SON DAKİKA

BARAJ…

Gündem Yazıları

Milliyetçi Hareket

Gündem Yazıları

İÇ ÇATIŞMA TEHLİKESİ…

Bu haber 11 Ekim 2012 - 22:47 'de eklendi ve 17 kez görüntülendi.

Irak’ın işgalinin ardından Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da baş gösteren isyanlar Suriye’yi de kana buladı bulamasına da bu sözde isyanlar Suriye’den sonra bitecek değil! Çünkü “Siyonist – Haçlı Birliği”nin yıllardır tozlu raflarda bekleyen projeleri adım adım hayata geçiriliyor ve bu isyan dalgası Anadolu’yu etkisi altına almadan da bitmeyecek gibi görünüyor.

Nitekim 1095’ten itibaren sayısız defa bu coğrafyaya sefer düzenleyen ve her defasında eli boş dönen Haçlının yapamadıklarını bugün torunları olan “küresel – emperyalist devletler” “ırk – din – mezhep” üçgeninde “iç çatışmalar” çıkartarak “böl – parçala – yönet” ilkesi ile ele geçirme derdindeler. İşte Haçlı zihniyetinin devamı olan bu zihniyet Suriye’nin ardından İran ile Türkiye’de aynı eksende çıkartılacak iç çatışmalarla büyük amacına ulaşma derdinde. Ve bu zehir tohumları maalesef bugün değil yıllar evvelinden topraklarımıza saçılmıştır.

Bu zihniyet bu amaçla önce Ermeni etnik terör örgütü ASALA’yı başımıza bela etmiştir. Ve Ermeni etnik terör örgütü ASALA’nın Türkiye Cumhuriyeti Devleti toprakları içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlarından eleman desteği alamamasından ve kolay hareket edememesinden dolayı ASALA’yı uyutup Türkiye’de daha fazla eleman desteği bulup daha kolay hareket edebilecek Etnik bölücü terör örgütü PKK’yı hortlatmıştır. İşte otuz küsur sene boyunca mücadele ettiğimiz ve asker – polis – sivil, genç – yaşlı demeden insanlarımızı katleden etnik bölücü terör örgütü PKK, “Siyonist – Haçlı Birliği”nin yani Türklük ve İslamiyet düşmanı şer güçlerinin maşasıdır!.. Taşeronudur!..

Bugün etnik bölücü terör örgütü PKK ve siyasi sözcüleri, Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerindeki sözde isyanlardan kendine pay çıkartarak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti toprakları üzerinde kendince özerk yapı da bir devlet kurma hayalini gerçekleştirmeye çalışmaktadır. Bu amaçla da var gücü ile topraklarımızda hain saldırılarını artırmaya çalışmaktadır. Bu hain saldırı ve amaç karşısında Türkiye Cumhuriyeti Devleti, terörü topraklarımızdan hatta sınırlarımız ötesinden var gücü ile silmek için mücadele etmelidir. Aksi takdirde Etnik bölücü terör örgütü PKK ile siyasi sözcüleri, “Siyonist – Haçlı Birliği”nden aldıkları destekle topraklarımız üzerinde “ırk” eksenli bir “iç çatışma” çıkartarak amaçlarına ulaşmaya çalışacaklardır.

Ayrıca etnik bölücü terör örgütü PKK ile siyasi sözcüleri bir taraftan bölücü çıkışlar yaparken diğer taraftan da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin toprakları üzerinde bazı bölgelerde kontrolü ele geçirdiklerini basın yayın yolu ile yaymaya çalışıp özellikle Batı vilayetlerimizde bir “Türk – Kürt çatışması” yaratma yolunda ilerlemektedirler. Bu yolla senelerdir siyasi sözcülerinin veya sözde aydın – yazar – çizer tayfasının Avrupa Parlamentolarında sürekli dile getirdikleri “Türkiye’de Türkler ile Kürtlerin eşit haklara sahip olmadığı… Türkiye’de eşitlik, özgürlük, insan hakları ve demokrasi olmadığı… Türklerin Kürtlere şiddet uyguladığı…” yönündeki asılsız iddialarının kanıtını elde ederek, Türkiye’ye bir müdahaleyi gerçekleştirip önce otonom yapıda bir Kürt devleti kurma hakkını elde etmeye çalışıyorlar.

Ancak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetim yetkisini elinde bulunduran AKP iktidarının Irak ve Suriye’de izlediği dış politikanın da bunda etkisi bulunmaktadır. Çünkü AKP hükümeti, Suriye’nin kuzeyinde Suriyeli Kürtlerin Irak’ın kuzeyindeki gibi otonom yapıda bir Kürt devleti kurmaya kalkması durumunu bir tehlike olarak algılamamaktadır. Sadece Suriye’nin kuzeyinde etnik bölücü terör örgütü PKK ile PYD’nin varlığından rahatsızlık duymaktadır. Oysaki Suriye’nin kuzeyinde otonom bir yapıda Kürt devleti kurulması etnik bölücü terör örgütü PKK ile PYD’nin de bölgede faaliyetlerine hiçbir kısıtlama getirmeyecektir. Ve de Irak’ın kuzeyindeki gibi istediği gibi örgüt kamplarının kurulmasına bile müsaade etmesi ihtimal dâhilindedir. Hatta bu bölgede yuvalanacak teröristler ellerini kollarını sallayarak 877 km uzunluğundaki Suriye sınırımızdan topraklarımıza sızıp hain saldırıları gerçekleştirmesi de olasıdır.

Ayrıca Türkiye’yi yönetenlerin bu ihtimalleri görmezden gelip Irak’ın kuzeyindeki durumdan ders çıkartmadan Suriyeli Kürtlerin kendi kararları neticesinde bir Kürt devleti kurabilmesine yeşil ışık yakması ileride daha büyük tehlikelere neden olacaktır. Bu bağlamda etnik bölücü terör örgütü PKK ile siyasi yandaşlarının Kürt vatandaşları kışkırtmaları neticesinde “Türkiye’de yaşayan Kürtler olarak otonom yapıda bir Kürt devleti bizim de hakkımız!” denmesine yol açacaktır. Sonuçta bölücüler, “Irak ve Suriye’de kurulabiliyorken bizler neden kuramayalım? Türkiye her ikisine de yeşil ışık yakmıştı ve de her türlü siyasi – ekonomik işbirliği içinde” diyecektir. Hatta bölücülerin demesinin ötesinde “küresel – emperyalist devletler” de bu konuda onlara hak verip Türkiye’ye de “Siz Irak ve Suriye’deki otonom yapıdaki Kürt yönetimleri ile hiçbir sakınca görmeden siyasi ve ekonomik işbirliği yapabiliyorsunuz. Kendi topraklarınızda şu kadar Kürt vatandaşınız var. Otonom yapıda bir Kürt devletine neden karşı çıkıyorsunuz? Halkların kendi kaderlerini tayin etmesine müsaade etmek zorundasınız!” deme ihtimalini de hesaba katmak lazım!

İşte durum bu kadar ciddi iken Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yönetim yetkisini elinde bulunduran siyasi iktidar, Suriye politikasını bir kez daha gözden geçirmelidir. Aksi takdirde ilerde büyük sorunlar ve tehlikeler yaratacak işlere imza atılmış olacaktır. Sınırlarımızın ötesinde dahi bir Kürt devleti oluşumuna her kim kurmaya kalkarsa kalksın karşı çıkılması ve komşularımızın toprak bütünlüğünden yana tavır sergilenmesi gerekir. Sonuçta Irak’ın kuzeyindeki veya Suriye’deki Türkmen soydaşlarımız hiçbir türlü hesaba katılmadan izlenen Türk dış politikası hem Türkiye için hem de Türkmen soydaşlarımız için büyük yaralar açacaktır.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, güçlü bir devlettir. İstediği takdirde her türlü sorunun üstesinden gelebilecek güce sahiptir. En zor şartlarda dahi bölücü her türlü çıkışı başından def edebilecek kudreti vardır. Yeter ki devletin yönetim yetkisini elinde bulunduran siyasi iktidar kararlı olsun!

Umarım AKP hükümeti, her şeyin farkına varır ve sonu uçurum olabilecek politikalardan vazgeçip Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin birliğini ve bütünlüğünü koruyacak adımlar atar! Aksini düşünmek dahi istemiyorum! Ama aksi bir durum söz konusu olursa Türkiye’de çok kan akar ve kaybeden sadece devlet ile millet değil, aynı zamanda siyasilerde olur!

Kimse de Büyük TÜRK Milleti’nin sabrını ölçmeye kalkmasın! Sabrımızı ölçmeye kalkan her kim olursa olsun bedelini ağır öder!

 

reyhan iserireyhan@asikurtlar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.