 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Yolsuzluk ve rüşvet iddialarının iktidarın kimyasını bozduğu, büyük bir panik ve telaş oluşturduğu bütün AKP sözcülerinin konuşmalarına ibret verecek biçimde yansıyor. Sayın başbakanı dinlerken bir başka ülkeden, bir başka hükümetten bahsediyor zannedersiniz. Sanki 12 yıldır bu devleti yöneten kendileri değil. Çetelerden, dış güçlerden, kumpastan, paralel devletten, darbeden söz ederken, aslında bu ülkeyi ne hallere düşürdüklerini, kimlere teslim ettiklerini, hangi tehdit ve tehlikelere açık hale getirdiklerini anlatıyor. Bunun hesabını da işini yapan kurumlardan soruyor.

Dün dündür

Öyle bir ruh halindeler ki, hukuku, demokrasiyi, insan hakkını, insafı, vicdanı, imanı kendi tekellerinde ve kendileriyle sınırlı sayıp, buna da milletin inanmasını ve onay vermesini bekliyorlar. Bir taraftan ayakkabı kutularındaki milyon dolarların hesabını vermek yerine, bunu ortaya çıkaranları hedefe koyup bütün imkanlarınızla saldıracaksınız, diğer taraftan “Allah bizimle beraberdir” diyerek, mukaddes dinimizi bile bu rezilliğe alet etmeye çabalayacaksınız. Deniz Feneri’ni de aynı şekilde örtbas etmediler mi? Sonra ne oldu? Daha büyüğü, daha derini, daha rezili ortalığa saçıldı. Bugün yargıyı bastırarak, polisi susturarak bu rezilliği örtbas edeceğinizi mi zannediyorsunuz? Siz zannetseniz de, iman, insaf, vicdan buna razı gelir mi? İşte böyle daha büyüğü ortaya çıkar ve rezil olmakla kalmaz bir de bütün söylediklerinizi inkar edip, tam tersi şeyler söylemek zorunda kalırsınız. Siyaset tarihinde emsaline rastlanmamış biçimde kendi bakanınız işin aslının ne olduğunu kesin ve net şekilde itiraf edip, sizi istifaya çağırır. Bu sicille bir de dürüstlükten, tutarlılıktan, istikrardan ve daha da vahim olanı Allah’ın yardımından bahsetmek bir akıl tutulması değilse, artık alışkanlık haline getirdikleri bu milleti geri zekalı koymanın yeni bir versiyonudur.

Bu nasıl bir ruh halidir?

Bugün hedefe koyup çete ilan ettiğiniz HSYK’yı daha önce bir anayasa değişikliği ile oluşturan ve bunu millete büyük ve ileri bir adım olarak anlatan, sonrasında atamalarını yapan kimlerdi? Bu yolsuzlukları ortaya çıkarmasalardı savcıları darbeci ilan etmek aklınıza gelecek miydi? Sayın Devlet Bahçeli’nin partisinin grup toplantısında tarih ve mekan vererek hatırlattığı sözleri bugün nereye koyuyorsunuz? Sayın Bahçeli o gün ne söylediyse, bugün de aynı şeyi söylüyor. Dürüst olmak, samimi olmak işte budur. Referandum sırasında söylediğiniz sözlerin bugün tam tersini savunmak ve buna inanılmasını beklemek, nasıl bir ruh halidir? Bu milleti bu kadar hafife alarak, “dün böyle söylemiştim, ama siz ona inanmayın, bugün söylediklerime inanın” girdabına mahkum etmenin dünya siyasetinde bir örneği daha var mıdır? Size inanıp referandumda “evet” oyu verenler, bugün en hafif şekliyle kendilerini kandırılmış hissetmiyorlar mı? Peki, bu aldatılmaya, yanıltmaya bir cevap olmayacak mı? “Dün dündür, bugün bugündür” demenin bu boyutuna Türk siyasi hayatında ne dün rastlandı, ne bundan sonra rastlanacaktır.

İlahi adalet

Her şeyi bir kenara bırakalım. 30 yıldır siyaset takip eden bir gazeteciyim. Siyasete girdikten sonra zengin olanları gördüm. Ama tamponu telle bağlı bir arabayla siyasete girip, yedi sülalesiyle birlikte devasa servetlere, milyon dolarlık villalara, gemi filolarına kavuşan bir siyaset adamı ne gördüm, ne duydum. Bir bilinmezden bahsetmiyoruz. Bütün Türk milletinin, hatta bütün dünyanın gözleri önünde yaşanan bir gerçeği hatırlatıyoruz. Bu durumu “Allah bizimledir” diye izah edebilmek belki siyaseten sonuç getirir. Milleti de buna inandırabilirsiniz, ama ilahi adalet bunu ne kabul eder, ne mazur görür. Yine şahit olduklarımdan biliyorum ki, yetim hakkı yiyen hiç kimsenin yanına kalmamıştır ve eninde sonunda misliyle çıkar ve çoğu zaman öbür tarafa kalmaz.

Cevabınız var mı?

Haksızlığa uğramış ve cezaevlerinde günahsız yatanlar itirafını da bunların yanına koymak gerekiyor. Bizim inancımız, bizim geleneğimiz Fırat’ın kenarında kurdun yediği kuzunun hesabını devleti yönetenlerden sorar. 11 yıldır bu ülkeyi yöneteceksiniz, sonra da çıkıp günahsız yere cezaevlerinde yatanlardan söz edeceksiniz. Bir süre önce de tam tersini söyleyip, onları peşinen suçlu ilan etmiş, “bizim önümüzde kalkmayanlar şimdi neredeler?” diyerek de övünme payı çıkarmıştınız. Günahsız yatanları gündem değiştirme aracı olarak kullanmak yine siyaseten sonuç verebilir, ama onların ahı gökkubbeyi titretir. Sanal tiyatrolarla düzenlenmiş dua oyunlarıyla övünmek güzel de, kendi itiraflarınızla mağdur ettiğiniz, muzlum duruma düşürdüklerinizin ahını hiç aklınıza getirdiniz mi? Engin Alan’ın, İlker Başbuğ’un bütün bu olup bitenlere razı olduklarını ve size dua ettiklerini mi düşünüyorsunuz? Mehmet Haberal’ın komisyonda Adalet Bakanına sorduğu, “benim kaybolan yıllarımın hesabını kim verecek?” sorusunu binlerce insan soruyor. Var mı verecek cevabınız? Mazlumun ahını alanın iflah olduğu ne duyulmuştur, ne görülmüştür.

Devri sabık

Akıbet bellidir. Bugün ortaya saçılanlar devde kulaktır. Milli, tutarlı, imanlı bir hükümetin yapacağı soruşturma ve araştırmalarla bu devletin nasıl soyulduğu ve kimlerin ceplerine aktığı daha ayrıntılı biçimde ortaya çıkacaktır. Kim gelirse gelsin ve ne zaman olursa olsun, buna sebep olanların eninde sonunda hesap vermesi iki kere ikinin dört ettiği kadar kesindir ve asla değişmeyecektir. Ortalığa saçılanlara Ofer’leri, Oger’leri, Galataportları, gemicikleri, mısır, yumurta işlerini, mücevher tekellerine de eklemek gerekiyor. Bir devri sabık için bu kadarı bile fazlasıyla yeterlidir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.