SON DAKİKA

İlahi Adalet

Bu haber 28 Şubat 2014 - 9:32 'de eklendi ve 4 kez görüntülendi.

Orhan Karataş

Yalanın, talanın ve ihanetin hazmettirmek için milletin aklıyla alay etmeyi daha da ileri götürdüler. Şimdi de telaş ve panikle yolsuzluğu ve rüşveti getirilip mukaddes dinimize sarmaya ve İslamiyet üzerinden izah etmeye kalkışıyorlar. Paraları nereye saklayacaklarını aralarında konuşurken, “inşallah, Allah’ın izniyle” gibi laflar edip, hırsızlığı ve yolsuzluğu masum ve helal gibi değerlendiriyorlar.

İslama en büyük kötülük

Yalanla imanı, talanla İslamı, ihanetle Müslümanlığı bir araya getirmek, haramı helal saymak nasıl bir ruh halidir, nasıl bir cürettir? Bu mukaddes dinimize bir saldırı olduğu gibi, aynı zamanda şirktir. Allah’ın bütün emirlerini, Kuran’ın bütün ayetlerini, Peygamberin sünnetini, hadisi tersine çevirmektir. Yolsuzluğun, hırsızlığın makul ve masum olduğunu gösteren her kim olursa olsun, eğer Allah’a inanıyorsa, eğer “Müslümanım” diyorsa, sadece kendi vicdanına, Türk milletine ve bütün dünyaya haksızlık etmiş olmakla kalmaz, dinimize de en büyük kötülüğü, en büyük haksızlığı, en büyük saygısızlığı yapmış olur.

Bu nasıl bir ruh halidir?

Ortalığa saçılanlar karşısında şu söylenenlere bakın: “Allah bizimle beraberdir” diyorlar. Bu nasıl bir mantıktır, bu nasıl bir anlayıştır, bu nasıl bir ruh halidir? Ülkeyi böldüler yetmedi, ellerinden gelse dini de bölecekler. Bunları dinlerseniz zannedersiniz ki, Cenabı Allah sadece onlarla beraber, başkalarını ne görüyor, ne biliyor, ne tanıyor, ne de dikkate alıyor? Onlar ne istiyorsa, onu yapıyor, ne diliyorsa onu yerine getiriyor. Sanki senet yapmış, onay almışlar. Tövbe istiğfar çekmekten, Allah’a sığınmaktan, ilahi adalete güvenmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Allah’a havale ediyoruz. Ve çok iyi biliyoruz ki, şirk koşan, yalan söyleyen, yetim hakkı yiyen ve ihanet edenler, her iki cihanda da abad olamazlar ve mutlaka cezalarını bulurlar.

Milletle alay ediyorlar

Zaten böyle olmuyor mu? Kimin için ne dedilerse, kime hangi karalamayı yapıp, hangi iftirayı sıraladılarsa, misliyle karşılarına çıkmıyor mu? Ders almak yerine, daha da hırslanıyor ve ileri gidiyorlar. Bırakın mevkii, makam, para, şöhret sahibi olanları; hangi insan bugün iktidar sahiplerinin durumlarına düşmeyi ister? Buna rağmen hala çıkıp dürüstlükten, adaletten, imandan bahsetmek artık sözün bittiği yerdir. Nitekim, yansımaları da çok vahim ve ibret verici oluyor. İki tane örnek verelim: Ortalığa saçılan iddialarla ilgili olarak isminin önünde Profesör unvanı bulunan bir muhterem bakın ne diyor: “İnternete düşen ses kayıtları doğru olsa bile kimse bunlara inanmaz.” Bu sözün anlamı şudur: “Bu millet o kadar derin bir uykuda, aklını mantığını o kadar bir kenara bırakmış ve bize teslim olmuş durumda ki, ne yaparsak yapalım fark etmez, yine bize oy verir.” Bu millet iradesine de, insan aklına da yapılabilecek en büyük hakarettir. Sayın başbakan seçim meydanlarında birilerinin millete “bidon kafalı, göbeğini kaşıyan” adam dediğinden dem vururken, her halde bunları kast etmiştir.

Doğru olduğunun farkındalar

Bu söz iktidar şımarıklığının ne olduğunun, nasıl bir ruh hali oluşturduğunun tipik örneğidir. Her şeyden önce ses kayıtlarının doğruluğu ile ilgili olarak içlerinden geçeni yansıtıyorlar. Doğru olduğundan eminler, ama bunu belli etmek istemedikleri gibi, şüpheli bir duruma nasıl getireceklerinin hesabını yapıyorlar. Nitekim, Bilim ve Teknoloji Bananının açıklamaları ibret vericidir. Kayıtların montaj olduğuna sayın bakan incelemeye gerek görmeden karar vermiş. Eğer bu kadar eminseniz, neden bunu yargı önünde ve herkesin kabul edeceği bir inceleme ile ortaya koymuyorsunuz? Bu kadar basittir ve bütün tartışmaları anında bitirecektir. Bunun yerine, “incelemeye gerek yok, ben ne diyorsam siz ona inanın” anlamına gelecek açıklamalar yapıyorsunuz. İnsan aklıyla alay etmek başka nasıl olur?

Ne ararsanız var

Bir başka örnek de yandaş ve yanaşmalardan verelim. Güya bu ülkede İslamcı yazar olarak geçinen ve bu yolla hem şöhret hem servet yakalayan bir yazar aynen şunları söylemiş: ‘Kaset doğru çıkarsa dindarlar zekatlarını yoksullara ulaştırmak için başbakana vermiş olabilirler’ derim. Alın size sözün bittiği bir yer daha. İnsana, akla, mantığa hakaret mi ararsınız, insanları geri zekalı yerine koymanın örneğinimi sorarsınız, ayrıştırmanın, çatıştırmanın hangi boyuta ulaştığını mı merak edersiniz, mukaddes dinimize saldırının, bütün İslami ölçü ve kuralların yerle bir edilmesini mi görmek istersiniz, ne ararsanız var. Önce dindarlar ve dindar olmayanlar diye milleti kategorize ediyor. Sonra dindarları kendi aralarında her türlü haram ve talana bir İslami bir kılıf uydurarak makul ve helal sayan bir yere yerleştiriyor. En sonunda da akıl ve zekayı yok sayıp alay ediyor.

Müslüman nasıl yaşar?

Bir gayri Müslim İslam’ı seçmeye niyetlense ve “Müslümanlar nasıl yaşıyor? Hayat anlayışları, insana bakışları nedir?” diye bunları izlese, bırakın Müslüman olmayı, en büyük İslam düşmanı olur. Zaten Yusuf İslam’da, “Ben Kuran’ı tanımadan önce bazı Müslüman geçinenleri tanısaydım, asla İslam’ı seçmezdim. Çok şükür ki, bunlardan önce Kuran’ı tanıdım ve öğrendim. Doğruyu orada gördüm” demiyor mu? Kast ettiği Müslümanlar işte bunlar olmalı.

İlahi adalet şaşmaz

AKP’nin yalan, talan ve ihanet yolunda istismar edemeyeceği hiçbir değerin olmadığını zaten biliyor ve söylüyorduk. Ancak, ortalığa saçılanları İslam ve Müslümanlıkla izah etmeye kalkışmak, belki bir çaresizliğin ve tükenmişliğin tezahürüdür, ama bu dine, bu millete yazıktır. Bu kadarına hiç kimsenin hakkı yok. Bunu yaparsanız işte bugün olduğu gibi karşılığını görürsünüz ve en hafif şekliyle ömrünüz boyunca üzerinizdeki lekeyle yaşamak zorunda kalırsınız. Kaldı ki, daha ne olacağını, neler yaşanacağını, ilahi adaletin nasıl tecelli edeceğini bilemiyoruz. Bildiğimiz ve emin olduğumuz tek şey, o adaletin mutlaka tecelli edeceğidir.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.