SON DAKİKA
istanbul bayan escort escort mersin

İhanet yolunda ibret veren gelişmeler

Bu haber 07 Ocak 2013 - 16:59 'de eklendi ve 28 kez görüntülendi.

AKP-CHP-BDP ve İmralı kumpasıyla ülkenin bölünmeye götürülmesinin ortaya çıkmasından sonra, şimdi de aralarında post kavgası başladı. AKP, “nasıl olsa bunu da millet hazmeder. Önemli olan BDP’ye giden oyları garantiye almak” hesapları yapıyor. Bu hesabın doğal sonucu olarak CHP’nin, “bu ihanet yolunun açılmasında benim de payım var. Bak yeni kredi de açıyorum. Bana da verin” çırpınışına, sayın başbakan “Kendisi muhtac-ı himmet bir dede, nerde kaldı gayrıya himmet ede. Sen hangi krediyi veriyorsun sen krediye muhtaçsın” resti çekiyor.

 

Siyasi rant hesapları

 

Burada önemli olan BDP’nin ne olacağı. “Biz bastırdık oldu” diyerek bunu siyasi ranta dönüştürme hesapları mı yapacaklar, yoksa AKP’ye “hazmettirme oyununda üzerimize düşeni yaptık. Artık ayrı-gayrıya gerek kalmadı. Birleşelim” teklifinde mi bulunacaklar? Bu teklifin AKP’den gelmesi de muhtemeldir. Yanaşma ve beslemeler başta olmak üzere neredeyse bütün medyanın ve Sivil Toplum Kuruluşlarının gerek korkudan, gerek yalakalıktan dolayı seferber olmasın rağmen, sayın başbakanın “El ele verirsek bu süreçte başarılı oluruz. Şu anda el ele vermiş değiliz. Şimdiye kadar ne yazılı basından ne de STK’lardan destek görmüş değiliz” sözleri, bir kahramanlıkla bu işin siyasi rantını kimseyle paylaşmamak hesaplarının yapıldığını ortaya koyuyor.

 

Pes artık

 

Buraya kadar olanlara şaşırmıyoruz da, bizim anlamadığımız ve bir türlü kabul edemediğimiz şey, milleti bu kadar “elde var bir” görmeleridir. “Elde var bir” derken, en hafif kelimeleri kullanıyorum. Yoksa milletin ne yerine konulduğu bellidir. O kadar ki, daha dün yapılan açıklamalar bunun ispatıdır. Sayın başbakan yine bir yolculuk öncesinde duyan herkesi hayrete düşürdüğünden emin olduğumuz açıklamalar yapmış: “Olayın bizim açımızdan iki ayağı var. Bir devlet ayağı, iki siyaset ayağı. Ama bunu bilmeyen anlamayan var. Siyasetle hükümetle veya devlet, yönetmeyle devlet mekanizmalarının çalışması arasındaki inceliği ayırt edemeyen siyasetçiler var. Biz bu inceliği koruyarak bir yol gidiyoruz.” Demiş. Bu laflardan sonra ister istemez bir defa daha “pes artık” diyoruz.

 

Devlet kim, hükümet kim?

 

Başka hiçbir şeye gerek kalmadan sadece bu söz bile bu milletin aklıyla nasıl alay edildiğini, nasıl dalga geçildiğini ve bilmen ne yerine konulduğunu anlamaya da, anlatmaya da fazlasıyla yeterlidir. Bin defa sorduğumuzu bir defa daha soralım: Devlet kim, hükümet kim? Eğer devlet ayrı bir varlık ise, siz yürütme organı olarak neyi yürütüyorsunuz? Devlete yön veren, şekil veren hükümetler değil midir? Ahmet Türk ve Ayla Akat’ı İmralı’ya devlet mi gönderdi, siyaset mi? Adalet Bakanının açıklamalarını nereye koyuyorsunuz? Siyasi rant hesapları yaparken, devleti bütün imkanlarıyla siyasetinizin malzemesi olarak kullanırken, bu ayrım hiç aklınıza gelmiyor. Böyle bir ayrımdan bahsedenlere de, “millet bizi seçti” diyorsunuz. Ama mesele millete hazmettirmeye gelince; “biz yapmadık, devlet yaptı” oluyor. Bu inceliği ayırt etmeyen siyasetçiler var mıdır, zannetmiyorum. Çünkü bu ayrımı yapabilmek için aklı başında olmak fazlasıyla yetiyor. Ancak bu inceliğin siyasi hesaplara nasıl alet edildiğini bütün dünya ibretle izliyor.

 

Sayın başbakanın Afrika yolunda yaptığı herbir kelimesi birbirinden ilginç açıklamaların en şaşırtan bölümü İmralı canisi ile ilgili söyledikleri: “Teröre bulaşmış olanları bağışlayan bir genel af asla söz konusu değildir. İmralı için ev hapsi gibi şeyler uydurulup duruyor. Bizim iktidarımızda böyle bir şey asla olamaz.” Diyor. Bu ülkede yaşamasak, 10 yıldır AKP’nin yaptıklarına şahit olmasak, ayakta alkışlayacağız. Ancak çok şükür aklımız başımızda ve ne olup bittiğini, nereden nereye geldiğimizi görüyor ve anlıyoruz. Şu tuhaflığa bakınız ki, sayın başbakanın bu sözleri söylemesinden sadece birkaç saat önce AKP’nin Merkez Yürütme Kurulu toplantısından, “Tek muhatap İmralı olarak kabul edilecek. Avrupa ve Kandil ile sadece İmralı’nın mesajlarının iletilmesi ve nabız yoklanması için temas kurulacak” kararı çıktı. Tek ve değişmez muhatabınız İmralı canisi olacak sonra da çıkıp bunları söyleyeceksiniz. Bir defa daha, “pes artık” diyorum. Oslo görüşmelerinin ortalığa saçılan ve bütün gayretlerinize rağmen bir türlü gizleyemediğiniz mutabakat metnini nereye koyacaksınız?Hadi bütün bunları bir kenara bırakalım. Hiç birinden haberimiz olmamış olsun. Peki orta yerde duran şu sorular ne olacak?

 

Sicilinizi nereye koyacaksınız?

 

1-İmralı canisinin kendi geleceği ve güvenliği garantiye alınmadan tek bir adım bile atmayacağını söyleyebilir misiniz? Söyleseniz de kim inanır?

 

2-Daha önce de BDP ile muhatap olmayacağınızı, İmralı’nın tecrit edildiğini siz söylemediniz mi? Bugünkü durum bunun tam tersi değil midir? Sicilinizde, “NATO’nın Libya’da ne işi var dedikten saatler sonra Türk gemi ve limanlarını Libya’ya müdahale etsin diye NATO’nin emrine vermek gibi” bugün söylediğinizin ertesi gün tam tersini yapmak gibi yüzlerce örnek varken,yarın da bugün söylediklerinizin tam tersinin olmayacağını kim garanti edebilir?

 

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.