SON DAKİKA

İÇİ DE YAKIYOR DIŞI DA

Bu haber 25 Kasım 2014 - 19:34 'de eklendi ve 26 kez görüntülendi.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın tavrı, tarzı, sözleri ve ziyaretin sonuçları, AKP döneminde Türkiye’nin itibarının ne hale geldiğinin acı göstergesi olmuştur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın özür beklentisi de, Esad planları da havada kalmış, bir müstemleke valisi gibi ukala bir eda takınmış ve çıkıp gitmiştir.

AKP’ye yeni rol
Bu ziyaretin niçin yapıldığını ve nasıl sonuçlandığını, ancak ABD medyasından öğrenebildik.Anlaşılan o ki, ABD tamamen kendi menfaatleri çerçevesinde AKP’yi kullanma alışkanlığını daha da ileri götürmek istemektedir. Türkiye’ye Suriye ve Irak bataklığında yeni roller öngörülüyor ve AKP’ye bu dayatılıyor. Her ne kadar itiraz ediyor gibi görünse de, halının altına süpürülme korkusu yine ağır basacaktır. İktidarı ellerinde tutanlar birçok mesele de olduğu gibi bu konuda da içeride başka, dışarıda başka konuşarak Türk milletini uyutup, BOP’lu yolda daha hızlı gideceklerdir.
Bu sicille mi?
Bir ülkenin uluslararası toplumdaki yerini ve etkisini belirleyen temel ölçü, kendi menfaatleri doğrultusunda ve hiçbir etkide kalmadan karar verme ve bunu hayata geçirebilme yeteneğidir. Bunun için de arkanızda güçlü bir devlet, o devletin teminatı olan güçlü bir ordu ve sağlam bir ekonomi olması gerekir. Geldiği günden itibaren devletin varlığını ve milletin bölünmez bütünlüğünü hedefe koyan, ordusunu hapishanelere dolduran, ekonomisini devasa borç, millet malının satışı ve yolsuzluklar üzerine oturtan bir iktidarın, uluslararası saygınlığı da ancak bugünkü gibi sınırlı ve etkisiz olabiliyor.Dünya tarihinin gördüğün en büyük yolsuzluk ve rüşvet olayı ortalığa saçılmış ve ne hukuk, ne ahlak, ne vicdan dikkate alınmamıştır. İktidar gücüyle ele geçirilen yargı üzerinden bir gizleme ve temizleme operasyonu yapılmıştır. Bütün dünya bu vahameti görmüyor mu? Bu sicille ne kadar iddialı, ne kadar etkili, ne kadar belirleyici olabilirsiniz?

İrade BOP’e teslim edildi
AKP dünyada çok uygun bir konjonktür varken iktidar olmuştur. Bugün artık soğuk savaş şartları yoktur. Dolayısı ile dış politikada bağlı bulunduğunuz paktlar ve blokları dikkate alarak değil, ülke menfaatlerine göre hareket etme imkanına sahipsiniz. Oysa AKP iradesini daha geldiği ilk günden itibaren BOP’a teslim etmiş ve ne yazık ki, birçok alanda olduğu gibi, uluslararası etkide de bu fırsatı heder etmiştir. 12 yılın sonunda geldiğimiz noktada Türkiye’nin ne bölgesinde, ne de dünyanın her hangi bir yerindeki sorunlara milli menfaatlerimize uygun bir tavır koyma imkanının olmadığını, içimiz acıyarak görüyoruz. Sayın Devlet Bahçeli’nin deyimiyle, Meşruiyetini ve geleceğini küresel projelerin gönüllü taşeronluğuna bağlayan ve ayakta kalabilmesini ancak bu projelere sadakatte gören Hükümet, ülkemizi karanlık bir mecraya yöneltmiştir. Türkiye yabancı ülkelerin hükümranlık senaryolarına figüranlık yapmakta, Başkent Ankara’dan dünyaya bakan ve kendi vizyonunu belirleyen bir güç olmaktan uzaklara savrulmaktadır.

Devlet aklı yok
AKP döneminde Türk dış politikasına yön veren hâkim anlayış, milli menfaatler değil, saplantılar, yetersizlikler ve teslimiyettir. Devlet aklı ve etkisi kaybedilmiştir. Hiçbir geçerliliği ve kabulü olmayan sözler söylenmekte, politikalar geliştirilmekte ve ülkenin geleceği bu güdük anlayışa göre belirlenmektedir. Birbirini tutmayan sözler, duruma göre vaziyet almalar güvenirliği ve etkiyi tamamen sıfırlamış durumdadır. En haklı olduğumuz meselelerde bile, hiçbir ağırlık koyamıyor ve sonuç alamıyoruz. Bunun sonucunda ABD ve AB güdümüne girmekten ve oradan oraya savrulmaktan başka bir yol kalmıyor ki, bugünkü dış politikanın içinde bulunduğu durum ne yazık ki budur.

Esad saplantısı
Yanı başımızda büyük bir yangın var. Irak ve Suriye lime lime ediliyor. Kevgire dönmüş sınırlarımızdan her türlü tehlike, tehdit ve bela yağıyor. Devlet töreniyle sınırlarımızdan terörist geçiriliyor. Bu vahim durum başta PKK olmak üzere bütün terör örgütlerini daha da azdırıyor. IŞİD’in ne yapacağı, nerede duracağı belli değildir. AKP hükümeti bu vahamete çözüm bulmak yerine, Esad saplantısıyla zaman geçiriyor. Bu saplantının altında, yaklaşan seçimler öncesinde milleti uyutabilme arayışı vardır. Eğer bir şekilde Esad devrilirse, bunu seçim meydanlarında başarı masalı olarak anlatacaklardır. Oysa, Esad’ın devrilmesinden sonra bölgedeki belirsizliğin daha da büyüyeceği ve yine en büyük tehlikeyi ve zararı Türkiye’nin yaşayacağı kesindir. Ama AKP için önemli olan ülke menfaatleri değil, kendi durumları ve iktidarı koruyabilmeleridir.

Duruma göre vaziyet
Türkiye’nin tarihinin en zor ve sıkıntılı dönemini her alanda yaşamaktadır. Söylenenle yapılan bu kadar ters olursa, bir dediğiniz diğerini tutmazsa, duruma göre vaziyet almayı bir ustalık zannederseniz, saygınlığınız da, itibarınız da bugünkü durumlara düşer. Obama’nın sopayla ayar verdiği, bakanlarına garson çağırır muamelesi yapıldığı bir hükümetten söz ediyoruz. BOP’a saplanan, bu yolda en büyük zararı gören ve kaybeden ülkelerin başında Türkiye geliyor. AKP kendisiyle birlikte bütün İslam dünyasını da zor durumlara düşürmüştür. Bu acı gerçeği bu ülkede yaşayıp da hala derin uykuda olduğu için göremeyenler olabilir, ama bütün dünya acıklı biçimde izliyor ve söylüyor.

Orhan Karatasorhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.