SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

İKTİDAR VE SARAY YANAŞMASI ALEV ALATLI!

Bu haber 08 Aralık 2014 - 19:52 'de eklendi ve 36 kez görüntülendi.

Kemal Tahir “Aydınlara baktıkça, içim kararıyor. ” diyor ya, Türkiye’de aydın sıfatıyla gezen bazı kişilerin iktidar yanaşmalığını ve iktidarın yanlışlarını meşrulaştırma çabalarını gördükçe bizim de içimiz kararıyor. “Aydın” sıfatıyla gezen ama halkından, milletinden yana olamayan ve Kaçak Saray’a sığınanlardan olan Alev Alatlı bu “iç karartan” tarifinde bir kez daha yerini almıştır. “Aydın” sıfatı taşıyor ama halkın yanında değil, halkın sırtına basarak saraylarda lüks yaşam süren güç odaklarından yana…
Alev Alatlı’nın özellikle son bir yıldan beri Recep Tayyip Erdoğan güzellemeleri yaparak Emine Erdoğan’ı ağlatmaktan başka bir özelliği var mıdır?
Bir ayağı çukurda ama iyiliği kötülükten, sevabı günahtan, doğruyu yanlıştan ayırma erdemini ve bilgeliğini gösteremiyor.
Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülleri’nden birini alan Alev Alatlı, ödül töreninde yaptığı konuşmayla yine gündem olup tepkileri çekti.
Alev Alatlı çelişkilerle dolu ve yağ fışkıran konuşmasında şunları söyledi:
“Dünya 5’ten büyüktür. Beynelmilel medya kartellerinin, muhtelif strateji uzmanlarının nadan dünyalarından büyüktür. Sayın Cumhurbaşkanım: Siz ve ekibiniz dünyadaki bugün 1,5 milyon Suriyeliye kapılarını açtığınız için tarih sizi ayrı bir yere yazacak. Dünya 5’ten büyüktür dediniz ve tüm oligarkları boşa çıkardınız. Bugün George Orwell olsa sizi ayakta alkışlardı. O yetmez Daniel Defoe de kalkar o da alkışlardı. Sizin sahici dostlarınız sanatçılar ve edebiyatçılar arasındandır. Yükselen trendlerle beraber yükselmekten imtina eden ve çoğu kez onlara rağmen yükselen bağımsız yazar arkadaşlarım, sanatın, edebiyatın muhasebeleştirilemeyeceği bir düzeni özleyen edebiyatçılar ve tabi başta bu ödülü bana layık gören zat-ı aliniz ve ekibinize teşekkür ediyor ve bu çatı altına olmaktan çok mutlu olduğumu söylemek isterim”
***
Alev Alatlı’nın iktidar yanaşmalığı yeni değildir. İktidarın 17-25 Aralık gibi en rezil halinde bile onların yanında duruş sergilemiştir.
Alev Alatlı o günlerde Yeni Şafak’a verdiği röportajda “Öyle görünüyor ki Tayyip Bey’in kumaşında liderlik var. Bu kumaş harekete geçiriyor. Biz bunu gördük. Bakın çok benzeri bir liderlik Mustafa Kemal’inkidir” ve “Ak Parti iktidarının Türkiye için öngördüğü rol, Türk milliyetçilerine ters düşen bir vizyon değildir” ifadelerini kullanmıştır.
Yağdanlık yaptığı kişiler “Her türlü milliyetçiliği ayaklar altına aldık” diyor, Türkiye’de milli ve manevi ne varsa erozyona uğratıyor, Atatürk’e düşmanlıklarını her daim gösteriyor ve onun eserlerini etkisizleştirmek ve yok etmek için her şeyi yapıyor ama Alev Alatlı Türk Milliyetçiliği ve Atatürk üzerinden iktidar yanaşmalığı için aklınca konum belirliyor.
Alet Alatlı’nın düşünce ve fikir noktasında Alzheimer hastası olduğu artık net olarak anlaşılmaktadır.
Gelelim Alev Alatlı’nın ödül töreninde yapmış olduğu konuşmasının muhtevasına. Bence en trajedik olan ve akılları zorlayan cümlesi de “Sayın Cumhurbaşkanım siz ve ekibiniz dünyadaki bugün 1,5 milyon Suriyeliye kapılarını açtığınız için tarih sizi ayrı bir yere yazacak.” şeklindeki cümlesi olmuştur.
Suriye’deki kaos, ölümler, zulümler kimin eseri ki, Alev Alatlı 1.5 milyon Suriyelinin Türkiye’ye alınmasını bir övünç haline getirebiliyor?
Bir komşu ülkeyi ABD ve İsrail hedefleri için kan gölüne çeviren, bir parçasını sözde Kürdistan’a katmak için, Suriye’de rejim muhalifi olarak kurulan terör örgütlerini besleyen, eğiten ve onlara tır tır silah ve mühimmat yardımı yapan kimlerdir Alev Alatlı?
Suriye ile savaş çıkarmak için kendi yönettikleri Türkiye’ye füze atmaktan bahseden bu iktidar mensupları değil mi zavallı hale düşen Alev Alatlı?
2 milyon Müslümanı Irak’ta öldüren ABD askerlerine dua eden, onların kanlı BOP projelerinde görev alan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi karıştırdığı Suriye’den 1,5 milyon insanı Türkiye’ye kabul etmesi mi insanlık olacak iktidar ve saray yanaşması Alev Alatlı?
İktidar ve saray yanaşması Alev Alatlı, sen 1,5 milyon diyorsun kimi “3-4 milyon Suriyeli Türkiye’ye giriş yaptı” diyor. Sokaklar Suriyeliden geçilmiyor. Kimi sokaklarda aç-sefil geziyor. Kimi büyük oranda hırsızlık, cinayet, tecavüz olaylarına karıştı. Sosyal doku plansız ve programsız bir şekilde Türkiye’ye doldurulan Suriyeliler yüzünden gün geçtikte daha çok bozuluyor. Şimdi bu durumda sen neyi alkışlıyor ve alkışlatıyorsun?
Suriye’yi kendi elimizle karıştırıp, kanlı kaos çıkarmamızı mı yoksa milyonlarca Suriyeliyi Türkiye’ye doldurup onları başı boş bırakmayı mı?
Alev Alatlı madem Suriyelilerin Türkiye’ye alınması çok alkışlanacak bir şey, yağdanlık olduğun, yalakalık yaptığın Recep Tayyip Erdoğan’a söyle de; o sokaklarda, köprü altlarında yatan, otobüslerin egzozundan çıkan dumanla ısınan Suriyelileri 1000 odanın üzerinde odası olan KaçAK Saray’ında ağırlasın, konuk etsin. Bizde o zaman seni alkışlayalım. Ne dersin?
Düşünce ve fikir noktasında Alzheimer hastası olan ve esas katili mağdur ve mazlum gören Alev Alatlı’ya sanırım ne desek faydasızdır.
Recep Tayyip Erdoğan’ı Barzani, Öcalan, Obama, IŞİD, PKK, ÖSO, PYD, Rıza Sarraf, Egemen Bağış, Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Erdoğan Bayraktar, Halk Bankası eski Müdürü Süleyman Arslan, Papa, Türklük düşmanları gibi unsur ve kişiler alkışlar da, politik iğneleyici ve solcu kişiliği ile tanınan İngiliz yazar George Orwell niye alkışlasın?
George Orwell yaşasa Recep Tayyip Erdoğan’ı hangi özelliğinden dolayı alkışlardı. Rüşvet, yolsuzluk, para sıfırlama ve vatana ihanet iddialarından henüz aklanamamış birisi George Orwell’un hangi alanına girmektedir?
Hele hele George Orwell’un okurlarına politika üzerine mükemmel bir kara mizah hikayesi sunan Hayvan Çiftliği isimli kitabında oluşturduğu senaryo ve karakterlerden sonra, Recep Tayyip Erdoğan’ın güdümündeki AKP iktidarında yaşananlar ortada iken alkışlanacak olan nedir Alev Alatlı?
George Orwell’un Hayvan Çiftliği isimli kitabının özetinin bir bölümü şöyledir:
“Snowball adındaki domuz okumayı öğrenir ve diğer hayvanlara da öğretir. Hayvanlar içinde düşünen biri olduğu için zamanla liderliğini kaybetmekten korkan Napolyon’un kinini kazanmaya başlar. Napolyon gücünü koruyabilmek için gizli olarak yavru köpekleri polis gibi eğitip kendi himayesine alır. Gücü eline geçirdiğinde de ilk olarak Snowball’u hain ilan ederek çiftlikten attırır.

Napolyon, gücün verdiği ihtiras ile kendine göre kararlar almaya başlar. İlk olarak kelime oyunları ile anayasada ufak değişikliklere gider. Örneğin çok çalıştıkları için insanların yaşadığı yerde yaşayabileceklerini söyler, insanların yattığı yerde sadece çarşaf varsa yatılamayacağını belirtir. Bunun gibi ufak değişiklikler ile kendini haklı çıkartmayı her zaman başarır. Fakat bu zamanla çiftlik üzerine rahatsızlık yaratır. Bunun üzerine çiftliğe televizyonu getirir ve sürekli kendini haklı gösteren ve öven yayınlar ile diğer hayvanların beynini yıkamaya başlar.
Çiftlikte bir sorun olduğunda bir zamanlar kovdurduğu ve ortalıkta görünmeyen Snowball’a suçu atar ve gizliden sabotaj yaptığını belirtir. Güzel bir şey olduğunda da kendi marifeti olduğunu bağıra bağıra anlatır. Karşı görüş olduğunda ise polis köpekleri ortaya salarak korku yaratır.
Bir keresinde çiftlikte kıtlık başladığında tavukların yumurtalarını satmaya karar verir. Fakat tavuklar karşı çıkınca onları hain ilan eder ve hepsine ölüm cezası verir. Anayasada ki maddeyi değiştirir ve “Hiçbir hayvan öldürülemez, hainler hariç olarak” belirtir. Bunun üzerine tüm tavuklar öldürülür.
Napolyon başkan olmanın konforunu sonuna kadar yaşamak ister ve bu yüzden bir zamanlar çiftlikten kaçırdıkları insanlar ile anlaşma yapar. Kendi keyfi için çiftliğin ürünlerini onlara satar ve ihtişam içinde hayatına devam eder.”
Günümüz Türkiye’sinden tanıdık sahneler değil mi Alev Alatlı?
George Orwell Hayvan Çiftliği kitabının sonunda der ki, “Dışarıdaki hayvanlar bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama birbirlerinden ayırt edemiyorlardı.”
“Aydınlara baktıkça, içim kararıyor. ” sözü de işte burada anlam kazanıyor.
Aydın dediğin gücün yanında saray soytarısı olmaz, halkın sesi, soluğu, duruşu olur.
MHP Lideri Devlet Bahçeli’de hafta sonu twitter sayfasında üzerine basa basa bunu vurgulamış ve şu mesajları paylaşmıştır.
“Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri töreninde konuşan sözde alleme ve aydın şahsiyetlerden bize ait bir şey duydunuz mu?
Adını Türk-İslam tarihine altın harflerle yazdıran nice alim ve arifimize bir tek atıf yapıldı mı?
Hele birisi var ki, bugüne kadar yazdığı kitapları manen yakmış ve münevverliği iktidar mürebbiyeliğiyle değiştirmiştir.
Buna göre, Rus yazar Aleksandr Soljenitsin yaşasaymış, yüzbinlerce Suriyeliye kapılarını açan hükümeti ve övülen şahsı ayakta alkışlarmış!
‘Evrensel dolandırıcılığın hüküm sürdüğü zamanda gerçeği söylemek devrimciliktir’ diyen George Orwell da alkışlarmış.
Yani dünya alem alkış yarışına girermiş. Yerel dolandırıcılığı görmeyen, yerel ve küresel bağlantılı soygunu inkar edenden aydın falan olmaz
Aydın aydınlatır, karartmaz. Aydın vicdanın sesini dinler, telkinlere gelmez. Aydın çağa yön verir; yoksa iplerini iktidarın emrine vermez.
Gerçek sanatçı saray övmez, duvar kağıtları altın varaklı, bardak ve çanakları altın sırmalı olan binlerce odalı kaçak yapıyı haklı çıkarmaz.”
MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin bu sözlerine akıl, vicdan, şuur sahibi olup da karşı çıkabilecek var mıdır?
Alev Alatlı aydın falan değil, Emine Erdoğan’ı duygulandırmaktan, Recep Tayyip Erdoğan’ı alkışlatmaktan sorumlu iktidar ve saray yanaşmasıdır. Ve paçozlaşan Alev Alatlı olmuştur o artık…

Yıldıray Çiçek

Yıldıray Cicekyildiraycicek@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.