Asikurtlar©

İHANETİN SORUMLULARI İÇİN HESAP VERME ZAMANI GELDİ

İHANETİN SORUMLULARI İÇİN HESAP VERME ZAMANI GELDİ
14 Eylül 2015 - 8:59 'de eklendi ve 4233 kez görüntülendi.

Sözde çözüm sürecine neden ısrarla ihanet süreci diyorduk?
Şimdi açık değil mi?..

22 Temmuz’dan bu yana verdiğimiz şehit sayısı 120’yi aşmışken,
PKK, Doğu ve Güneydoğu’da eylem yapmadık neredeyse herhangi bir alan bırakmamışken,
Ülke genelinde etnik temelli ayrışmanın fitilini ateşlemeye çalışanlar, PKK’nın eylemleriyle kendisine fırsat bulmuşken,
Şimdi kim çıkıp da geride bırakılan üç yıllık süre zarfında açılım, süreç gibi laflar kullanılarak söylenenlerin “ihanet olmadığını” söyleyebilir?
Elbette hiç kimse…
Zira herşey bugünlere göstere göstere geldi.
PKK’yı ve terörist başını Kürt vatandaşlarımızın temsilcisi kabul etmek birinci hataydı.
Silah bırakmamış, kendisi mecbur kalmamış ve eylemsel gücünü her anlamda korumuş olan PKK ile masaya oturmak ikinci büyük hataydı.

Bir yandan her alanda PKK ile görüşürken diğer yandan örgütün silah, militan ve eylemsel alan edinme çabalarına sözde süreç bahanesi ile göz yummaksa üçüncü en büyük hataydı…

İşte şimdi Türkiye AKP’nin yaptığı bu hataların daha açığı ihanetin bedelini ödüyor ne yazık ki…
Süreç diyerek PKK’nın meşruiyet edinme çabalarına ses çıkarmayan, silah edinmesine göz yumanlar, militan takviyesi yapmasını görmezden gelenler, il ve ilçe merkezlerinde örgütlenmelerine tedbir almayanlar bu ihanetin baş sorumlularıdır.
Bu söylediğimiz bir tespit olmaktan öte, şimdi bulunduğumuz noktada delilli, ispatlı ve itiraflı bir gerçekliktir.
Ancak işin en garip yanı sorumluların birbirlerini suçlamaya başlamış olmalarıdır.
2009 yılında Abdullah Gül’ün “Büyük bir fırsat doğuyor. Devletin tepesinde tam mutabakat var.” şeklinde övdüğü sözde çözüm sürecinde şimdi devletin tepesi suçu başka yerlere atıyor.

Dün mutabakatta olduğu söylenilenler, bugün açıkça suçu “mutabakatdaşına” yıkmaya çalışıyor gibi bir durum var ortada.
Örneğin sözde çözüm süreci boyunca PKK’nın silah ve militan kazanmasına, eylem sahasını genişletmesine yönelik Bülent Arınç “Her şeyden haberimiz vardı, çözülecek diye ümitle bekledik. Bunlar silahlarıyla her gün köylerde ama siz bunlara bir şey yapmıyorsunuz. Üzerinde silah olan PKK’lı teröristler karakolun önünden geçiyorlar, onlara el sallıyorlardı. Asker de onlara hiçbir şey yapmıyordu. Durum biraz böyleydi.” diyerek sorumluluğun AKP iktidarında olduğunu açıkça ima etti.
Arınç’ın bu ifadelerinden sonra basına nereden sızdırıldığı biraz düşünülünce kendisini ele veren bir haber yansıdı. 29 Ağustos 2015 tarihinde gündeme düşen bu habere göre Necdet Özel’in, sözde çözüm süreci ile ilgili Recep Tayyip Erdoğan’ın başında olduğu AKP iktidarını 30 Mart 2014 yerel seçimlerinden önce “gizli” ibareli resmi bir yazı ile uyardığı ve burada da “PKK’nın bu süreci silahlı unsurlarını güçlendirmek için kullandığı, kırsalda olduğu gibi meskun mahallerde de siyasi ve silahlı yapısını artırdığı, il ve ilçeleri silah deposu haline getirdiğinin” hatırlatıldığı söyleniyordu.

Sonra Dağlıca’da 16 şehit verdiğimiz günün akşamında Cumhurbaşkanlığı makamında bulunan Recep Tayyip Erdoğan “Güvenlik güçlerimiz herhangi bir çatışmaya girmeyelim dediler.” ifadeleri ile PKK’nın bu derecede güçlenmiş olmasının ve buna göz yumulmasının sorumluluğun aslında güvenlik güçlerinde, yani başta TSK olmak üzere Emniyet Teşkilatı’nda ve diğer ilgili birimlerde olduğunu belirtti.

Eminim bu üç açıklama size de garip gelmiştir.

Dün süreç diyerek millete çözülmeyi reva görenler, bugün işin gerçek yüzü ortaya çıktığı için sorumluluğu üzerlerine almama gayreti taşıdıkları her hallerinden bellidir.

Böylesi bir dönemde MHP’nin yaptığı suç duyurusunun ne kadar önemli ve yerinde olduğunun hatırlatılmasında fayda vardır.
Yıllardır MHP bu kanlı ihanet sürecini yakından ve dikkatle takip ederken, yaptığı tüm uyarılarında haklı çıkmasının ve millete karşı duyduğu sorumluluğun gereğini yerine getirmiş, konuyu siyasi zeminle birlikte artık yargıya da taşımıştır.
Zira ortada bir ihanetin olduğu, sözde çözümün devlet adına yürütücülüğünde bulunanlarca acıka ifade edilmiş olması durumu hepimizin karşısında bulunuyor.

Sorumluların kimler olduğu üç aşağı beş yukarı belli iken, yapılacak tahkikatta ihanette kusuru bulananlara gereken ceza mutlaka verilmelidir.

Ortada bu kadar belge, delil, bilgi ve açık itiraflar varken şimdi millet adına yargı sürecini başlatacak cesur savcılara iş düşüyor.

Öyle inanıyoruz ki hala bu milletin vicdanı kurumamıştır.
Neticede yargı milletin vicdanını temsil ediyor…

İSMAİL ÖZDEMİR

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER