Asikurtlar©

Hulusi Akar ve Zekai Aksakallı’nın hayatından hala endişe duyuyor

Hulusi Akar ve Zekai Aksakallı’nın hayatından hala endişe duyuyor
08 Eylül 2016 - 19:54 'de eklendi ve 6936 kez görüntülendi.

FETÖ operasyonları için Erdoğan, “At izi, it izine karıştı” dedi ya, galiba tam da bunu gösteren bir olayla karşı karşıyayız.

Adı Mahir Eser… Yetim… Astsubay ağabeyi okuttu, astsubay kıdemli çavuş oldu… Diğer kardeşi de astsubay… 1997’den bu yana Özel Kuvvetler Komutanlığı’nda TİM personeliydi… Eski MAK’çıydı… 2.5 ay kadar önce tabur komutanı tarafından kendi biriminin en başarılı elemanı olduğu için Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar’ın koruma ekibinde görevlendirildi.

Darbeden sonra televizyonlarda epey görüntüsü yayınlandı. Özel Kuvvetler timi Genelkurmay Karargahını bastığında koruma odasından fırlayıp, “Ne oluyor?” diye peşlerinden koşan, ertesi gün darbecileri polislere teslim eden, akşamında Genelkurmay Başkanı Akar’ı Çankaya Köşkü’nden alıp, evine götüren, Akar darbe şehitlerinin cenaze törenine katıldığında tam teçhizatlı yakın korumalığını yapan oydu. Kısacası darbeyi önleyen isimsiz kahramanlardan biriydi.

Ancak darbeden 5 gün sonra “rutin ifade” diye çağrıldığı ve kahramanlar gibi karşılandığı Özel Kuvvetler Komutanlığı’ndan “darbeci” olarak çıktı ve tutuklandı. Halen Sincan Cezaevinde.

O GECENİN EN ÖNEMLİ TANIĞI

Mahir Eser’in darbe gecesiyle ilgili iki önemli özelliği var. Birincisi, o gece komuta katında yaşananların tek tanığı. İkincisi daha hiç kimse olanın bitenin farkında değilken, içeride yaşananlardan önce Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı’yı, ardından Başbakan Özel Kalemini haberdar eden, sonrasında sırasıyla bir Emniyet Genel Müdür Yardımcısı, Enerji Bakanlığı Müsteşarı, Erdoğan’ın damadı Enerji Bakanı ve dönemin İçişleri Bakanı Efkan Ala’yla defalarca görüşüp, darbeciler hakkında bilgi veren kişi.

Yani Erdoğan ve Başbakan Binali Yıldırım’ın, “Genelkurmay’ın içinden bilgi geldi” derken, kast ettikleri oydu.

Önce Mahir Eser’in Gölbaşı polisi ve savcılığına verdiği ifadelerden, darbe günü yaşananları özetleyelim.

Eser o gün koruma ekibinde görevlidir. Akşam 19.30 gibi Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın makam odasının önünde “kale nöbetini” tutar. Saat 20.00 civarında telsizden Akar’ın çıkış hazırlığı için anons yapılır. Koruma araçları ve Akar’ın makam arabası gelir. Ama kısa bir süre sonra emir astsubaylığından bütün koruma araçlarının garaja çekilmesi talimatı gelir. Araçlar geri çekilir. Keşif unsur tim komutanı İsa Başçavuş, “Artık çıkış olmayacakmış” diyerek nöbeti devralmak üzere Mahir Eser’in yanına gelir. Nöbeti devreden Eser, koridorda yürürken Genelkurmay 2. Başkanının bulunduğu karşı koridorda Özel Kuvvetler’de bilgisayar işlerine bakan Talha Astsubayın sivil olarak Akar’ın emir astsubaylığı makamına doğru geldiğini görür. Şaşırır. Çünkü normalde bir astsubayın o koridorda bulunması imkansızdır. Eliyle, “ne arıyorsun” dercesine işaret eder. O da gayet rahat bir tavırla, “Bir şey yok” der gibi yapar. Akar’ın emir astsubayları Talha Astsubayı samimi bir şekilde karşılayıp, tokalaşır ve birlikte emir astsubayın makamına girerler. Mahir Eser, neler olduğunu öğrenmek için biraz oyalanır. Sonra Koruma Müdürü izinli olduğu için onun yerine bakan Başçavuş Muharrem Uzun’un yanına gider. Olayı ona sorar, “Ben de bilmiyorum” cevabını alır. Koruma müdürünün odasında beklerken, telsizden “iki manga geliyor” anonsunu duyunca da girişe çıkar. İki grup halinde tam teçhizatlı Özel Kuvvetlere ait iki manganın geldiğini görür. Başlarında Özel Kuvvetler’den tanıdığı Halit Albay ile Fırat Alakuş Albay vardır. Mahir Eser peşlerinden makama çıkmaya çalışırken, Akar’ın emir subayı ile Özel Kalem Müdürü, “Sakin olun, bu bir tatbikat. Komutanın bilgisi var. Yanlış bir şey yapmayın” derler. Mahir Eser yine de yukarı çıkar. Bu sırada yine Özel Kuvvetlerden tanıdığı Binbaşı Abdürrahim Aksoy’u sivil kıyafetli ve elinde M5 silahıyla görür.

Sürekli aşağı yukarı inip çıkan Mahir Eser bir ara Akar’ın makam odasının aralık duran kapısından içerideki şu manzarayı görür; Akar sandalyede oturmaktadır. Emir subayı elinde tabancayı Akar’a yöneltmiş, Özel Kalem Müdürü de elinde açık vaziyette plastik kelepçe tutmakta ve Akar’a birşeyler anlatmaktadır.

Mahir Eser yeniden aşağı inip, koruma ekibine durumu anlatır. Kısa bir süre sonra darbeciler alt kattaki personeli toplamaya başlayınca da telefonla bir yerlere haber vermek için kapıdan çıkar. Bu sırada nizamiye bölgesinden silah sesleri gelir. Yanına Akar’ın ambulans şoförü olan Er Erdi’yi de alıp, destek kıtalarının alt katındaki bir odaya saklanır.

Gizlendikleri odada önce ÖKK Aksakallı’nın emir astsubaylarından Başçavuş Kamil Işın’ı arayıp, “Buraya Özel Kuvvetlerden timler geldi, herkesi sapır sapır vuruyorlar. Bize yardım edin” der. Evde olan Işın, önce ona inanmaz, sonra, “Sakin ol, ben durumu ileteceğim” karşılığını verir. Mahir Eser, Aksakallı’nın diğer emir astsubayı Başçavuş Makbul Uluğ’u da arar, durumu anlatır ve şunu söyler:

“Senin kimden olduğunu bilmiyorum, ama kendi arkadaşlarımız bize sıkıyor. Eğer siz de bunlardansanız hakkımı helâl etmiyorum. Değilsen Zekai Paşa’yı koruyun.”

İşte Zekai Paşa’nın baskından ilk böyle haberdar olduğu ve bunun üzerine şehit Ömer Halisdemir’e, “Geleni vurun” talimatı verdiği belirtiliyor.

Mahir Eser’in telefonla dışarıyı bilgilendirmesi bundan ibaret değildir. Güvendiği Başçavuş Özgür Doygun’u da arayıp, olanları aktarır ve tüm yetkilileri haberdar etmesini ister. Yine Özgür Doygun’un vasıtasıyla tanıdığı, çevresinin geniş olduğunu bildiği birine haber verir.

Bu telefondan sonra da Mahir Eser dışarıdan aranmaya başlanır. İlk arayan bir Emniyet Genel Müdür Yardımcısıdır. Durumu, içerideki kişilerin sayısını, başlarında kimlerin bulunduğunu ve Genelkurmay Başkanı’na ihanet edenlerin kimler olduğunu sorar. Mahir Eser tek tek söyler. Peşinden Enerji Bakanlığı Müsteşarı Zafer Benli arar. Ona da olanları anlatır. Sonra Zafer Benli whatsapptan mesaj atıp, telefon numarasını Başbakanlık Özel Kalem, Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığı’na verdiklerini, onların da arayacağını iletirler.

Bu mesajın ardından kendisini “Bakan Berat Albayrak” diye tanıtan birisi arar. Ona da içerdeki durum hakkında bilgi verir. İlerleyen saatlerde telefonunun şarjı bitince, sim kartını ambulans şoförü Er Erdi’nin telefonuna takar, whatsapp hattını tanımlar vs. İlerleyen saatlerde İçişleri Bakanı Efkan Ala, emniyet müdürleri ve diğer arayanlarla böyle görüşmeye ve mesajlaşmaya devam eder.

Ancak sonrasında darbeciler, onların olduğu odayı da basıp, Mahir Eser ve Er Erdi’yi yakalayıp, ellerini arkadan kelepçelerler. Götürüldükleri odada Akar’ın tüm koruma ekibinin kelepçeli tutulduğunu görürler.

DARBECİLERİ TESLİM EDEN DE O

Darbe teşebbüsünün başarısız olmasının ardından Genelkurmay 2. Başkanı Yaşar Güler’in korumalarından Başçavuş Yusuf gelip, korumaların kelepçelerini çözer. Bütün korumaları toplayan Mahir Eser, koridorda bir masanın üzerinde olan telefonlarını aldıktan sonra teslim olmak isteyen darbecileri Zekai Aksakallı ile görüştürür. Teslim olan darbecileri nizamiyedeki polislere teslim eder, yine kapı önündeki savcıyı bilgilendirir. Genelkurmay içinde operasyon yapacak polis özel harekat timlerini içeri alıp, aranacak yerler konusunda brifing verir.

Darbecilerin teslimi ve içerdeki aramanın bitiminin ardından da Savcı’dan izin alarak, koruma araçlarıyla Çankaya Köşkü’ne çıkıp, Başbakanlık’ta olan Genelkurmay Başkanı Akar’ı alarak, evine götürür.

Sonrasında 4 gün boyunca Akar’ın en yakınında görev yapar, darbe şehitlerinin cenaze törenlerine birlikte gider. Dahası, Genelkurmay Başkanı Akar’ın ifadesini almak için Karargâha giden Savcı Ahmet Akçalı onu görünce Akar’a, “İşte övgüyle bahsettiğim bize yardımcı olan Mahir Başçavuşum” der.

ÖZEL KUVVETLER’DE 10 GÜN NE YAPTILAR

O günlerde tüm korumalar Genelkurmay’a ifade verdikleri halde, Özel Kuvvetler’den Albay Mustafa Köksal Genelkurmay’a gelip, bir de Özel Kuvvetler’de ifade alacaklarını belirterek, “Arkadaşlar bu doğal bir süreç. Size güveniyorum, hiçbir şüphem yok. Ancak Özel Kuvvetler bünyesindeki tüm personel birliğine gidip ifade sürecinden geçecek” der.

Mahir Eser 20 Temmuz’da birliğine gittiğinde kahramanlar gibi karşılanır. Buradan İstihbarat Şube Müdürlüğüne geçer. İçeri girdiğinde elleri, ayakları kelepçelenir, gözü bağlanır. 10 gün boyunca sadece bir dilim ekmek ve su verilir. Güvenmediği için ifade vermeyi reddeder. Sonra ifade vermek zorunda kalır. Sorguyu yapanlar onu, “O gece koridorda gezinmek, birilerine telefonla bilgi verip, keşif yapmakla” suçlamaktadır. O gün görevli olduğu için koridorda dolaşmasının normal olduğunu, telefon kayıtlarından gece boyunca kimlerle görüştüğüne bakılabileceğini, ambulans şoförü Er Erdi’nin de herşeye tanık olduğunu anlatıp, “Ben bu darbe girişimini önlemek için elimden geleni yaptım. Dışarıyla bağlantı kurdum, bilgi verdim, darbecileri teslim aldık” der.

Ancak Mahir Eser burada 2 gün daha tutulduktan sonra tutanaksız, belgesiz Gölbaşı polisine teslim edilir. Eser’le birlikte 13 ÖKK personeli de gönderilir, ama onların tutanağı, belgesi vardır.

Günlerdir Mahir Eser’den haber alamayan, her yere sordukları halde “bilmiyoruz” cevabıyla karşılaşan ailesi ancak Gölbaşı polisine teslimden sonra olaydan haberdar olur.

Ailenin dikkatini önce Mahir Eser hakkında hiçbir belge, tutanak olmaması çeker. “Nasıl teslim aldınız?” sorusuna polisler, “Dikkat etmedik” karşılığını verir. 30 Temmuz’da ifadesini alan polisler, televizyondaki görüntülerden tanıdıkları için ona gayet iyi davranır.

1 Ağustos’ta da Gölbaşı Savcılığına gönderilir. İfadesinde o geceyi ve kimlerle görüştüğünü anlattığı halde tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edilir.

Karar için bekleyen ailenin dikkatini çeken iki şey daha olur; birincisi, diğer 13 personelin işlemi toptan yapılırken, Mahir Eser’in sorgusu ayrı gerçekleştirilir.

İkincisi, karar öncesi ve karar için ara verildiğinde Gölbaşı Kaymakamı yanında birileriyle tüm 3 kez gelip, Savcı ve Mahkeme Başkanıyla görüşür.

Mahir Eser tutuklanır. Ailenin iddiasına göre tutuklama kararının ardından savcı ve hakim, “Elimizden bir şey gelemedi. Büyük siyasi bir baskı var, hepsini tutuklamak zorunda kaldık” der.

Aile işin peşini bırakmaz. Önce Ankara’da üst düzey bir savcıyla görüşürler. Savcının, “Suç yeri Karargâh olduğu halde, niye Gölbaşı bu davaya bakmış. Dosyasını ayırıp, göndermeleri gerekirdi” ikâzı üzerine aile itiraz eder ve nihayet geçen hafta dosyasının ayrılıp, Ankara’ya gönderilmesini sağlarlar.

O gece Mahir Eser’in yanında olan er Erdi’ye ulaşmaya çalışırlar. Darbe teşebbüsünden sonra ifadesi dahi alınmadan, terhis edildiğini tespit ederler.

Enerji Bakanı Berat Albayrak’ı haberdar ederler. Albayrak aileye bir heyet gönderip, “Bize emanet. 10 güne kadar çıkar” dediği halde hiçbir gelişme olmaz.

Mahir Eser’i Özel Kuvvetlere ifadeye çağıran Albay Mustafa Köksal’la görüşmek isterler, Köksal görüşmeyi kabul etmez. Bu arada Mahir Eser’in ifadeye çağrılmasından sonra Köksal’ın hem Akar’ın tüm korumalarını değiştirdiğini -Aile “Mahir’in yokluğu fark edilmesin” gibi bir tahminde bulunuyor- hem de Akar’ın koruma müdürü olduğunu öğrenirler. Ailenin şöyle ilginç bir iddiası da var; Genelkurmay eski Başkanı Necdet Özel’in de koruma müdürlüğünü yapmış olan Köksal diğer korumalara kefil olup, onları kurtarırken, Mahir Eser için, “Onu tanımıyorum gitsin Savcılıkta aklansın, çünkü onu ben seçmedim” demiş.

Devam edelim. Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı ile görüşmeye çalışırlar. Görüşmeleri engellenir… Genelkurmay Başkanı Akar’la görüşme çabaları sonuç vermez… Bir kanaldan darbeden sonra Jandarma Genel Komutanı olan ve Mahir Eser’i tanıyan Yaşar Güler’e ulaşırlar… Başına gelenleri anlatırlar, sadece şaşırır…

Niyedir bilmiyorum, ama ailesinin Mahir Eser’in hayatından, onun da Hulusi Akar ve Zekai Aksakallı’nın hayatından endişe duyduğunu, ailenin, “Artık sadece Cumhurbaşkanına güveniyoruz” diyerek, bildiklerini sadece ona anlatmak istediğini de kaydetmem gerekiyor.

Müyesser Yıldız

SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER