Asikurtlar©

Hukuk sadece teröristlere mi lazım?

Hukuk sadece teröristlere mi lazım?
07 Mart 2016 - 18:01 'de eklendi ve 4062 kez görüntülendi.

Siyasetin tek ve değişme kuralı şudur: Hukukun, demokrasinin, insan aklının, vicdan ve hatta imanın ne dediğinin hiçbir önemi ve değeri yoktur. Önemli olan AKP’nin ne istediği, ne beklediğidir. Bu değerler AKP’nin beklentilerine, birilerinin özel hesaplarına cevap verdiği ve onayladığı şartlarda vazgeçilmezdir. Aksi halde, kağıt üzerinde kalmaya mahkumdur.

BAHANELER ÇOĞALDI
İstisnasız her gün, bu tespitimizi doğrulayan yeni bir gelişmeye şahit oluyoruz. Son örneğini daha dün yaşadık. Malum, kısa süre önce HDP milletvekilleriyle şeref masaları kurup, birlikte ülkenin belli bir bölgesine bomba döşenmesine, hendek kazılmasına ve silah yığılmasına imkan sağladılar. Daha sonra çıkıp, bizzat itiraf ettiler. Bu işbirliğinin kan ve gözyaşına dönüşmesi ve Türk milletinin oynanan oyunu fark etmesi üzerine çark edip, birlikte masa kurdukları HDP milletvekillerinin dokunulmazlığının kaldırılmasını gündeme getirdiler. Ancak, sıra gereğini yapmaya gelince, bahaneler çoğaldı. Birden bire Mecliste muhalefet partilerinin olduğu hatırlandı. Sayın başbakan “Öncelikle hepimizin dokunulmazlıkların çerçevesi konusunda anlaşmamız, bir mutabakata varmamız lazım.” Diyor. Her ne kadar, ülkeyi çözülmeye götürecek kanunları meclisten geçirirken, ellerindeki meclis çoğunluğu ile her şeyi bir oldu-bittiyle halletmekten geri durmamış olsalar da, şimdi mutabakatı hatırlamış olmaları olumlu bir gelişmedir. Ancak, sayın başbakanın sözlerinde yine bir tuhaflık var. “Bir caniye taziye ziyaretine de dokunulmazlık çerçevesinde değerlendirmek mümkün değil.” Diyerek, sınır koyuyor. Anlaşılan göstermelik ve tek milletvekiliyle sınırlı bir fezleke getirecekler. Onu da HDP’nin mutabakatını da içine alacak şekilde, şarta bağlıyorlar.

HUKUK DEVLETİ !
Sayın başbakanın daha sonraki cümleleri de çok ilginç. Eğer dokunulmazlık kaldırılırsa, hukuki sürecin başlayacağını hatırlatıyor ve şöyle diyor: “O hukuki süreç işlerken Türkiye’de demokratik hukuk devleti kurallarının itibarını kaybettirecek görüntünün oluşmasına izin verilmez.” Sabahın köründe kahraman komutanların evleri basılıp, çocuklarının önlerinde itibarlarıyla oynanırken, insanların yatak odalarına girilip, sonra da bu miting meydanlarında siyaset malzemesi yapılırken, hukuk devleti hiç akıllarına gelmedi. Sıra terör yandaşlarına gelince hukuk devletinin itibarı her şeyin önüne geçti. Örneğini yattığı in beş yıldızlı otele çevrilip, bebek katilinin itibarında ve hukukunda da görmüştük.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ DEDİNİZ?
Sayın başbakanın Zaman gazetesine kayyum atanmasıyla ilgili değerlendirmeleri bir başka ilginçlik taşıyor. “Bu tamamıylahukuki bir süreçtir. Basın özgürlüğü konusunda Türkiye’de kimsenin şüphesiolmamalıdır, ama basın faaliyetiyle, basın faaliyetini örterek yapılan başkafaaliyetler arasındaki ayrımı da hepimiz yapmak durumundayız.” Sayın başbakan 12 yıl birlikte yürüyüp, her istediklerini verirken, bu medya organları için her türlü övgüyü sıralayıp, neredeyse dokunulmaz duruma getirirken, hukuki süreç ve basın özgürlüğü hiç aklınıza gelmiş miydi?Basın özgürlüğü AKP’nin övülmesiyle mi sınırlıdır? Menfaat ortaklığı bozulmasaydı, 12 yılda olduğu gibi bu gazete ve kurumlarla ilgili hukuki süreç başlayacak mıydı?Herkes çok iyi biliyor ki, bu hukuki süreç dediğiniz şey, menfaat ortaklığının bozulmasından sonra ortalığa saçılanların bir intikamıdır. Soruyu şöyle soralım: Zaman gazetesi için başlattığınız hukuki süreci havuz kurularak satın alınan diğer medya kurumları için de başlatın, bakalım neler çıkacak?

HAKKINDA DAVA AÇILMAYAN GAZETECİ VAR MI?
Sayın başbakan, “Türkiye’de genel olarak eleştirel anlamda yayın yapan çoksayıda basın yayın organı var. Hiçbirisine de herhangi bir hukuki işlem
yapılmıyor.” Diyor. Her halde başka bir ülkeden bahsediyor olmalı. Zira, Türkiye’de bu değerlendirme, bir şakadan ileri gidemez. Eleştirel anlamda yayın yapan, yani AKP’nin yanaşması ve beslemesi olmayan, basın organlarından tek bir tanesini gösterin ki, hukuki işleme uğramamış olsun. Bu gazetelerde çalışan ve özellikle de yazı yazan tek bir gazeteci gösterin ki, hakkında bir değil, onlarca dava açılmamış olsun. Hepsi bütün dünyanın gözleri önünde yaşanmış ispatlı şahitli bu tespitleri yaptığımız için, hakkımızda yeni davaların açılmayacağından dahi emin değiliz.

BU ÜLKENİN HALİ NEDİR?
Her zaman sorduğumuz soruyu bir defa daha tekrarlayalım: AKP eğer 14 yıldır iyi şeyler yaptıysa, doğru icraatlarda bulunduysa, bu ülkenin hali nedir böyle? Tarihin en zor ve sıkıntılı dönemini yaşadığımızı AKP’nin kurucusu olan 11’nci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül söylüyor. Yüzde 49 oy almış olmak, ne bu gerçekleri değiştiriyor, ne de ülkenin bir felakete sürüklenmesini ortadan kaldırıyor. Kaldı ki, sayın başbakanın her cümlesi, bizi doğrulayan bir itiraf olmaktan ileri gidememektir. Terörle ilgili operasyonlar için, şu sözlere bakın: “Nerede ihtiyaç varsa orada yapılacak. Gittiğim her yerde tek tek brifing alıyorum. Ama nerelerin kritik olduğunu biliyoruz. Bu hainlerin ve alçakların nerelere özel yığınak yaptıklarını biliyoruz. Bütün bu yığınakları da hesap ederek, ülkenin her bir yerindeİstanbul’da, Konya’da, Ankara’da, İzmir’de olan şartlar sağlanıncaya kadar ve ihtiyaç hissedilen yerlerin hepsinde bu çalışmalar yürütülecek.”

KAN AKMASI MI GEREKİYORDU?
Sayın başbakan gittiği her yerde terör brifingi aldığını söylüyor. Bu sözler Türkiye’nin neredeyse tamamını teröre teslim etmiş olmanın itirafı değil de nedir? Bu hainler, bu alçaklar özel yığınak yaparken, bu ülkede hangi hükümet vardı ve o hükümet neyle meşguldü? Bu hainlerle mücadele edilmesi gerektiğini anlamamınız için bu kadar kanın akması, bu kadar ocağın sönmesi ve ülkenin bölünmenin eşiğine getirilip kavrulması mı gerekiyordu?Umarız ve dileriz, bu defa söylediklerinizin arkasında durur ve gereğini yaparsınız. Zira, bu sizin son şansınızdır. Türk milleti bu gidişe, bu ihanete, bu vahamete çok daha fazla müsaade etmeyecektir.

Orhan Karataş

Etiketler :
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER