Asikurtlar©

İçten içe çürüyoruz

İçten içe çürüyoruz
17 Haziran 2016 - 9:26 'de eklendi ve 4095 kez görüntülendi.

 

 

 

Mübarek Ramazan ayında toplumsal çürümenin hangi boyutlara ulaştığını ve ne gibi sonuçlar doğurduğunu gözlemlemek, daha kolay oluyor. Bunu sadece sokaklardaki saygı ve sevgi erozyonu yansımalarına bakarak söylemiyorum. Sokakların barut fıçısına dönüştüğü, tahammülsüzlüğün had safhaya ulaştığı, en küçük bir itirazın, çok iyi niyetli bir ikazın, sonu kestirilemeyen gerginliklere ve büyük kavgalara yol açtığı, herkesin hergün şahit olduğu ve ne acıdır ki sıradanlaşan şeylerdir. Kural, kanun, hoşgörü, iyi niyet, saygı, sevgi ne yazık ki sadece kağıt üzerindedir.

KİME İNANACAĞIZ?
Toplum olarak bir cinnet halindeyiz. Tahammülsüzlük ailelerin kendi içlerinde dahi dehşet verici boyutlardadır. Özellikle iftar ve sahur programlarında bunun çok vahim yansımalarına şahit oluyoruz. Zaman zaman izleme imkanım oluyor. Hemen hemen her kanalda ilahiyat eğitimli veya din adamı sıfatı taşıyan muhteremler yorumlar yapıyor, telefon bağlantılarıyla veya sosyal medya üzerinden sorulan sorulara cevaplar veriyorlar. Allah’ımız bir, Dinimiz bir, Kitabımız bir, Peygamberimiz bir. Ancak her din adamı bir diğerini yok sayıyor, hatta çok ağır şekilde eleştirip, neredeyse din dışına çıkmakla itham ediyor. İzleyenler kime ve neye inanacaklarını şaşırıyor.

NAMAZ KILMA ORANI DÜŞTÜ
Yaptıkları yorumlar öğretmekten çok yönlendirmeye, belli bir zihniyete angaje etmeye yönelik. Nitekim, o kadar ileri gittiler ki, kaş yaparken göz çıkardılar. Milletin parasıyla ayakta duran devletin kanalında Prof. ünvanlı bir zat, din adına bir yerlere mesaj vermeye, yakın ve şirin görünmeye çabalarken, namaz kılmayan herkesi hayvan ilan etti. Emin olun bunu söyleten şey dinin gerekleri değil, siyaseten bir yerlere yaranma çabasıdır. Böyle söyleyince ne kadar gözükara olduğunu gösterecek ve aferin alıp, güya kendi geleceğine yatırım yapacak. Bunun malzemesi de din olacak. Bu muhterem bunu söylerken, AKP öncesinde namaz kılanların oranının yüzde 40 olduğunu, 14 yıl sonra bu oranın yüzde 28’e gerilediğini, İmam Hatip mezunları arasında yüzde 13’lere indiğini ya bilmiyor, ya da bilmezden geliyor. Koyduğu ölçüyü bu duruma uygularsak, AKP’nin neye hizmet edip, toplumu nereye sürüklediğini, sayın Profesör’e hatırlatma görevi de bize düşüyor.

FEDA EDEMEYECEKLERİ HİÇBİR ŞEY YOK
Milli ve manevi değerlerin siyaset malzemesi yapılıp, oy ve menfaat uğruna feda edilemeyecek hiç ama hiçbir değerin olmadığının bu millete ısrarla gösterilmesinin, başka türlü bir sonuç doğurmasını beklemek abes olurdu. Öyle bir düzen kurdular ki, iktidar her şeyin üzerindedir ve bunu devam ettirmek için her yol ve her şey mubahtır. Yalan, talan ve ihanetin bu kadar aleni olmasına rağmen, ayakta kalabilmek ancak ve ancak bu şekilde mümkün olabiliyor. İnsaf, vicdan, iman, akıl ve ahlak ölçüleri esas alınsaydı, bu zihniyetin çoktan iktidar inmekle kalmayıp tarihten silinmesi gerekirdi. Zira, bunun için o kadar çok gerekçe vardır ki, burada sıralamaya kalkışsak ne yerimiz yeter, ne zamanımız. Hepsini bir kenara bıraktık, terör ve ihanetin nasıl bu duruma geldiğini, anaların ağlamakla kalmayıp acıdan hayatlarını kaybettikleri bir süreci nasıl yaşadığımızı insaf ölçüleri içinde değerlendiren herkes, bu vebalin kimde olduğunu çok kolaylıkla bulabilir. Kaldı ki, kimsenin bir şey bulmasına gerek kalmadan, şehirlere bomba yığılmasına, silah depolanmasına, hendek kazılmasına göz yumduklarını, teröristlere dokunulmaması için Valilere talimat verdiklerini kendileri itiraf etmişlerdir. Bu itirafların karşılığı hesap sormak değil, bir defa daha iktidar vermek oluyorsa, söz bitmiştir. Bunun akılla, mantıkla, imanla, vicdanla izahı mümkün değildir. Zaten kimse de bu ölçüler içinde bir izah yapamamıştır ve yapması da imkansızdır.

DEHŞETE DÜŞÜREN SORULAR
Bu akıl tutulmasının nasıl oluştuğunu anlamak için yine yazının başına dönmek gerekiyor. Bazı sahur programlarında, canlı telefon bağlantıları veya sosyal medya üzerinden hocalara sorular soruluyor. Özellikle isminin verilmesini istemeyen ve genellikle de hanımlardan öyle sırlar açıklanıyor, öyle sorular geliyor ki, hakikaten dehşete kapılıyorsunuz. Burada yazmaya utanacağım şeylerin, ne kadar sıradan ve yaygın olduğunu bu programlardan anlıyorsunuz. Çürümenin hangi boyutlara ulaştığını ve toplumun nereye sürüklendiğine yüreğiniz yanarak şahit oluyorsunuz. Çürüme şahıslardan ailelere, ailelerden topluma kadar her yeri sarmış. Çoğu zaman programı yapanlar da hayrete düşüyor ve bu hazin durumun altını çizmek ihtiyacı hissediyorlar. Nitekim, gazete ve televizyon haberlerinde de bunun izlerini görmek mümkündür. Cinayet, uyuşturucu, fuhuş, hırsızlık, zorbalık, mafyalaşma, adam kaçırma, kadın cinayetleri, adi suçlar, trafik magandalığı haberleri sıradanlaşmış ve olağan hale gelmiştir. Normal dönemlerde her biri büyük infial uyandıracak olaylar, artık kimsenin dikkatini dahi çekmiyor.

FREN SİSTEMİNİ YOK ETTİLER
İnsanların ve toplumların fren sistemleri vardır. Bunlar Allah korkusudur, ahlaktır, eğitimdir, saygıdır, kariyerdir, ailedir, kanundur, meslektir ve sevgidir. Eğer bunların tamamı birden değersizleştirilmiş, sıradanlaştırılmış ve yok edilmişse; bu değerlerin yerini emek harcamadan sonuca, paraya ve şöhrete ulaşacak bir sistem almış, yandaşlık, akrabalık, yanaşmalık her şeyin önüne geçmişse, hangi fren sisteminden bahsedebiliriz? Bu insanları artık ne durdurabilir? İşte bu ağır ve derin çürümenin altında yatan temel sebep burada aranmalıdır. Balık baştan kokuyor, sonra da o koku her yeri sarıyor. Kokuyu yok etmek yerine, onunla yaşamak, hatta o kokuyu büyütüp yaygınlaştırmak her şeyin önüne geçiyor.

SUSMAK İHANETTİR
AKP’nin bedeli sadece ekonomide, terörde, dış politikada, eğitimde, kültürde ve ülkenin dibe vurmuş itibarında değildir. Milli, imanlı, kararlı, dürüst, ahlaklı bir iktidar gelir bunları kısa zamanda düzeltir. Ama çürüme başka bir şeydir ve toplumu temellerinden sarsmakta, ülkeyi sonu belirsiz bir felakete hızla sürüklemektedir. Bu ülkede bu kadar üniversite, bu kadar sosyolog, bu kadar psikolog, bu kadar toplum bilimci, din adamı var. Herkesin gördüğü ve dehşetle izlediği bu gerçekler karşısında susmak en büyük ihanettir.
Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER